Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Nev başkenti "Alev Alev" yaktı
Gazimağusa'da bu akşam Bonnie Tyler var
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Futbolcular istediğini aldı
Hasan Olgu ve Fırat Yalova'da

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

KIBRIS TÜRK TOPLUMUNDA EĞİTİMLE ÖĞRETİM (1972-1982)

Bener HAKERİ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Nisan 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu dönemde Lefkoşa dışındaki yerleşim yerlerinde öncelerde kurulan kütüphanelerin geliştirilmesine çalışılırken bunlara yenileri de katıldı. 1974 Barış Harekâtı öncesinde Kasaba (Baf), Leymosun'da birer kütüphane açıldı. 1972'de Leymosun'da açılana ilk olarak Mücahitler Kütüphanesi denilirse de sonradan bu ad Limasol Halk Kütüphanesi olarak değiştirildi. Bu kütüphane Sancaktarlık'a bağlı Limasol İcra Heyeti'nce yürütülmekteydi. Baf Halk Kütüphanesi (1971) Lefkoşa'ya bağlıydı. 1974'ten sonraysa yeni yerleşim yerlerinde kitaplıkların açıldığı görüldü. İskele Halk Kütüphanesi (1975),Güzelyurt Halk Kütüphanesi (1975),Girne Halk Kütüphanesi (1975), Akdoğan Halk Kütüphanesi (1975), Mağusa Halk Kütüphanesi (1976) yanında Lefkoşa'daki genel kütüphane yeni binasında Milli Kütüphane adıyla işlerliğini sürdürdü. Bunların yanında Lefkoşa'da Maarif Dairesi'ne bağlı Maarif Çocuk Kitaplığı kurularak "kitaplığı bulunmayan 174 ilkokul ve köy ortaokullarına" muntazam bir araçla kitap dağıtımına başladı. Bu "gezici kitaplık" 24 Mart 1976'da başladığı görevini sürdürmektedir.

   Gençlik, Spor Ve Kültür İşleri Dairesi'ne bağlı bir ünite olarak Haziran 1971'de kurulan Milli Arşiv Ve Araştırma Merkezi 1975 yılında, nedendir bilinmez, Lefkoşa'dan Girne'ye taşındı. Böylece bu "arşiv ve araştırma merkezinden" ülkemizde araştırma yapanların yararlanmaları ulaşım yönünden zorlaştırılmış oldu.

   1981'de Mağusa Belediye Gençlik Kütüphanesi açıldı. Ne ki bu kitaplık yıllar sonra, 1996'da kapatılacak, uzun bir süreden sonra tekrardan açılacaktır.

   1 Ekim 1972 yılgününde Servet Sami Dedeçay'ın kurduğu Lefkoşa Özel Türk Üniversitesi'nden sonra Önay Fadıl Demirciler'in çabalarıyla 1979'da Yüksek Teknoloji Enstitüsü  (Higher Technological Institute) kurulacaktır ki bu okul 1986'da eyleme geçecek olan Doğu Akdeniz Üniversitesi'nin (Eastern Mediteranean University) nüvesini oluşturacaktır.

   Bu dönemde daha öncelerde kurulan siyasi partilere yenileri katıldı. Siyasa yaşamında oluşan canlılık halkın davranışlarında da birtakım değişiklikleri var ederken büyük bir 'iskan sorunu' yaşandı. Güney'den Kuzey'e geçenler daha çok politikacıların bilinçli ya da bilinçsizce yapıpetmelerinden ötürü çok dağınık biçimde iskan edildiler. Mal, özelge (mülk) dağıtımında yapılan uygulamalarla haksızlığa uğrayanlar oldu ve bu toplumda unulmaz yaralar açtı. Kültür bu yerleşimden de etkilendi.

   1972'de  önemli olaylardan birisi de Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı'nın Lefkoşa'da yayımlarını satacak bir kitabevini açması oldu. Bu kitabevi ilk yıllarda kendi yayınları dışındaki yayınevlerinin kitaplarını da satarken sonraki yıllarda böylesi satışlardan vazgeçti. Bu kitabevinin açılmasıyla TC Milli Eğitim Bakanlığı yayınları Kıbrıs'ta da kolaylıkla bulunur oldu. Sonraki yıllarda bunun bir şubesi de Mağusa kentinde açılacaktır.

   1982'de Açık Öğretim Fakültesi iki bölüm olarak öğretime başladı.

 

 

 

           Evcilleştirilen keklikler ve keklik dövüşü

   Kudüs'e hac ziyaretine gidiyorken 25 Temmuz-17 Ağustos 1542'de ve Kudüs dönüşünde 17 Eylül - 4 Ekim 1542 tarihlerinde Kıbrıs'ı ziyaret eden ya da kıyılarına uğrayan Jodikus (Jodicus) Meggen, yazdıkları arasında kimi gezginlerin günlüklerinde söz ettikleri gibi evlerin içinde ya da çevresinde evcileştirilmiş keklikler görmediği de vardır. Nedir iyi bir dilbilimci olan; Latince'yle Gırekçe'nin yanı sıra Fıransızca, İspanyolca, İtalyanca dillerinden zevk aldığı; İbranice'yle Portekizce'ye hiç yabancı olmadığı denilen Meggen "az sayıda kekliğin evcilleştirildiğini inkar etmiyorum fakat bu çok zamanla uğraşı gerektirmekteydi. Bunlar kuş avcıları için işlerini yaparken çok faydalı olduklarından iyi bir fiyata satılmaktaydı." diye yazmaktan da geri kalmamaktadır. 

   Kıbrıs'ta XIX. yüzyılda kafeslerde keklik beslendiğini, kimi evlerde serbestçe binaların etrafında bu kekliklerin dolaştığı bilinmektedir. Lusignan, Venedik yönetiminin son döneminde Kıbrıslıların keklik dövüşü hastası oldukları belirtilmektedir. Herhalde bu keklik dövüşü horoz güreşinden daha farklı ve ilginçti.

   Kimi evlerde keklik beslendiğini çocukluğumda gördüğümü hayal meyal anımsadığımı demeliyim.

 

 

 

*************

 

 

 

 

 

 

 

        Eşekarılarının düşmanı bir arı: Kıbrısarısı

   2007 yılı içerisinde bilim dünyasını arılar üstüne yapılan bir gözlemle araştırma meşgul ettiydi. Eşekarıları yanında bir de kıbrısarısı (Apis melliferia Cypria)'nın varlığı ortaya çıkarıldı. Selanik Aristotelio Üniversitesi'nden bir grup bilim adamı yaptıkları araştırmada bu kıbrısarılarının kovana saldıran eşekarılarının etrafını bir top halinde sararak nefes almalarını engellediklerini ve eşekarıları ölene dek bu şekilde kaldıklarını saptadılardı.  

   Bu kıbrısarılarının birlik içerisinde yaptıkları boğarak öldürme hareketinin çok ender rastlandığı ne National Geographic, Live Science dergilerinin kıbrısarılarına yoğun ilgi gösterdikleri de Güney'de yayımlanan Filelefteros gazetesinin eylül sayılarında yazılmakta idi.

 

 

 

 

**************

NOTLAR

 

ANTOLOJİ YAYIMLAMAK BELALI İŞ: Türkiye'deki gazetelerin yayımladıkları Kitap adlı dergilere olabildiğince göz atıyor, ilginç bulduğum hatta bulmadığım yazıları okuyorum. Bir de Türkiye'de yayımlanan kitaplar üstüne bilgi ediniyorum. "Bilgi edinmek neye yarar?" diyorsunuz, "Okumadıktan sonra." Türkiye'de okur sayısının az olduğundan söz ediliyor ya, bunca çok kitabın yayımlanması karşısında bu yargıya karşı şaşırmamak elde değil. 

   Sözü uzatmak niye? Geleyim sadede. Radikal Kitap'ın 28 Mart 2008 yılgünkü 367'nci (Burada nedense rakamlardan sonra yazılacak ek konusunda bir ayraç açmak geldi usuma. Bu rakamlardan sonraki bu eki çoğu kişi yanlış kullanmaktadır. Halbuki rakamı düşünseler bir, yaptıkları yanlış ortadan kalkacak, doğrusunu yazacaklardır. Rakamın söylenişindeki son harfle rakamın yazıdaki biçimi ekin yazılışını kendiliğinden ortaya çıkarmaktadır. Bir'den sonra 'inci', dokuz'dan sonra 'uncu', altı'dan sonra - sesli harfle bittiğinden- 'ncı', yedi'den sonra yine aynı durumdan dolayı 'nci' yazılmalıdır. Bir de rakamdan sonra konulan nokta eki verdiği, gösterdiği için 'nci, uncu vb. yazmak gereksizdir.) sayısında Celâl Üster'in antoloji hazırlama üstüne yazdığı yazıda 'telif hakları' üstüne söyledikleri ilginç.

   Antoloji hazırlarken hazırlayan kişinin "onu niye almış, bunu niye almamış diye dillere düş"mesinden çok "asıl sorun antolojiye girecek yazar ya da şairlerin yapıtlarının yayın haklarının alınmasıdır. Bir öykü ya da şiir için yazışırsınmız, bazen alamadığınız da olur. Antoloji yabanci şairlerin şiirlerinden oluşuyorsa, çevirmenler de girer devreye. Onları da tek tek arayıp yazılı onayları almanız gerekir. Sonra da telif ücretini, antolojiyi hazırlayanla öyküleri, şiirleri ve çevirileri yayımlananlar arasında hakça bölüştürmek zorundasınız."  

    Bizde tam bir telif hakları (Buna resim, müzik vb. yapıtları da katarsak buna en iyi deyişle Yapıt Hakları demek gereklidir.)  yasası olmadığına ve bu düzene göre kolayı kolayına olmayacağına, çıkarılamayacağına göre

üzerinde niye kafa yoruyorum, bilemiyorum.

   Burada bir olay geldi usuma. Yıllar önce birisinin Türkiye'de yayımladığı bir kitapta benden de şiir alındığında buradaki bir kitapçıya payıma düşen 'telif hakkı'nı almam için haber uçurulduydu. Gidip almadım. Nedenine gelince saptanılıp verilecek 'telif hakkı' ücreti yayımlanan o kitabın 'satış ücreti'nden azdı. Ne telif hakkını aldım ne de kitabı. Kitabı bile görmek istemedim, görmedim de. 

 

HAYVAN SEVGİSİNİN ASLI, ASTARI: Yine Radikal Kitap'ın bir sonraki sayısında Semih Gümüş'ün bu başlık altındaki yazısı ilgimi çekti. Semih Gümüş bu yazısında Gary L. Francione'nin Hayvan Haklarına Giriş kitabından söz etmektedir ve özetçe şunu demektedir: "Francione'nin asıl sorusu hayvanların acı çekip çekmediğidir. Verdiği bilgilere bakınca, hayvan haklarının gerçek anlamından ne denli uzak olduğumuzu utanarak düşünmeye başlayacağız.". Semih Gümüş yazısının şöyle noktalamaktadır: "Kendi kararlarımızı öğrenmek için Gary L. Francione'nin kitabını okumakta büyük yarar var."

   Yazının bulunduğu sayfada bir resim vardır. Resim altını verdiğimde okurlar fotoğrafı görür gibi olacaklardır. Resim altı şu: "Birkaç gün önce dünyanın en 'uygar' ülkelerinden biri olan Kanada'da her yıl olduğu gibi bu yıl da fok katliamı yaşanıyordu...".

   Yazının bütününü bulup okumak da iyi ama daha iyisi kitabı okuyabilmektir.   

 

 

******************

KADİR KABA: 3 Mayıs 1947 Lefkoşa doğumlu. Ankara İktisadi İlimler Akademisi'nde muhasebe yüksek öğrenimi görerek 1971'de mezun oldu. 1978-1981'de Padington College School Of Photography'de

fotoğrafçılık eğitimi gördü. 1990'da Londra'da Face Of London adlı ilk kişisel fotoğraf sergisini, ikinci kişisel sergisini de 1992'de Lefkoşa'da açan Kaba çeşitli karma sergilere katıldı. 2002'de Cypriot Photographer Gallery'yi kurdu. Fotoğrafçılık ve masa üstü yayıncılık üzerine dersler vermektedir. 19-30 Eylül 2005'te

Büyük Han'da İsa'nın Dirilişi adlı fotoğraf sergisini açtı. Ülkemizde nitelikli fotoğrafları olan sayılı fotoğraf sanatçılarından birisidir.

 

 

Fotoğraf BENER FOTO'DA KADIR KABA

 

Fotoğrafın yan tarafına lütfen (Fotoğraf: Erol UYSAL) yazılsın

 

*********

 

 

ÇOCUK, BÜYÜK VE DUA

 

1.

Bütün tabancalar sahte,

Sahtedir toplarla tüfekler;

Kavgalar sahte.

 

Düşmanlıklar sahte;

Sahtedir ölümlerle çelenkler,

Zenginlerle fukaralar sahte.

 

2.

Oyunlar bitince, yıllar sonra:

Bu tabanca gerçek,

Gerçektir bu top bu tüfek.

Zenginlik gerçek, yoksulluk da gerçek;

Ölümler daha gerçek.

 

3.

Tanrım n'olurdu hep çocuk olsaktık,

Ya da çocukluğumuzdakince kalsakdık?

                                   Bener Hakkı HAKERİ

 

 

   953 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Şairler, ah bu şairler!
05 Haziran 2008, Perşembe   Bir hikâye-i göçmen
27 Mayıs 2008, Salı   Tahmini namümkün şey
21 Mayıs 2008, Çarşamba   Kara çelenk
12 Mayıs 2008, Pazartesi   Sanatta devamlılık yok
05 Mayıs 2008, Pazartesi   Dünden bugüne Kıbrıs'ta su, çalışmalar vs.
26 Nisan 2008, Cumartesi   GEÇMİŞTEKİ KURAKLIKLAR ÜSTÜNE NOTLAR
21 Nisan 2008, Pazartesi   Başaran Düzgün'ün Kitabı
13 Nisan 2008, Pazar   YÜREĞİMİN SEYİR DEFTERİ
17 Mart 2008, Pazartesi   KIBRIS TÜRK TOPLUMUNDA EĞİTİMLE ÖĞRETİM



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital