Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Tam bir skandal
Talat'a yoğun ilgi
"İddialar yalan"
Dostluk çağrısı
Batı grubunda büyük çekişme
Gönyeli ile Lefke zirveye ortak
Esentepe İskele'den lider döndü: 2-3
Yıldız bayanlarda yarı final heyecanı

YORUMLANANLAR
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]



Siyaseten imkansız

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Temmuz 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu hafta biraz felsefe yapalım, bilgiçlik taslayarak değil, insanca... İnsanca derken, hep birlikte paylaşabileceğimiz bir dil kullanarak... En azından, okur ve yazar arasındaki diyaloğu körükleyecek kadar çetrefil olsun. Beyni gıdıklayan, tatlı bir rahatsızlık versin. Sorduğum sorular, yazıyı yaşatan sorunlar yanıma kalmasın, ortak paydamız olsun. Olsun mu? "Ama olmaz, mümkün değil..." dedirtsin pek zorda (en zoru da o galiba).

Efendim, Slavoj Zizek adında pek mühim bir düşünür var (soy isimdeki Z harflerinin üzerinde, yıldırım gibi düşen ters şapka işaretleri olmalı; gazetede veya web sayfasında çıkmıyorsa, kusura bakmayın, adamcağızın ismini de "Slavoy Jijek" olarak okuyun, anlaşalım. Parantezi kapatmadan önce, geçen haftaki yazımda yer alan iki hatayı da düzeltelim. "Yüzeysel laf canbazlığı" yazmıştım, "cambazlık" olarak yayınlandı. Yanlış olmuş, çünkü canbaz, canıyla oynayan demektir. "Düzenbaz: düzenle oynayan" tadında. Türk Dil Kurumu'na bakarsanız "cambaz" olmalı, ama referansım lisan kullanma becerisiyle tek başına kurumsallaşabilecek bir bilgi adamı, Engin Ardıç. Kendisi itiraz kabul etmeyecektir. Ha camla oynayan yok mudur? Vardır muhakkak, ama cam kırmayı oyun bilen hınzır çocuk örneğinden başka, daha hınzır örnekler vermeyelim, kelime sayısı çoğalıyor, köşedeki yerim azalıyor. Benim hatam, "yüzeysel laf canbazlığı" demek oldu. Halbuki yüzeysel laf, can götürmez. "Yüzeysel laf ebeliği" demeliydim. Yüzeysellik hayat veriyor çünkü, derinlik ise can alıyor. Derin düşünceyi "öldüren", sorgulama eyleminden nefret eden egemenlerin dünyası, yaşadığımız dünya. Neyse... İkinci hata: "Tassos" yazmıştım, "Tasos" yayınlanmış. Çok da önemli değil hani, yazıldığı gibi değil, okunduğu gibi yazılmış, fakat zat-ı muhteremin adının ortasındaki o iki S harfini yan yana görüp, kendisini Nazi terör örgütü "SS" ile bağdaştırmak hoşuma gidiyor. Bir nevi siyasi mastürbasyon. Değerli dostum Arda Kuran'dan edindiğim bir alışkanlık. Siyasi mastürbasyon değil canım, Tassos'un içindeki "SS" tüyosu... Hepi topu iki harf için sarf ettiğim bu lüzumsuz paragraftan ötürü saygıdeğer düzeltmenimden ve gazete yönetiminden özür dilerim).

Slavoj Zizek... Kendisi Slovenyalı. Eğlenceli performanslar sergileyen yetenekli bir konuşmacı ve zeki bir kaleme sahip karizmatik bir siyasal teorisyen ve psikanalist. Lenin üzerinden yaptığı kapitalizm eleştirileriyle akademiyi sinir eden, cinsel fıkralar anlatarak toplum psikolojisini irdeleyen ve Hollywood filmlerinden örnekler vererek siyasal düşüncedeki mayhoş çelişkileri özetleyebilen birisi... Haliyle, çok popüler... Bir konuşması sonrasında, yalaka bir dinleyicisi "sen entelektüel bir süper starsın" deyiverip, sarılmıştı kendisine. "Zizek!" adlı belgeselde var bu sahne. Adamın belgeseli de var, o derece popüler yani... Bugüne kadar iki kitabını, birçok da makalesini okudum, başka iki kitabını da zaman darlığından dolayı yarım bırakmak zorunda kaldım. Sanırım bir 10 seneye kadar bütün kitaplarını okuyacağım, ama her yıl en azından yeni bir kitap yazdığı için, "Zizek'i zengin etme operasyonu" çok şükür son bulmayacak. Zeki ve eğlenceli bir düşünürün söylediklerine kafa yorup, öğrendiklerimle hayatla kafa bulmayı içeren bir mesleğe sahibim ne de olsa (o meslek de ne ki babo? Aman boş verin, sizce de sıkıcı bir yazı olmuyor mu bu, parantezler falan?).

Yazıyı kurtaralım. Zizek Amca'ya göre (en azından benim yorumum böyle), "siyaseten imkansız" olan; siyaseten gerçekleşmesi mümkün olmayan, siyaseten hiç bir geçerliliği olmayan, siyaseten "abuk" olan anlamına gelmiyor (Microsoft Word'de "gelmiyor"u karartıp vurguladım, topu düzeltmenime attım). "Siyaseten imkansız" olan; büyük bir kişisel özveriyle, bütün bir tarihsel döneme ve bütün bir toplumsal düzene karşı tavır koyarak, siyaseten mümkün olanın anlamını ve içeriğini değiştiren, genişleten hareket anlamına geliyor. Bu olumlu anlamıyla, "siyaseten imkansız" olan, tamamen mümkün olup gerçekleşmek için var aslında; "gerçekleşen imkansız" (the impossible that did happen). Gerçekleşerek, olayları kavrayış şeklimizi köklerinden sarsan, algılama ve anlamlandırma yöntemlerimizi radikal bir şekilde değiştiren "imkansız". Tuhaf bir şekilde, imkansız nedir bilmeyen bir "imkansız" (bundan böyle bazı siyasi olaylara ve görüşlere "Ama bu imkansız!" tepkisini verenler, iki kez düşünsünler. O tepkinin altında siyasetin güvencelerine bağımlı olanların tedirginliği, hatta korkusu yatıyor). Hani yüzeysel laf ebelerinin "demokraside çareler tükenmez" diyerek sergiledikleri kasaba kurnazlığının kıymetli, samimi, ve topluma faydalı versiyonu, diyebiliriz "siyaseten imkansız" için. (Çok değerli bir başka dostum Çağan Çerkez beyefendi, liseyi yeni bitirmiş, ufku geniş gençliğimizden dem vuran bir havayla, "imkansızı başarmak eğlenceli olacak" derdi durmadan, işte Zizek bunu siyasete uygulamış. Çağan'ın dehası 18'i devirmeden devrimci siyasetle flört etmiş, biz Eleştirel Teori masteri bitirirken sindiriyoruz. "Vay guzzum vay".)

Gevezeliği de bir kenara bırakalım, Zizek Amca'nın verdiği somut ama korkunç örneğe gelelim: Vietnam Savaşı sırasında bir köyü işgal eden Amerikan ordusunun doktorları köyün sefil çocuklarına aşı yapmaya başlarlar, tamamen insancıl ve yardımsever kaygılara sahip olduklarını göstermek ve silahsız halk karşısında savaşın çirkin yüzünü iyi niyet ve sağlığa önem vererek örtmek maksadıyla... Ertesi gün, Kuzey Vietnamlı Vietcong gerillaları köyü tekrar ele geçirdiklerinde, aşılanmış bütün çocukların kollarını keserler. İşte bu meşhur "Apocalypse Now" adlı filmde de değinilen olayda simgelenen, "düşmanı, insancıl yönü dahil olmak üzere, tamamıyla reddetme" tavrı, Zizek'e göre "siyaseten imkansız" olan...

Bu korkunç, hatta iğrenç örneği verebilen bir düşünürün eğlenceli olduğunu söyleyebilmek "ölümcül bir şaka" gibi, diyebilirsiniz. Haklısınız. Nerede bu yukarıda olumlu olarak tanımladığım "siyaseten imkansız" denen şeyin kıymetli, topluma faydalı, değişimi ve özveriyi esas alan tarafı? Öncelikle, Zizek'in "toplumsal duyarlılığa sahip olduğunu iddia edebilen herkesi rahatsız etme ve kışkırtma" önceliğine değer verdiğini hatırlatayım. Ve unutmayınız, "siyaseten imkansız" derken, neyin siyaseten mümkün olup olmadığının yeniden tanımlandığı köklü bir değişimden, bir sarsıntıdan, hatta travmadan bahsediyoruz, boru değil. Zizek, en aşırı ve en olumsuz örneği veriyor, çünkü köklü siyasal değişimin lafta kalmadığını, hayatın her evresine yayıldığını, her an çaba gerektirdiğini, hatta "ölüme meydan okuyan" bir tavır hak ettiğini biliyor, anlatmaya çalışıyor.

Peki olumlu örnek? Merak etmeyin, tabii ki bizim toplumsal kazanımızın kapalı kaynamasına izin vermeyeceğim. Geçtiğimiz hafta, 13 Temmuz Cuma günü, bizim gazetede çıktı, Kıbrıslı Türkün ölüme meydan okuyan "siyaseten imkansız"ı... 30-40 yıl önce kol veya yol kesen eşkıyalarla ölüme meydan okuyan değil, 33 yıl sonra imkansız bir huzurun yolunu bulan kayıp cenazelerle ölüme meydan okuyan "siyaseten imkansız"ımız... Ve akıl almaz bir caniliğin dayattığı ebedi acıyla, siyasetin "suç işlemekten" ibaret olduğu bir dönemin kapanmayan yarasıyla yaşayan bir oğul, bir dost, bir insan... Kudret Özersay'ın sözleri: "Bizler, kimse bizim yaşadıklarımızı bir daha yaşamasın diye, bir insanlık ayıbı olarak Kıbrıs tarihine geçen bu katliamdan 'gözü kör düşmanlıklar' değil, bilinçli, uyanık ve temkinli gençler yeşerttik, yeşerteceğiz"... Yeşerttik, yeşerteceğiz... Hem geçmişe hem geleceğe, siyasetin "umut vermeye" yarayabileceğini sükunetle haykırmak... Bunu bilinçli, uyanık ve temkinli gençlere, Kıbrıslı Türk gençlere haykırmak... Sükunetle... Siyaseten imkansız! Yine de çok kıymetli... Bizim kıymetli "siyaseten imkansız"ımız olsun mu?

   1746 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Ocak 2009, Cumartesi   Raif Denktaş’ın anısına bir sav: Kuzey Kıbrıs’ın ‘militarist kapitalizm’ ilkesi
27 Aralık 2008, Cumartesi   Evrensel aklın habercisi: Muntazar El Zeydi potinlerini niçin savurdu?
23 Aralık 2008, Salı   Alexandros Grigoropoulos’un yokluğunun dünyaya armağanı: Anarşi
13 Aralık 2008, Cumartesi   Kara kedinin lütfu: Lanetlilerin politik birlikteliği için çağrı
06 Aralık 2008, Cumartesi   60. yılında Evrensel İnsan Hakları: Niçin? Hangi insan için?
29 Kasım 2008, Cumartesi   Görünmez sınıf ve silik öğreti: Bir ‘gözlemleyip adlandırma’ yarışması için çağrı
22 Kasım 2008, Cumartesi   Paul Virilio: Savaşın şehir plancısı ve kaza müzecisi
15 Kasım 2008, Cumartesi   Hannah Arendt’le düşünmek: Rüzgar gelecek delikleri açmak
08 Kasım 2008, Cumartesi   Jean-Luc Nancy: Savaşa ve ekotekniğe karşı ‘tekil-çoğul-olmak’
01 Kasım 2008, Cumartesi   Machiavelli’nin icadı: Kafir egemenlik



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5107 1.5214
1 STERLİN 2.2554 2.2722
1 EURO 2.0571 2.0715



YAZARLAR : .

Reşat Akar

İnanılır gibi değil

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Akay Cemal

Mecburiyetten...

Hasan Hastürer

19 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimi de...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Bilbay Eminoğlu

Kıb-Tek'e gittim ve "indirimleri&#...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

GAZZE CAYIR CAYIR...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ACI HER DİLDE HER DİNDE AYNI ACITIYORİ SEV...

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital