Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Bolt şans tanımadı
Her taraf toz duman
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
Yenikent basketbol ile coştu
Refüje çarpıp takla attı
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Yeşilırmak'ta doğa tahribatı
Bariyerler durduramadı
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi
Lavrov: Rusya'nın Kıbrıs sorunundaki tavrında değişiklik yok
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Akıllı okura akıllı yazı: Öküzler ve eşekler

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Ağustos 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu hafta, köşe yazarlığı mesleğimin birtakım cilvelerine dair görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Şahsen, gazete sayfalarında yazdığımız ve yaşadığımız lisanın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine katkı koymayı öncelik olarak benimsemeye çalışıyorum. Çoğumuzun Kıbrıs'a ve birkaç Kıbrıs dışı konuya dair sınırlı, klişe, ama yine de kendinden emin tavırları, otomatik tepkileri vardır. Ben de bu toplumsal otomatizmden doğal olarak payıma düşeni alıyorum, aynı lisanı yaşıyoruz ne de olsa.

Fakat, kendim ve toplumum hakkındaki fikirlerimi bu köşede temsil ederken, okurken zahmet gerektiren ve kolay anlam ifade etmeyen (dolayısıyla kolayca yanlış anlaşılabilen), bazı radikal düşünürlerin siyasi felsefelerinden ilham alan, farklı bir üslup kullanarak yazmaya çalışıyorum. Amacım, havada kalan görüşler, askıya alınan manalar, imalı cümle yapıları sayesinde yazıda oluşan boşlukları okuyucunun kendi zihinsel emeğiyle doldurmasına olanak sağlamak ve böylece otomatik tepki çemberimizi kırmaya yarayacak yeni bir dili ve o dile tekabül eden toplumsal perspektifleri oluşturma imkanımızı elimden geldiğince değerlendirmek... Bu niyetim doğrultusunda henüz başarılı ve tatminkar bir yolda ilerlediğimi söyleyemem. Ama yol uzun.

"Kıbrıs sorunu" denilen gudubet terime dair olsun, son zamanlarda popülarite kazanan Karpaz meselesi olsun, toplumsal konular karşısında "hiç tedirgin olmadan bazı görüşleri savunma" güdümüzün olumsuz yönlerini irdelememiz lazım. Toplumsal meseleleri tartışanlar için, tedirginlik ve kendinden emin olamama duygularının beslediği, benmerkezcilikten uzak, "kendinden başka olan"ı, "öteki"yi temel alan bir anlayış, kalıcı etkisi olan sorumlu ve duyarlı kararlar alabilmenin en değerli ön koşuludur bence.

Akıllı yazı, meseleleri kamusal alanda tartışılan seçeneklerin dışına çekip askıya alabilen ve havada kalan bir yazıdır. Çünkü böyle bir yazı, akıllı okuyucuya 1- O yazıdaki düşüncelerin havada asılı kalmaması gerekliliğini hissettirir, 2- Okuyucuya kendi aklı ve hayat çizgisi ışığında değerlendirme yapabilme şansını verir, ve 3- İnce gazete kağıdına basılmış soyut bir fikri somut bir zemine oturtma sorumluluğunu her okur-yazara sunar.

Bu yüzden, bir önceki yazımda, Karpaz'ın kalkınması meselesinin "bölgeye elektrik gitsin, gitmesin mi?" sorusunun ötesinde, yok edilemeyecek bir tarafına değinmeye çalıştım. Bu yok edilemeyecek taraf, bu karanlık yön, herhangi bir toplumsal meselenin çözümünde muhakkak memnuniyetsizlik ve umutsuzluk yaşayacak insanların olacağı gerçeğiydi; mükemmel çözümler aramamamız gerektiğine dair bir çağrıydı.

Bu yüzden "Karpaz'ın kalkınmasına hemen karşı çıkmayınız" demeye çalıştım. Karpaz'da yaşayanların terk edilmişlik ve acizlik duygularını bildiğimi belirtip, kalkınmadan kaçma gayretinin karmaşıklığından dem vurarak, Karpaz meselesinde ulaşılması hedeflenen toplumsal barış, yani Pax Karpasia karşısında "sanmıyorum, bilmiyorum" diyerek yazımı askıya aldım. Tedirginlik, bilinmezlik, güvensizlik, ve başkalarına bağımlı olarak yaşamanın kaçınılmazlığı; bir önceki yazının hisleri ve sonuçları da, ait olma duygumuzu risk altına almamızı gerektiren hayat gerçekleri de bunlardır.

Akıllı yazı, meseleleri kamusal alanda tartışılan seçeneklerin dışına çekip askıya alabilen ve havada kalan bir yazıdır, dedim. Buna ek olarak, akıllı yazının en önemli ve vazgeçilmez unsuru da akıllı okurdur. Akıllı derken, herkesin asgari bir bilgi birikimine veya eğitim seviyesine sahip olması gerektiğini söylemeye çalışmıyorum. Basit bir şekilde, okuduğunu anlayan, anlayamadığında da kendisini rahatsız eden yazı tarzında veya görüşlerde kendisine dair bir eksiklik ve yetersizlik (kaba tabiriyle ve en bağnaz haliyle; sersemlik, budalalık, yani öküzlük) arama çabasını sarfeden okurdur, akıllı okur. Böyle bir okuru çağırabildiği müddetçe, anlamlı ve akıllıdır yazı. Bu sebepten, bendeki bilgi eksikliğini ve lisan yetersizliğini açığa çıkaran yazarları çok severim. Daha fazla öğrenme, okuma, bir cümleyi defalarca anlamaya çalışma ve yorumlama gayretini bana aşıladıkları için... Bendeki öküzlüğü bana anlattıkları için...

Dolayısıyla, yazılarımı okuyup öfkelenebilecek okurlara, kulağa pişkin gelebilecek, tamamen iyi niyetli bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Bu tavsiyem, kişiler üstü bir "kendini ispatlama" mantalitesine karşı dile getirilmiş olup, akıllı okur-yazarların kendilerini muhatap görmekten kolayca muaf tutabilecekleri içten bir temennidir.

Siz öfkesine ve tatminsizliğine yenik düşebilecek okurlar... Okuduklarınızı anladığınızdan emin olduktan sonra, yorumlama kabiliyetlerinizi sergilemeye çalışın. Emin olamıyorsanız, benim de her zaman yaptığım, hiç de ayıp olmayan, kendi öküzlüğünüzü keşfetme işine girişin. Yazmak da okumak da kolay işler değildir, fakat aklın yoluna çıkan çeşitli tali yollar vardır, onları bulmayı deneyin.

İlkokulda okutulan Türkçe dersi kitaplarında kısa bir okuma parçasının ardından parçaya dair soruların yer aldığı "Okuduğumuzu Anladık Mı? Cevap Verelim" kısmı vardı ya... Onu hatırlayın ve aynı öğrenci ruhuyla, çocuksu şaşkınlıkla benim yazımda sorduğum soruların "sorular" (? işaretiyle biten cümleler) olduğunu anlamaya çalışın. Olmuyorsa zorlamayın. Ne bana ne sorularıma, kendinizi ispatlamak uğruna, cevap vermek zorunda değilsiniz. Ne de olsa bazı insanlar, benim de bu son satırları yazarken yaptığım gibi, anlamsız görüşleri olanları bile anlamlandırma eşekliğini edebiliyorlar. Umudunuzu yitirmeyin, ben ve benim gibilerin eşekliğiyle anlamlanıp huzur bulun. İnanın bana, bilgiye aç eşeklik, insana mahsus cahil öküzlükten daha iyidir. Haydi bana müsaade.

   1312 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Eylül 2008, Cumartesi   Robert Walser'i okumamanın ızdırabı
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'den Mamas'a
23 Ağustos 2008, Cumartesi   Bir cinayetin yıldönümü
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Sol'un "hasımsızlığı"
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Ölüm, sorumluluk, sır
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Kara Şövalye ve siyasetin trajedisi
26 Temmuz 2008, Cumartesi   Sendikal lakayıtlık: Ya kapitalizm gidecek, ya da biz...
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Olağanüstü hallerimiz
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Kılavuzu Kissinger olanın...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası" eksik bir adam



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

FARKLILIK YARATABİLME ADINA...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Tiyatromuza yaşam verenleri hep ayakta alk...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Hristofyas'ın tavsiyelerine bu halkın ...

Ahmet Tolgay

Okunması gereken "Kıbrıslı" bir ki...

Bilbay Eminoğlu

Eski insanlarımız

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Normal doğum mu? Sezeryan mı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Futbol diplomasisi

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Veee Renkler...

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital