Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Tam bir skandal
Talat'a yoğun ilgi
"İddialar yalan"
A Takımı liderliğe devam dedi
Dostluk çağrısı
Batı grubunda büyük çekişme
Gönyeli ile Lefke zirveye ortak
Esentepe İskele'den lider döndü: 2-3

YORUMLANANLAR
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [6]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [18]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [11]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]



Malum çirkeflik üzerine

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Ekim 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kitap elimin altında değil, detaylardan emin değilim, ama Hikmet Afif Mapolar'ın "Kıbrıs Efsaneleri"nde geçen bir mesel vardı. Sanırım, kıyıya vuran köpüklü Akdeniz dalgaları çirkin kızı bir afete dönüştürüyordu.

Aynı mucizevi dalgalar artık güzellik ve tutku getirmiyor. "Fica" getiriyor. Ve o "fica", doğdukları yere, geldikleri yöne, ağızlarından çıkan şiveye göre belirlediğimiz bir gruba biz Kıbrıslı Türkler tarafından layık görülmüş bir kimlik olarak yapışıyor, kalıyor.

Bir diğer çirkef kelime olan "gaco" ise yalnızca göçmen işçiler özelinde kullanılmıyor, bütün Türkiyelileri isimlendiren bir basmakalıp kategori, bir şirret sıfat olarak kabul görüyor.

"Garasakal"ın günümüzdeki belli başlı alternatifleri bu çirkef kelimeler. Bu yazının amacı, bu tip çirkefe taş atmaktır. Çirkefin herkesin üzerine sıçraması kuvvetle muhtemeldir.

Efsanede insanı çirkinlikten, pislikten arındıran, o şifalı, büyülü Akdeniz sularına ne oldu? Adamızı kucaklayan deryanın sembolik önemi, kültürel manası artık geçersiz mi? Yoksa Kıbrıslı Türkler, Avrupai olmayı naif olmamakla, acımasız olmakla bir tutup kendi efsanelerine, kültürel birikimlerine bile yüz vermemeye mi karar verdiler?

Şüphesiz her toplumda bu tür sığ nitelendirmeler hüküm sürer. Yine de bu genelgeçer hal, hiçbir toplumun kendinden farklı olan grupları aşağılaması, hor görmesi, başkalaştırması için haklı veya yeterli bir mazeret değildir.

Kıbrıslı Türkler olarak Türkiye'yi, birtakım Türkiyelileri eleştirmemizi gerektiren birçok önemli sebep olsa da, bu eleştiri, banal, sığ, kalitesiz ve çirkin kelimeler üzerinden olmamalıdır. Hele "öz eleştirel" bir Kıbrıslı Türk kültüründen git gide uzaklaştığımız şu zamanlarda bu tarz bir eleştiride taraf olmamız başlı başına trajikomiktir. Çağımızın "küçük zamanlar küçük insanlar doğurur" kuralını bir de bizlerin doğrulamasına hiç hacet yok.

"Gaco", "fica" gibi sıfatlardan daha ağır hakaretleri hakeden mahlukatın varlığı yadsınamaz bir gerçektir. Herkesin bu mahlukatla bir şekilde muhatap olmuşluğu da vardır. Fakat bu mahlukat, herhangi bir coğrafyanın "havasından suyundan" oluşmamaktadır.

Ekonomik eşitsizliğe, küresel hiyerarşiye, faşizan/komünal yerel baskıya dayalı karmaşık toplumsal yapıların doğurduğu bir canavardır kültürel yobazlık; memleketi yoktur, modern dünyada biçare oluşumuzun kanıtıdır, ve her ulus-devletin merkezini zaptetmeye çalışan bir kara deliktir.

Katiller, hırsızlar, cahiller, modernitenin kaçınılmaz yan ürünleridir. Modernleşmeye hevesli Kıbrıslı Türkler olarak kabusumuz olan canavarları dünyamıza getiren, istilaya zorlayan gelişmelerde lanetli bir paya sahip olduğumuzu görmezden gelmekle meşgulüz maalesef.

Metin Münir, geçtiğimiz Haziran ayında, şöyle demişti: "Göçmenlerin çoğu Kıbrıslı Türkler gibi olmak, onlar gibi yaşamak istiyorlar. Hoşgörülü olmanın fanatik olmaktan, esprili olmanın asık suratlı olmaktan, serbest olmanın zapturapt altında olmaktan keyifli olduğunu öğrendiler."

Peki ya biz Kıbrıslı Türkler neler öğrendik? Hep yüzümüze vurulan tembelliğimizin kelime hazinemize kilit vurduğunu mu? Kişilere özel, kurumlara yönelik, durumlara özgü eleştirilerin bir iki çirkef unvan altında barınamayacağını mı? Yoksa diplomalı cahillerimizin, parselledikleri inşaat alanlarında, tek bir çivi çakmamak, türküler çığırmamak ve beton karmamak uğruna her türlü çirkefliğe bulaşabileceklerini mi?

Evlerimizi soyan, canımıza kasteden, ara sokaklarımıza hükmeden, hiç bir kültüre sığmayan mahlukatla savaşmadan önce, kendi körüklediğimiz yangına su taşımaya başlasak nasıl olur?

   1594 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Ocak 2009, Cumartesi   Raif Denktaş’ın anısına bir sav: Kuzey Kıbrıs’ın ‘militarist kapitalizm’ ilkesi
27 Aralık 2008, Cumartesi   Evrensel aklın habercisi: Muntazar El Zeydi potinlerini niçin savurdu?
23 Aralık 2008, Salı   Alexandros Grigoropoulos’un yokluğunun dünyaya armağanı: Anarşi
13 Aralık 2008, Cumartesi   Kara kedinin lütfu: Lanetlilerin politik birlikteliği için çağrı
06 Aralık 2008, Cumartesi   60. yılında Evrensel İnsan Hakları: Niçin? Hangi insan için?
29 Kasım 2008, Cumartesi   Görünmez sınıf ve silik öğreti: Bir ‘gözlemleyip adlandırma’ yarışması için çağrı
22 Kasım 2008, Cumartesi   Paul Virilio: Savaşın şehir plancısı ve kaza müzecisi
15 Kasım 2008, Cumartesi   Hannah Arendt’le düşünmek: Rüzgar gelecek delikleri açmak
08 Kasım 2008, Cumartesi   Jean-Luc Nancy: Savaşa ve ekotekniğe karşı ‘tekil-çoğul-olmak’
01 Kasım 2008, Cumartesi   Machiavelli’nin icadı: Kafir egemenlik


Yorum Sayısı:   1
  Nagme Yazgin         - UK 13 Ekim 2007, Cumartesi 02:57 
Güzel dediniz.

Barış, barış diye naralar atan insanların İngilizleri (- ki hatırlatayım Kıbrıs bir zamanlar İngiliz sömürgesiydi), Almanları, Yunanlıları vb, kısaca diğer toplumları kabul ederken bazı beğenmedikleri toplumları dışlamaları, onlara isimler takmaları bana enteresan geliyor.

Tabii ki her toplumda böyle şeyler oldu ve olacaktır da, bunun önüne geçilemez, ama en azından biraz daha tutarlı davranırsak daha güzel olacak gibi.

Saygılar,


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5107 1.5214
1 STERLİN 2.2554 2.2722
1 EURO 2.0571 2.0715



YAZARLAR : .

Reşat Akar

İnanılır gibi değil

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

19 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimi de...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

Mecburiyetten...

Ahmet Tolgay

GAZZE CAYIR CAYIR...

Bilbay Eminoğlu

Kıb-Tek'e gittim ve "indirimleri&#...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ACI HER DİLDE HER DİNDE AYNI ACITIYORİ SEV...

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital