Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Tam bir skandal
Talat'a yoğun ilgi
Gönyeli ile Lefke zirveye ortak
Batı grubunda büyük çekişme
Yıldız bayanlarda yarı final heyecanı
"Theofanion Yortusu" ayinine Hristofyas da katıldı
Badmintoncularımızın 2009'daki hedefi ilk 8
Amaçları moral kazanmak

YORUMLANANLAR
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]



Cinsel ilişki yoktur, fantezi vardır... Pornografi ve çilekli kek...

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Mayıs 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Pornografi nedir, ne işe yarar, nasıl bir zihinsel etki yaratır, hiç düşündünüz mü? Ben, affınıza sığınarak, düşündüm. Özellikle erkekler, bir porno filmindeki iki-ya da kişisel zevke bağlı olarak belki de daha fazla-kişinin en mahrem aktivitelerini, en müstehcen sevişmelerini izlerken, her şeye ulaşabilen, her türlü gizliliği aşabilen varlıklara dönüştüklerini kolaylıkla hissedebilirler. Bir porno izleyicisi, karşısında toplumun ahlaka aykırı kabul ettiği ayıp seks hareketlerini yapan insanları kontrolündeki kuklalar gibi oynatır. Görüntüyü ileriye sarma ya da istenilen kareyi dondurma gibi hamleler, izleyiciye iplerin elinde olduğu hissini yaşatır.

Pornografiye dair bu spekülatif düşünceler, Fransız psikanalist Jacques Lacan'ın meşhur bir paradoksal cümlesine dayanıyor aslında. "Cinsel ilişki yoktur," diyor Lacan. Peki "cinsel ilişki yoktur" demek, ne demektir? Uçuk Lacan yorumcusu Slavoj Zizek'e göre bu cümle, iki kişi arasında uyumlu bir cinsel ilişkinin hiçbir evrensel garantisi olmadığı anlamına geliyor. Uyumlu ve zevkli bir cinsel ilişkinin garantisinin olmaması ise, bir cinsel ilişkinin varolabilmesi için mutlaka ve mutlaka fanteziye ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Fantezi, "fantezi kuran öznelere", yani bizlere ne anlatır? Bu sorunun da Zizek'in yanıtladığı birçok soru gibi sıradan bir yanıtı yok tabii. Fantezi, Zizek'in yaptığı Lacan okumasına göre, bize "ne arzuladığımızı, ne istediğimizi" anlatmaz. Fantezi bize "başkalarının bizden ne istediğini, başkalarının bizi nasıl arzulayabileceğini" anlatır.

"Freud'a dönüş" olarak nitelenen ve meşhur psikanalist Sigmund Freud'u yeniden okuyarak Freud'un bile fark etmediği temel Freud öğretisini keşfetmemiz gerektiğini vurgulayan Lacancı psikanalizin bu "cinsel ilişki yoktur" ve "fantezi bizim ne istediğimizi değil, başkalarının bizden ne istediğini anlatır" iddialarını Freud'un verdiği basit bir örnekle açıklayabiliriz: Freud, küçük kızının çilekli kek yeme fantezisi olduğunu fark ediyor. Burada küçük kızın fantezisi basit bir arzusunu hayalinde tatmin etmesinden ibaret değil (yani mesele "kızın canı kek çekti, keki yiyemedi, dolayısıyla kek yeme fantezisi kurdu" meselesi değil). Meselenin daha derin bir boyutu var. Küçük kızın, daha önce çilekli kek yediğinde, annesinin ve babasının onun çilekli kekten aldığı keyfi izlerken keyiflendiklerini fark etmesi, kızın çilekli keki arzulamasının ardında yatan temel güdüdür. Küçük kız, çilekli kekten aldığı keyfi, anne ve babasının o keyfi gözlemlerken aldıkları keyif sayesinde fantezisinin konusu yapabiliyor. Kısacası kız için önemli olan kendi arzusunu gerçekleştirmekten çok, ailesinin hoşuna giden bir durumu tekrarlayarak onların arzusunu gerçekleştirdiği hissine kavuşmak oluyor. Ailesini hoşnut kılarak kendi kimliğini oluşturuyor ve fantezisini kendini memnun etmekten çok, onları memnun etmek için kullanıyor.

Peki bu bize neyi anlatmalı? İkili ilişkilerimizde almak istediğimiz zevkler, tatmin etmek istediğimiz duygular, hiçbir zaman bireysel olarak belirlediğimiz, kişisel mutluluğumuz için seçtiğimiz zevkler ve duygular olamıyorlar. İlişkilerimizin başarılı olabilmesi için fantezi kurmaya, fantezinin başarılı olabilmesi için de başkalarının arzuları doğrultusunda zevk almaya, zevk alırken onları memnun etmeye odaklanmak zorunda kalıyoruz. Dolayısıyla (ilk örneğimize dönecek olursak) porno izleyicisi, ekranda sevişen çiftlerin arzularında, başkalarının ondan beklediğini düşündüğü arzuları görerek tatmin oluyor. Porno izlerken kurduğu fantezi, esasen porno filmindeki aktörlerden birisinin gerçekte kendisi olabileceği hayalinden kaynaklanmıyor. Porno izlerken kurduğu fantezi, kendisi için belli toplumsal kurallar doğrultusunda şekillendirilen bir çevrenin sınırlandırdığı zevkler, tatlar ve arzuların hayali oluyor.

Zevklerimiz başkalarının arzularını gerçekleştiren fanteziler sayesinde bilinçli ve anlaşılır zevkler oluyorlar. Fantezi, sembolik bir filtre gibi, içinde yaşadığımız topluma uygun arzuları bizlere empoze ederken (ki topluma "uygun" arzuların empoze edilmesi, "uygunsuz" arzuların da empoze edilmesi demektir; kurallar hem kurallara uymayı hem de kuralları çiğnemeyi düzenler; hangi kuralları nasıl çiğneyeceğimiz, hangi uygunsuz fantezilere sahip olabileceğimiz bile belirlenmiştir) bizi cinsel ilişkinin travmatik "gerçeğinden" koruyor. Burada anahtar kelime "gerçek". Lacan'ın gerçeği, engel olamadığımız, belirleyemediğimiz acı gerçektir. Cinsel ilişkiler de önceden tahmin edilemeyen olaylara gebe olduklarından, Lacan'ın psikanalizi çerçevesinde, gerçektirler, yani travmatiktirler.

Cinsellik bir başka insanı en içten, en özel biçimde tanımayı, o insana kendimizi tüm çıplaklığımız ve kırılganlığımızla sunmayı içerdiğinden, cinsel zevk Lacan'a göre gerçektir; yani nefes kesen bir keskinliğe, yoğunluğa sahiptir, travmatiktir, anlaşılamaz ve açıklanamaz bir "anı yaşama", "akıntıya kapılma", "kendini tutamayıp koyverme" halidir. Cinsellik, radikal içtenliği, derin yakınlığı, belirlenemezliği, kavranamazlığı, yakalanamazlığı, uçuculuğu yüzünden, fantezilere, yani toplumun nezdine kabul gören sembolik hayal kalıplarını sığdırılır ve cinselliğin korkunç "gerçeği" bir nebze perdelenmiş olur. Fanteziler olmadığı takdirde, bilinçaltımızdaki anlaşılmaz ama gerçek zevklerle yüzleşmek zorunda kalırız, ki bu içsel bir travmayla yüzleşmek demektir. Bu, herkesin harcı değildir.

   1795 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Ocak 2009, Cumartesi   Raif Denktaş’ın anısına bir sav: Kuzey Kıbrıs’ın ‘militarist kapitalizm’ ilkesi
27 Aralık 2008, Cumartesi   Evrensel aklın habercisi: Muntazar El Zeydi potinlerini niçin savurdu?
23 Aralık 2008, Salı   Alexandros Grigoropoulos’un yokluğunun dünyaya armağanı: Anarşi
13 Aralık 2008, Cumartesi   Kara kedinin lütfu: Lanetlilerin politik birlikteliği için çağrı
06 Aralık 2008, Cumartesi   60. yılında Evrensel İnsan Hakları: Niçin? Hangi insan için?
29 Kasım 2008, Cumartesi   Görünmez sınıf ve silik öğreti: Bir ‘gözlemleyip adlandırma’ yarışması için çağrı
22 Kasım 2008, Cumartesi   Paul Virilio: Savaşın şehir plancısı ve kaza müzecisi
15 Kasım 2008, Cumartesi   Hannah Arendt’le düşünmek: Rüzgar gelecek delikleri açmak
08 Kasım 2008, Cumartesi   Jean-Luc Nancy: Savaşa ve ekotekniğe karşı ‘tekil-çoğul-olmak’
01 Kasım 2008, Cumartesi   Machiavelli’nin icadı: Kafir egemenlik



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5107 1.5214
1 STERLİN 2.2554 2.2722
1 EURO 2.0571 2.0715



YAZARLAR : .

Reşat Akar

İnanılır gibi değil

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

19 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimi de...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

Mecburiyetten...

Ahmet Tolgay

GAZZE CAYIR CAYIR...

Bilbay Eminoğlu

Kıb-Tek'e gittim ve "indirimleri&#...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ACI HER DİLDE HER DİNDE AYNI ACITIYORİ SEV...

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital