Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Boykot + istifa= 2 trilyon
Güzel bir sahil, güzel bir deniz, büyük bir utanç
Ramazan geliyor, bizi gönderin
İçip içip uçuyordu
Hamitköy'de yabancı ordusu
DJ'ler geceleri gündüzlere taşıdı
Kat Deluna Girne'yi yakacak
Türkmenköy 3 yabancısını bekliyor
Kanu Bağcıl'da
Kaymaklı'da tempo ağırlaştı
Pekinliler böyle serinliyor
Doğan Türk Birliği çalışmalara hız verdi
Beyar "Hakemliğin yarınlarını kurtaracağız"
Kursiyerler sertifikalarını alacak
Kortlar canlanıyor
Gönyeli'de yüzme yarışı heyecanı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

MAVİ KELEBEĞİN İZİNDE

Ata ATUN

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Temmuz 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Mavi kelebekler olarak bilinen  Lycaenidae familyasından çok gözlü mavi kelebek (Polyommatus icarus) çok önemli bir özelliğe sahip. Yaban Çiçeği Artemis'i çok seviyor ve onun üstüne konmaktan büyük mutluluk duyuyor. Yaşamını devam ettirmek için de olmazsa olmaz bir bitki bu Mavi Kelebek için.

      Yaban Çiçeği Artemis'in özelliği ise mezarların üzerinde yetişmesi. Özellikle de toplu mezarların. Başka bir yerde bulmak zor. Zaten başka yerde yaşayamıyorlar.

      Toprağın yapısının değişmesi, toprakta oksijenin ve organik maddelerin artması, Yaban Çiçeği Artemis için bulunmaz bir üreme ve büyüme ortamı oluşturuyor.

     

      Evvelki gün, yani 11 Temmuz günü, Bosna Hersek'teki Srebrenitsa katliamının 13.cü yıldönümü idi. Sırplar, 11 Temmuz 1995 günü açıkça Boşnakları soykırıma uğratmışlardı, hem de BM'nin güvenlikten sorumlu olduğu bölge içinde. Tamı tamına 8,000 Boşnak erkek öldürülmüştü o gün. Hem de acımadan, tereddüt etmeden ve göz kırpmadan.

     

      Bölge Hollandalı BM askerlerinin denetimi altındaydı ve Boşnakların elleri bağlanarak kurşuna dizilmesini hiç önleyemediler. Aslında kıllarını bile kıpırdatmadılar katliam yapılırken, Boşnaklar soykırıma uğratılırken.

      Hollanda'lı bir BM askerinin o gün, duvara yazdığı "UN = United Nothing", yani "Birleşmiş Hiçbirşey" yazısı, olayın vahametini ve BM'nin bu konudaki başarısızlığını iyice ortaya koyan bir simge oldu. Bu sözcük yıllardır simge olarak hala taze bir şekilde hafızalarda yerini koruyor.

            

      11 Temmuz günü aralıksız olarak 26 saat boyunca stüdyolarından ve Srebrenitsa'dan yayın yapan TRT-INT bu soykırımı A'dan Z'ye, Ankara stüdyosuna konuk ettiği ASAM Balkanlar uzmanı Erhan Türbedar ve TUSAM Balkanlar uzmanı Gözde Kılıç Yaşın ile izleyicilere aktardı.

      Bence mükemmel ve akademik tabanlı bir programdı.

      Özellikle uzmanların verdikleri bilgiler, arada yayınlanan gerçek katliam çekimleri ve son bulunan toplu mezardan çıkarılan kalıntıların, yapılan DNA testlerinden sonra bin bir zorlukla bir araya getirilerek yeni mezarlarına gömülmeleri töreni, çok ama çok etkileyici idi.

      Gözlerim yaşlı seyrettim bu yayını desem yalan olmaz.

      Hele öğleyin yapılan defin töreni çok duygusaldı.

      Hayatta kalan insanların tek tesellileri, yıllar önce sırf Boşnak oldukları için acımasızca öldürülen kardeşlerinin, kocalarının ve yakınlarının artık en azından başında dua edecekleri bir mezarının var olacağıydı.

     

      Çarpıcı olan görünümlerden bir tanesi de, BM'yi yanıltmak için yapılan plan uyarınca Sırp hükümetinin "Bu askerler bizim düzenli ordumuz değildir. Bunlar çetelerdir ve bu bir iç çatışmadır, bizi ilgilendirmez" iddiası ile kendini temize çıkarmak amacı ile kurulmuş olan Sırp milis güçlerinin Rusya'dan, Ukrayna'dan ve Yunanistan'dan gelen Ortodoks birliklerden kurulmuş olmasıydı. Bu birlikler katliama giderken Ortodoks Papazın askerleri tek tek kutsaması ve Boşnakları Türk olarak tanımlayarak "İntikam zamanı gelmiştir. Türkleri öldürmeden geri dönmeyin" sözlerini içeren kutsama töreni ise çok çarpıcıydı. Belli ki hala daha haçlı zihniyeti, neredeyse bin yıl evvelki canlılığını ve hastalıklı kafalardaki yerini korumaktadır.  

     

      Her şey, bütün gerçek, Sırpların dünyayı yanıltmak için iç çatışma olarak niteledikleri bu insafsız soykırım, mavi kelebeklerin aniden yörede çoğalması ile ortaya çıktı.

      Çok bilinçli olarak toplu mezarları hazırlayan Sırplar, katliamlardan sonra en az iki kez toplu mezarları dozerlerle kazıp, kamyonlara yüklemişler ve 30-100 km öteye tekrar gömmüşler, sırf toplu mezarların izi bulunamasın diye. Ama mavi kelebekleri unutmuşlar. Onlar mezarları nereye taşımışlarsa, mavi kelebekler de orada ortaya çıkıvermiş aniden.

     

      BM kendi suçunu örtbas etmek için, daha doğrusu 9 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen Birleşmiş

      Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi (Convention on the Prevention

      and Punishment of the Crime of Genocide Adopted by Resolution 260 (III) A of the U.N. General Assembly) uyarınca katliamlara mani olmadıkları için soykırım suçlaması ile itham edilmemek amacı ile yapılan bu insanlık dışı cinayetlerin adını "Etnik Temizlik" olarak tanımlamışlar ve güya da ithamdan kurtulmuşlar.

      Öyle zannediyorlar ama Lahey Adalet Divanı, bu cinayetleri "Soykırım" olarak niteleyerek karara bağladı. Ayıbı da BM'nin sırtında kaldı.   

     

       Söz konusu Sözleşmenin 2. Maddesi bakın ne diyor ve Soykırımı nasıl tanımlıyor;

      "Soykırım; ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubu toptan ya da onun bir bölümünü yok etmek

      niyetiyle: Grup üyelerinin öldürülmesi, Grup üyelerinin fizik ya da akıl bütünlüğünün ağır biçimde zedelenmesi, grubun fiziksel varlığının tümü ya da bir bölümü ile yok edilmesi sonucunu verecek yaşam koşulları içinde tutulması, grup içinde doğumları engelleyecek önlemler alınması, bir grup çocukların başka bir gruba zorla geçirilmesi eylemlerinden herhangi birine başvurulmasını kapsamı içine alır. Soykırımda planlı, devlet politikası haline gelmiş eylemler söz konusudur."

     

      Bu paragraf bana, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs'ta bize Rumlar tarafından uygulanan insanlık dışı katliamların, boşaltılmaya zorlanan evlerin ve köylerin, izolasyonların, dolaşım özgürlüğünün kısıtlanmasının, temel maddelerin satışının yasaklanmasının ve insanların yaşamı için gerekli olan temel gereksinimlerin tümünün acımasızca kısıtlanmasının bir "Soykırım" suçu olduğunu söylemektedir.

      Sizce de öyle değil mi?

      Açıkçası biz de Rumlar tarafından "Soykırıma" uğratıldık. 

   525 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
14 Ağustos 2008, Perşembe   OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ
11 Ağustos 2008, Pazartesi   KIBRISLI TÜRKLER KARARINI VERMİŞ BİLE
10 Ağustos 2008, Pazar   Alternatif enerjiye ne zaman geçeceğiz?
07 Ağustos 2008, Perşembe   RUM KİLİSESİ TÜRKLERİ DÜŞMAN ADDEDİYOR
04 Ağustos 2008, Pazartesi   RUM TARAFINDA KRİZ RÜZGARLARI
03 Ağustos 2008, Pazar   RUMLAR TAKTİK DEĞİŞTİRİYOR
31 Temmuz 2008, Perşembe   MÜZAKERE TAKVİMİ BELİRGİNLEŞİYOR
28 Temmuz 2008, Pazartesi   KIBRIS HELEN CUMHURİYETİNİN DEVAMINA ONAYIMIZI İSTİYORLAR
27 Temmuz 2008, Pazar   DIKO NİYET MEKTUBUNU HATIRLATTI
26 Temmuz 2008, Cumartesi   EŞ ZAMANLI REFERANDUM



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1994 2.2157
1 EURO 1.7360 1.7482



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

BECERİKSİZLİĞİN CEREMESİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Panayırcılıktan festivale...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

ASAYİŞ BERKEMAL DEĞİL...

Bilbay Eminoğlu

Zam ve zulüm Hikayeyi bilirsiniz ...

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Kafkasya istikrar paktı gerçekçi mi?

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital