Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Boykot + istifa= 2 trilyon
Güzel bir sahil, güzel bir deniz, büyük bir utanç
İçip içip uçuyordu
Ramazan geliyor, bizi gönderin
Hamitköy'de yabancı ordusu
DJ'ler geceleri gündüzlere taşıdı
Kat Deluna Girne'yi yakacak
Türkmenköy 3 yabancısını bekliyor
Kanu Bağcıl'da
Kaymaklı'da tempo ağırlaştı
Pekinliler böyle serinliyor
Doğan Türk Birliği çalışmalara hız verdi
Kursiyerler sertifikalarını alacak
Beyar "Hakemliğin yarınlarını kurtaracağız"
Kortlar canlanıyor
Gönyeli'de yüzme yarışı heyecanı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Bir doğal güzelliğe daha kıyılıyor

Emin AKKOR

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Ekim 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dipkarpaz Milli Park alanına nakil hatlarla elektrik götürülmesi, uzman raporları ve sivil toplum örgütlerinin tüm tepkileri ve mahkeme sürecine rağmen devam ederken, hükümet çevre düşmanlığını daha da ileri götürerek yeni bir doğal güzelliği kelime oyunları arasında yok etmek için düğmeye bastı.

Altınova ile Çınarlı köyleri civarında bulunan, Pluşa Manastırı ile İncirli Mağara arasında uzanan İpsaro tepesi üzerinde, alçıtaşı çıkarılması amacıyla 5 işletmeye çalışma izni veren Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, yanlış ifadeler kullanarak bu konuda yükselecek tepkinin önüne geçmeye çalışıyor.

Ercan-İskele yolunda ilerlerken Akova köyünden Beşparmaklara baktığınızda karşınızda kuru bir tepe görürsünüz. İşte, "doğal güzellik" nitelendirmesini bu kuru taşlık tepe için söylüyoruz. Çünkü, bu tepenin arkası ile dağın arasındaki vadi, ülkemiz kıstaslarında bir cennet parçası.

Ama, bu güzellik göz ardı edilirken, 3-4 bin yetişkin ağaçtan oluşan orman, sebze-meyve bahçeleri, Güney Kıbrıs'ta bile görülemeyecek kadar güzel harup ile zeytin ağaçları ve pınarların, birileri alçıtaşı çıkartacak diye yok olacağı da toplumun bilgisinden uzak tutuluyor.

Hatta, madencilik faaliyetleriyle topografyası değişecek bölgenin su kaynaklarının da olumsuz etkileneceği göz ardı edilerek, tepenin yok edilmesine bu güzelliklerin bulunduğu taraf yerine diğer cephesinden başlanacağı belirtilerek, doğal güzelliklerin korunduğu mesajı verilip halkla alay ediliyor.

KEMA Vakfı Başkanı Orhan Aydeniz'nin gözümüzün içine kadar soktuğu bu çevre felaketi tehlikesiyle ilgili savunmaya geçen Doğal Kaynaklar ve Çevre Bakanı Asım Vehbi, bu bölgenin kazılıp alçıtaşı çıkartılması için izin verilmediğini belirtirken, yakında başlayacak kazıların 2002-2003 yıllarında verilen izinler olduğunu söyleyerek, hem kendi içinde çelişti, hem de sorumluluğu geçmiş hükümete attı.

Geçmişte, doğal güzelliklerin bulunduğu cepheden kazının yapılması için verilen iznin dondurulduğunu, kendilerinin ise iznin yerini değiştirerek, alçıtaşı çıkartılma izninin tepenin kuru olan tarafı, yani Güney kısmı için verildiğini belirtti.

Bakan Vehbi, kelime oyunlarına başvurarak halkı aldatmak için "izin vermedik, çevreyi korumak için iznin yerini değiştirdik" söylemleriyle kendini masumlaştırma rolüne büründü.

Asım Vehbi, madencilik faaliyetlerinin bölgeye etkisinin, izin verilen yerin değiştirilmesiyle ortadan kalkmayacağını biliyor. Çünkü bu konuda kendi uzmanlarının hazırladığı ve dikkate almadığı bir ÇED raporu bulunuyor.

Bölgeden alçı taşı izninin kimlere verildiği, kimlerin bu izini kopartmak için hükümet nezdinde ne tür yöntemler izlediği, bu izni kapanların dağı yutarak kaç köşe döneceğinden çok; beni ilgilendiren, bu faaliyetin başlamasıyla uzaktan görülemeyen güzelliklerin yok olacağı, insan ve hayvan yaşamının ne hallere düşeceğidir.

Bakan Vehbi'den Karpaz konusunda göstermeye cesaret edemediği iradeyi, bu tepenin ve bölgedeki güzelliklerin yok edilmesinin önüne geçmek için koymasını ve bir hukuk devletinin bakanı olduğunu anımsayarak hükümetten gelen baskılara karşı direnip uzmanların raporlarını dikkate alması bekleniyor.

Çakıcı, Akıncı'yı savunma yerine niye sustu?

İsmail Bozkurt'un Mustafa Akıncı'yı hedef alan eleştirileri TKP'nin yakın tarihiyle ilgili tartışma başlattı.

Bozkurt'un açıklamalarını yanıtlarken makam tutkunu olmadığını vurgulayan Akıncı, tarihsel süreçte bunu örneklerle açıklarken, bıraktığı parti başkanlığına BDH oluşumunun lideri olarak neden döndüğünü Özgün Kutalmış'ın bir televizyon programında yaptığı açıklamaya atıfta bulunarak, yanıtlamadı.

Akıncı, TKP genel başkanlığını bırakarak aktif politikadan kopma sürecine girerken, başını Mehmet Çakıcı'nın başını çektiği grup, solda yeni bir oluşum için girişim yaparken, çok sayıda TKP'li ile birlikte BDH'yı kurma çalışmalarına girdi. BDH'yı oluşturan kitlenin lider arayışları Akıncı'da durdu. Aşırı ısrar karşısında Akıncı, zoraki olarak politikaya döndü. Bu sürecin mimarı Çakıcı'nın, en azından kendi bulunduğu süreçte Akıncı'nın makam tutkunu sergilemediğini açıklamasını beklerdim.

Ama Çakıcı, parti başkanlığını devraldığı Akıncı'yı savunma yerine susmayı tercih etti. Neden acaba?

Türk'ten Türk'e

Güney ile Kuzey arasındaki fiyat dengesizliğini gözlemleyen halkımız doğal olarak aynı kalitedeki daha ucuz malı alacaktır. Bu da kitleleri Güney Kıbrıs'tan alışveriş yapmaya itiyor.

Bunu önlemenin en doğal yolu olan "fiyatların dengelenmesi"ni başaramayan hükümet, halkı "Papadopulos yönetimi, Rumların bizden alışveriş yapmasını engellemek için baskı kullanıyor" diyerek, örtülü olarak Türk'ten Türk'e alışveriş kampanyasını başlattı. Başbakan Soyer'in "Halka sesleniş" adı altında yaptığı konuşmanın özünde bu yatmaktadır.

Halbuki, Güney Kıbrıs'a göre daha pahalı olan ürünlerin fiyatını aşağıya çekme yönünde politika üretmeyen hükümet, Güney'e göre daha ucuz olan ürün veya hizmetlere yaptığı zamda halkın tepkisini frenlemek için zam yapılan ürün veya hizmetin Güney Kıbrıs'ta daha pahalı olduğuna vurgu yapıp halkı teselli ediyor.

Tüm bu gerçekler dururken Başbakan Soyer, 1974 öncesinin kampanyası olan ve az sayıdaki seçkin tüccarı zengin eden Türk'ten Türk'e kampanyasını başlatıyor. Başbakan, bunu yapacağına halka fahiş zamla satılan ürünlere müdahale etmeli, ya da fiyatların Güney'e göre neden daha pahalı olduğunun teşhisini yapıp bu yönde politika üretmesi gerekir.

Başbakan Soyer'in Papadopulos'un baskıcılığının ardına saklanarak siyasi duruşuna ters bir pozisyona girmemesi gerekir.

MAKASLADIK

* "Denizde oluşan kirlilik için yapılabilecek bir şey yok, denizin kendi kendini temizlemesini beklemekten başka çaremiz yok" (Asım Vehbi, Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı, Ortam, 11 Ekim)

* "Kanalizasyon sularının denize döküldüğü ve mavi rengin artık kahverengiye dönüştüğü bölgede, halen oltayla balık tutan kişiler bulunuyor" (Starkıbrıs, 11 Ekim)

* Girne arıtma tesisi yakınlarında her zaman ağır bir kokunun varlığından dolayı pencerelerimizi açamıyoruz. Tüm uyarılarımıza rağmen yeni arıtma tesisi için ise sürekli ertelemeler yapıldı. (Bölge sakinleri, Kıbrıs, 11 Ekim)

* "Tüm ülkelerde hükümetler doğal zenginlikleri korumak için her türlü önlemi alıp, bunun için yürürlükteki yasaları taviz vermeden uygularken, KKTC'de her Allah'ın günü hükümetin yaptığı bir doğa katliamına tanık oluyoruz" (Orhan Aydeniz, Halkın Sesi, 11 Ekim)

* "Kazanın nedeni araştırılmalı ve ihmal varsa sorumlular tespit edilmelidir. Bizlerin de birçok çağdaş ülkede yaşanan kazalarda olduğu gibi bu kazadan ders çıkartmamız gerekir" (Çevre Mühendisleri Odası, KIBRIS, 12 Ekim)

CEVAP BEKLEYEN SORULAR

* 17 taş ocağı yetmemiş... Şimdi 8 ocak daha sırada... İşlemlerini tamamlıyorlar... Geriye ne kaldıysa, onlar da onu süpürecekler... Köy yerleşim bölgelerinin ve tarım alanlarının hemen yanı başına alçı ocakları kuruyorlar... "Bu memleket bizim" diyenler nerde? (Afrika, 11 Ekim)

* Bugün yaşanan felakete önlem olarak denize girmemeyi, balık avlamamayı tavsiye edecek kadar rahat davranan bu zihniyet, yarın hava kirliliğinin önüne geçmek için 'nefes almamayı' mı önerecek? (TDP, Kıbrıs, 12 Ekim)

* Çocuklarımızı hangi denize götüreceğiz?, Hangi lokantada balık yiyeceğiz?, Yürek parçalayan bu felaketin sorumluları kim?, Onlara hesap soracak ve yargılayacak olanlar kimdir? (Reşat Akar, Halkın Sesi, 12 Ekim)

* Kimileri buna önem vermeyebilir. Fakat, bin ton atık suyun denize dökülmesi nedir biliyor musunuz? (Ünsal Özbilenler, Demokrat Bakış, 12 Ekim)

* Girne'deki arıtma tesisinin çürüdüğünü bir yıl önce söyleyen Halil Sadrazam'ın uyarılarına kulak asmayan Belediye Başkanı Sümer Aygın'ın yaşanan çevre felaketinde "ağır ihmali" yok mu? (Ortam, 12 Ekim)

   1407 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
20 Ağustos 2008, Çarşamba   Elektrik çarptı
16 Ağustos 2008, Cumartesi   KTÖS, kendi içinde çelişiyor
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Yazıktır, asgari ücretliyi düşünen yok mu?
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Ahtapotun kollarından kurtuluş yok
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halkına yeni bir 'çevre felaketi' golü attı
14 Haziran 2008, Cumartesi   Devlete dava açmak, 2 yıllık asgari ücret isteyebilir
07 Haziran 2008, Cumartesi   Yeşili çalınmış Ada'm betona dönerken
24 Mayıs 2008, Cumartesi   Teşhis konuldu, tedavi başladı, hasta farkında değil
17 Mayıs 2008, Cumartesi   Alın size demokrasi... Greve katıl, işten atıl
03 Mayıs 2008, Cumartesi   1 Mayıs'mış neyime; işçi, çalıştı, iş dönüşü öldü



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1994 2.2157
1 EURO 1.7360 1.7482



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

BECERİKSİZLİĞİN CEREMESİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Panayırcılıktan festivale...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

ASAYİŞ BERKEMAL DEĞİL...

Bilbay Eminoğlu

Zam ve zulüm Hikayeyi bilirsiniz ...

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Kafkasya istikrar paktı gerçekçi mi?

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital