|
Çevre, daha da geri dönülmez olmadan öncelik politikaların merkezine alınmalı; yönetim için de halk için de.
Çevre Bakanlığı'nı oluşturmak, tek başına çevreye önem verildiği anlamı taşımadığı gibi, adına bakanlık kurulduğunda çevre için daha fazla talebe de gün doğar.
Geçtiğimiz yıl çevre konusunda sınıfta kaldık. Birileri değil, hepimiz sınıfta kaldık.
Turkcell'in geleneksel sahil temizliği etkinliği, ülkemizde çevre adına yapılan en önemli sürekliliği olan organizasyondur.
Çocukların, Alagadi başta olmak üzere sahillerdeki çöplerin toplandığı etkinliklerin ötesinde, çevre için projeler üretilmeli.
Aşağıda sıralanan örnekler, çevre günü kutlanırken duyarsızlığın göstergesi olarak gündemdeki yerlerini koruyor.
En az el değmiş Karpaz'ı yitirme sürecine girdiğimiz geçtiğimiz yıl, Zafer Burnu'na kadar nakil hatlarla götürülen elektriğin betonlaşmayı getireceği korkusu yaşamımızın bir parçası oldu.
Yasağa rağmen anız yakanlar hız kesmezken, ağaçlık alanlarda çıkan yangınlar da kendini eksik etmedi geçtiğimiz yılda...
Güzel adamızda hava kirliliğinin varlığını kabullenmek zor. Ama uzmanların yaptıkları ölçümlerde Lefkoşa'da AB standartlarının 12 katı kirli bir havayı soluduğumuzun haberini okuma şansızlığını da yaşadık.
Girne'den Kapılca'ya kadar olan alanı, ağaçları keserek betonlarla birleştirme süreci hızını azaltsa da verdiği zararlarla devam ediyor.
Dikmen Çöplüğü'ndeki yetki karmaşasının uzantısı olarak oradaki sorun çözülemedi. Çöplükte çıkan yangınlardan dolayı, Dikmen, Lefkoşa ve Hamitköylülerin duman soluması çok fazla kesimi rahatsız etmedi.
CMC'den yine zehirli atıklar denize aktı. Bölgede var olan çalışmaların sayesinde belki bu cümleyi bir daha okumayız...
İskele bölgesinde, alçak orman arazileri turizm adına peşkeş çekilirken, bölge halkının verdiği mücadele inşallah hükümeti hatadan döndürmüştür...
Gelişigüzel herkesin kendi keyfine göre kuyu kazarak yok olma riski taşıyan yeraltı sularının tehdidine kayıtsızlık geçen yıl da devam etti.
Bazılarına göre doğanın dengesi olarak görülse bile, yasal ve yasadışı şekilde avcılık, milli park alanında bile devam etti.
Lefkoşa'ya deniz manzarası sunacak olan Beşparmaklar'daki taşocaklarının faaliyetlerini tüm hızıyla sürdürmesi yetmezmiş gibi, köylere yakın yerlerden de devlet izniyle alınan toprakların açtığı çukurlarla coğrafyaya yapılan geri dönülmez müdahaleleri de hayatımızın daha yakınında gördük.
Reklam panoları, yol güzergahlarında trafik açısından sakıncaları yanında görüntü kirliliğini artırdı. İzinsiz oldukları gerekçesiyle bazıları sökülürken, tabelayı diktikleri için parayı verenler görkemli kirliliklerini sürdürüyor.
Altınova-Çınarlı arasında ormanlık alanın kireç tozuyla yok olma sürecini başlatan onaylar da geçtiğimiz yıl verilerek, çevreye verilen önem ortaya konuldu!
GSM baz istasyonları, yerleşim birimlerinde, hatta yaşadığımız binaların damına yerleştirilerek hayatımızın en yakınına daha fazla sokuldu.
Başkentin az olan yeşilinin büyük bir oranını oluşturan parklar aylarca elektriksiz kaldı. Tüm çağrılara rağmen süren kayıtsızlık "pes" dedirtti
Bu kadar olumsuzluğun yanında olan güzellikler ise, çirkinliklerin gölgesinde kaldı.
Avrupa Komisyonu'nun zoruyla 1,5 milyon Euro'luk katkısının koşulu olarak, Kuzey Kıbrıs'taki 6 özel koruma bölgesi ilan edildi. Bu olumlu adımla ülkemizde Karpaz Milli Park alanının da içinde bulunduğu 6 bölgenin geleceği belki kurtulur...
En hafifi gibi görülmesine rağmen, omuzlarında en büyük yükü taşıması gereken bakanlığın başında olan Mustafa Gökmen'e dünya adına yapacak çok görevler düşüyor. En azından yukarda eksiklikleriyle aktarılan sorunları bu yıl yaşamamamız için etkin misyon üstlenmesi gerek.
Akademisyenlerin işinden atılmasına geciken tepki neden?
LAÜ'de grevde oldukları için işbaşı yapmayan akademisyenlerin, işe gelmedikleri ana gerekçesiyle işten atılmasına bazı sivil toplum örgütlerinin iki hafta sonra destek vermesi ilgi çekici.
KTOEÖS'ün orta dereceli okullarda da grevinin olduğu bir dönemde, LAÜ'de yaşananlar karşısında ses çıkartmanın sendikaya destek olarak algılanması çekincesi mi, emek mücadelecisi sendikaların 2 haftadır sessiz kalmasının sebebi?
Dev-İş, hükümetin bir an önce konuya gerekli duyarlılığı göstererek haksız yere işten çıkarılan insanların derhal görevlerine dönmelerini ve toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin yeniden başlaması çağrısı yaptı, sanki işten atılmalarda hükümetin yaptırımı yokmuş gibi...
Yoksa bu tepkileri hükümetin adım atacağının sinyali olarak mı algılamak gerek?
Bir damla suya muhtaç kalmadan...
Gençlik Dairesi ile Karikatürcüler Derneği'nin organize ettiği 2. Gençler Arası Karikatür Yarışması'na katılan, çocukluktan ergenliğe adım atan gençler çizdikleri karikatürlerde, bugüne ve endişelerindeki yarına çok başarılı vurgular yaptılar.
2. Gençler Arası Karikatür Yarışması albümünden "su" konulu seçilen karikatürlerde 12-16 yaş arası gençler büyüklerine, yarın bizi bekleyen günlerle ilgili mesaj verdiler.
Zamlar daha da gelecek
Dünyada petrol fiyatlarındaki önlenemez artışın ülkemize yansımasını görmeye başladık.
Son günlerde herkesi ürperten cümlelerin başında "Akaryakıta okkalı zam, tüp gaz zamlandı, akaryakıta bir ayda ikinci zam ve elektrik zammı yolda" gelmektedir.
Bazılarına göre gereklilik, bazılarına göre tepkisizliğin ürettiği yeni kararlar olarak önümüzde duran zamların, küresel boyutun bir gerekliliği olduğunu öncelikle teslim etmek gerek.
Ancak, yerel bazda gerekli önlemler alınmazsa, bu yaz zam haberlerini daha çok duyacağız. Özellikle akaryakıt gibi tüketim maddelerine yapılan zam, çok geniş bir yelpazeyi içine alırken daha ağır bir darbe oluşturuyor.
Bakan Uzun, Elektrik Kurumu'nun borçlarından bahsederken, alacak verecek dengesizliğini tamamen akaryakıt fiyatlarına bağlaması yanında bir de özeleştiri yapması gerekir. Faturaların tahsilinde adaletsiz davranıldığı ve bazı ayrıcalıklılardan tahsilat yapılmadığı iddiaları tazeliğini korurken, bakanlık ve kurum da öncelikle kendi üzerlerine düşeni yapmaları gerekmez mi?
|