|
Rum lideri Hristofyas, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı tongaya bastırmak için her türlü yöntemi denerken, bizlerin burada basit hesaplar peşinde koşmamız oldukça ilginçtir ve de üzüntü vericidir.
Bunu biz değil, fakat bizzat Talat'ın Sözcüsü Cumhurbaşkanı Hasan Erçakıca söylüyor. Diyor ki, "Hristofyas, Talat ile Türk Silahlı Kuvvetleri'ni karşı karşıya getirmek istiyor ve bunun için de her yönteme başvuruyor."
Hal böyle iken, bizim bir takım değerlerimiz üzerinde oyunlar oynanmak istenmesi, doğrusu kaygı vericidir.
Uzun süre Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde (DAÜ) yaşananlar medyada yer aldı. Üniversite bir kargaşa ortamına sürüklendi.
Ne oldu sonuçta?.. Rektör Prof. Dr. Halil Güven çekip gitti. Zaten gitmeseydi, el çektirilecekti. Çünkü ilahlar 'kelle' istiyordu.
Nice pazarlıklar, çabalar sonrasında nihayet sular duruldu ve üniversite normal seyrine devam etti. Ama bu süreç içerisinde kim kazandı, kim kaybetti?..
Sendikalara yapılan suçlamalar yanında, hükümetin hiç mi suçu yoktu?.. Aynen Lefke Avrupa Üniversitesi'nde olduğu gibi!..
Dün Ahmet Tolgay ile Hasan Hastürer arkadaşlarımız da konuyu irdelemişlerdi. Hiç de hoş olmayan durumlar sergilenmişti LAÜ'de... Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Genel Sekreteri Tahir Gökçebel, geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan "gerekirse kapatırız" sözünü söylemediğini ve bunun yanlış anlaşıldığını üzerine basa basa vurguladı.
Aslında büyük tepki uyandıran bu söze netlik kazandırması da iyi oldu, suların durulmasına da katkı koymuş oldu.
Ancak ortadaki gerçeği kimse yadsıyamaz. Bizim KKTC olarak en büyük sermayelerimizden biri, hatta en büyüğü üniversitelerimizdir. Bu konuda başta hükümet olmak üzere; tüm ilgili taraflar, bir defa bu hususu akıllarına koymalıdırlar. Hani rozet kalkacak, popülizm olmayacak, her şey şeffaf olacaktı?.. Mütevelli heyeti atamalarında bu ilkelere rastlayamadık.
Bir zamanlar Sanayi Holding, Turizm İşletmeleri ve saire ne gözle görüldüyse, vakıf üniversitelerine de o gözle bakıldı. Oy potansiyeli düşüncesiyle yaratılan 'çöplük' havasından yararlanma yolları tercih edildi, "varsın benim adamım olsun da, ne olursa olsun" zihniyeti galebe çalındı. Rektörün bile tayini veya istifası iki dudağın arasındaki kararın esiri oldu.
Bu ülkede üniversiteler, her türlü rekabete karşı kaliteyi yükseltebilmek için yoğun çaba harcar, dünyanın dört bir yanından öğrenci getirtmeye çalışırken, üniversitelere bakış açısında da elbette çağın gereklerine uygun olarak daha değişik ve itici olmayan yaklaşımların sergilenmesi beklentisi vardır.
Üniversiteleri herhangi bir kurum veya kuruluş gibi görme alışkanlığı bir yana bırakılmalı ve KKTC ekonomisine hayat veren bilim merkezleri olarak görmeyi ilke ve görev addetmeliyiz.
Trabzon'dan veya Ankara'dan evladını üniversite öğrenimine gönderen aileyi, şu veya bu nedenden dolayı burada cereyan eden olaylardan ötürü huzursuz kılmaya kimin ne hakkı olabilir ki!..
Çünkü onlar haklı olarak "ben evladımı şu veya bu üniversiteye değil, fakat Kıbrıs'a okumaya gönderdim" der ve onunla övünür, gurur duyar.
Bu hususları göz ardı etmeksizin bakış açısına ona göre 'ince ayar' getirmek durumu ile karşı karşıyayız. Rumların yanı sıra yabancıların da gıpta ile baktığı üniversitelerimizi daha da ileri noktalara taşıyabilmek, Kıbrıs Türk halkının geleceği açısından da son derece önem taşımaktadır.
Bu noktada hükümetin de üzerine düşen görevler olduğu ve bunları yerine getirmekten kaçınmayacağını tahmin ederiz. Sendikaların da atacakları adımlarda daha titiz davranmaları gerektiği inancındayız. Nihayet üniversite dediğiniz, ne ilkokuldur, ne de ortaokul!.. Aynı hassasiyeti hükümet edenlerin de göstermesi kaçınılmazdır.
Vasıflı bazı öğretim üyelerinin harcanması ve sırf iktidara yakındır diye vasıfsız birilerinin kilit noktalara getirilmesi de kabul edilebilecek bir durum değildir.
Özellikle üniversite sektöründe 'işe göre adam' değil de, 'adama göre iş' politikasının uygulanması son derece sakıncalıdır.
Bunlara yeterince dikkat edilebildiği takdirde, üniversite sektöründe gelişmişliği daha da tetikleyebilir ve bundan kazanan da KKTC olur.
Ha; bunu istemeyen, benimsemeyenler varsa, varsın yollarına devam etsinler.
Ancak görünen o ki, Kuzey Kıbrıs'ta bir anıt gibi yükselen üniversite sektörü daha nice mesafeler katetmeye muktedirdir!..
|