|
Değerli dostumuz Eşref Çetinel, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi'nin, ya da Yüksek Anıtlar Kurulu'nun politikalarından öteden beri hoşlanmaz, hep eleştirir. Zerre kadar vizyon sahibi olmadıklarını açıkça yazar. Elbette nedenleri vardır.
Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları, başkent Lefkoşa'nın en önemli sorunlarından olan park yeri sorununu çözmek için çeşitli girişimleri olduğunu söyleyerek, merkezi yönetimin kendilerine engel çıkardığını belirtti.
Surlar altında bulunan ve Çetinkaya'nın eski antrenman sahası olan alanı otopark olarak hizmete açma girişimleri olduğunu dile getiren Bulutoğluları, bu yönde alanın stabilize dolgu malzemesi otoparka hazır hale getirildiğini kaydetti.
Özellikle Lokmacı Kapısı açıldıktan sonra surlariçine giren araba sayısında artış gözlemlendiğine dikkati çeken Belediye Başkanı, 'sur duvarlarına zarar verir' gerekçesiyle karşı çıkan Eski Eserler ve Müzeler Dairesi'ne bağlı Anıtlar Yüksek Kurulu'nu sert bir şekilde protesto etti. Bulutoğluları, "bu kişilerin vizyonu yoksa, bunun cezasını halk çekmemelidir. Bu kişiler derhal istifa etmelidir" dedi.
Fazla söze gerek yok. Anıtlar Yüksek Kurulu mudur, nedir, acaba Lefkoşa'nın Güneyinde hisar altlarının yıllardan beri park yeri olarak kullanıldığını ve trafiğe büyük bir rahatlama getirildiğini bilmiyor mu?.. Bilmemesine imkan mı var?.. Gitsinler, görsünler ve ona göre karar versinler.
Yine de olumsuz karar verirlerse, demek ki ortada bir art niyet vardır, önyargı vardır.
'Sur duvarlarına zarar verilecek' şeklindeki gerekçe ise tamamen gerçek dışıdır ve alay konusudur.
Gelelim Mağusa'ya...
Belediye Başkanı Oktay Kayalp, kenti imar çalışmalarını sürdürürken, az mı engellerle karşılaştı?.. Her attığı adımda Eski Eserler Dairesi ile Yüksek Anıtlar Kurulu'nu karşısında engel olarak buldu. Ama yılmadı ve yürüdü. Böylelikle Mağusa'nın birçok bölgesi hem değerlendirilmiş oldu, hem de mezbelelikten kurtuldu.
Düşünün siz, 100 yıllık hisar taşı ile yapılmış 200 küsur ev, eski eserler kapsamına alındı. Ne alınıyor, ne satılıyor, ne de devrediliyor!.. Tamirat yüzü görmediğinden zaman aşımı içinde yıkılarak, ortadan kayboluyor. Bu mudur eski eserleri korumak?.. Kaldı ki o evlerin eski eser olduğuna bin şahit ister. Hisar taşı veya benzeri taşla yapılan her ev tarihi değer taşımaz ki!..
Her neyse; şu sıralarda Gazimağusa Belediyesi'nin cesur girişimleriyle 'yasaklı' diye nitelenen bazı yerler yıkıldı ve altlarından neler çıktı biliyor musunuz?.. İnanmayacaksınız ama, yarım metre büyüklüğünde fareler... Halk dilinde 'gömeç sıçanı.' Şimdi Mağusalı bunlarla boğuşmak zorunda.
Ya; İkinci Fener'e ne diyelim?.. Gümrük Binası ile o da yıkılmaya yüz tutmuş vaziyette. Elini süren veya dokunan oluyor mu?.. Yani ne yaparlar, ne de yaptırırlar. Ama göz göre göre yıkılmasına da seyirci kalırlar. İşte bu zihniyet sonucu Mağusa surlariçi hâlâ kan kaybediyor.
Eğer İngiliz döneminde hisar taşı veya benzeri sarı taştan yapılan tüm binalar bir 'sanat eseri' ise, o zaman vay halimize!.. Halbuki zamanı geldiğinde bazıları bizzat sahipleri tarafından yıkılarak, yerine apartmanlar kaldırılmaktadır.
Özetle diyeceğimiz şu: Bir AB üyesi olmasına rağmen Rum kesimi, yıllardan beri hisar altlarını oto park alanları olarak kullanırken, sur duvarları yıkılmadı da, bizde mi yıkılacak? Hisar altlarını Rum kullanabildiğine göre, biz niye kullanmayalım?.. Ne mahsuru olabilir?.. Yoksa; onlar da mı teknik komitelerin maddeleri arasındadır?.. Onlar da mı peşkeş çekilecektir?..
Tabii ki bunlar işin şakası.
Ama gerekçe hakikaten gülünç mü, gülünç...
Dedik ya, Mağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, vizyonsuzluktan az mı çekti?.. Sonunda bildiğini okudu.
Herhalde Cemal Bulutoğluları'nın da başka seçeneği yoktur!..
|