|
İkide birde KKTC'de yatak kapasitesinin arttığından söz ediliyor. Olmayan turistin yatak kapasitesi artırılmış, artırılmamış kime ne?..
Nitekim Kıbrıs Türk Turizm ve Seyahat Acenteleri Birliği (KITSAB) Başkanı Özbek Dedekorkut, bu konuda ilginç bir açıklamada bulundu, turizmde sorunlar sürerken, yatak kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmaların yanlış olduğunu belirtti. Turizm sektöründe yaşanan sorunların devam ettiğine işaret eden Dedekorkut, özellikle ulaşım ve etkin pazarlamadaki sıkıntılara değindi.
Özbek Dedekorkut, bu sorunlar sürerken, yatak kapasitesini artırmaya yönelik çalışmaların yanlış olduğunu, 17 bin yatağın 3 binin bile tatmin edilir rakamlarla doldurulmadığını kaydetti.
Turizmde sanki de dünyayı fethetmişiz gibi bir izlenim yaratılmaya çalışılırken, hava basmaktan başka bir iş yapıldığını göremiyoruz.
Evet; yatak kapasitesi artsın artmasına da, önemli olan o yatakları doldurmaktır hüner. Yatak doldurulmadıktan sonra kime, ne yararı var?..
Turizme katkı amacıyla bu ülkede nice yatırımlar yapıldı, nice yataklar artırıldı. Hem de her türlü riskleri göze alarak paralar atıldı, yatırımlarda bulunuldu. Dış ülkelerde kazanılan paraların buraya aktarılmasıyla da turistik eserler vücuda getirildi. Tüm bunlara karşın altyapılar giderilemedi, gelişigüzel yıldızlar verildi. Girişimci teşvik edileceğine, kendisine köstek olundu.
Günümüzde bir turizme bakıyoruz, bir de Katsellis'in Dome Hoteli'ne. Onu bile çalıştıramamanın ezikliğini duyacak hale gelinmesindeki politikaların, Kıbrıs Türk halkının onurunu incittiğini görüyoruz. Girne'nin en avantajlı yerinde olan bir oteli bile çalıştıramamak ve peşkeş çekmek, acizliğin daniskasıdır.
Acaba bunlar, Kıbrıs Türkünün onurunu kasıtlı olarak incitmek, Ruma yama politikasını yavaş yavaş alıştırmaya yönelik adımlar mıdır?.. İnsanoğlu gerçekten bu konuda tereddüt ediyor.
Keşke "bu oteli biz çalıştıramadık, geliniz eski sahibi Katselli'ye verelim" deseydiniz, inanınız daha makul karşılanırdı. Artık bu kadar ayıp, Kıbrıs Türk halkına yapılan hakaret kabul edilebilir cinsten değildir.
Mare Monte'yi çalıştıramadık, verdik gitti, Dome Hotel'i çalıştıramadık, onu da verdik.
Bu olaylar, Kıbrıs Türk turizmi açısından hiç de hoş değildir ve adeta yüz karasıdır.
Dome Hotel geçmişte de benzeri sorunlarla karşılaşmıştı. Ancak o fedakâr personel, birlik olmuş, aylarca maaşlarından fedakârlık yapmış ve el birliğiyle, gönül birliğiyle sorunlarını aşmıştı. Koskocaman Vakıflar İdaresi, bir Dome Hotel'i acınacak durumlara getirmişse, söyleyecek söz bulmakta cidden zorluk çekiyoruz.
Oteli peşkeş çekme politikası, çalışanların aylarca rahatsız duruma getirilmesi kesinlikle hoş karşılanamaz.
Dedekorkut'un "17 bin yatağın 3 bini bile tatmin edilir rakamlarla doldurulmamıştır" sözüne dikkat çekmek isteriz.
Bir yandan KKTC'de yatak kapasitesinin artırılmasından pay çıkarmaya çalışırken, diğer yandan 3 bin yatağın bile doldurulmaması düşündürücüdür, ibret vericidir.
Katsellis'e değilse bile, acaba Lordos'a mı vermeliydik oteli diye görüş beyan edenler var. Haksız da değiller. Biliyorsunuz, ünlü Rum iş adamlarından Konstantinos Lordos, geçen akşam Larnaka'da Başbakanımız Ferdi Sabit Soyer onuruna yemek vermişti.
Dünkü 'Politis' gazetesine göre, KKTC'de bıraktığını öne sürdüğü mülkü için Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) dava açtığını yazdı. Gazete, ailesindekiler hariç, yalnız Lordos'un 150'den fazla gayri menkulü olduğunu ve bunların çoğunun Maraş bölgesinde deniz kenarında bulunduğunu öne sürdü. Gazete ayrıca Lordos'un başvurusuyla ilgili tazminatın 324 milyon YTL'yi aşacağını ifade etti.
Bir Dome Hoteli bile çalıştırmaktan aciz bir yönetimin, Lordos'un istekleri ve davayı kazanması durumunda
neyi vereceğini, hangi toprak parçasını peşkeş çekeceğini doğrusu çok merak ediyoruz. İyisi mi, versinler KKTC'yi Lordos'a, bu iş de olsun bitsin!..
Bu mu yapılmak istenen?.. Daha doğru dürüst müzakere sürecine bile girmeden altımızdan toprağın nasıl kaymakta olduğunu görmeyen kalmadı. Esasen AİHM dediğiniz, Rum'un tatmin edilmesi, bunun için de gerek Kuzey'de, gerekse Güney'deki Türk mülkünün parsellenerek iade edilmesine yönelik bir araçtır, mekanizmadır. Madem ki, Titina Loizidu ile bir başlangıç yapılmıştır, bundan çıkış yolu yoktur ve çorap söküğü devam etmektedir.
Hatta bu amaç için Güney'deki Vakıf malları da artık peşkeş çekilmeye başlandığına göre, gün gele Filistinlilerin konumuna düşürülmeyeceğimizi kim garanti edebilir?..
Turizmdeki yatak kapasitesiyle başlayıp, Dome Hotel'le ve Lordos'un istekleriyle yazımızı noktalamaya çalıştık. Tümü de birbirine bağlı konulardır ve içine düşürüldüğümüz acizliğin göstergesidir.
Bir Dome Hotel'i bile çalıştıramadıktan sonra, yatak kapasitesi 27 bin olmuş, yüz bin olmuş, kaç yazar, ne fark eder?..
|