|
Başbakan Ferdi Sabit Soyer bu günlerde sıkıntılı mı bilemiyoruz. Hükümetin başı olmak kolay mı?.. Ama örneğin Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak sıkıntısızdır desek yalan söylemiş oluruz. İkide bir Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası'na (KTOEÖS) 'greve son verin' şeklinde çağrıda bulunuyor, ama sendika da bildiğini okuyor.
Öğrenci ve veli daha değişik ses veriyor. Meclis önünde eylem yapan öğrenciler, isteklerini dile getirirken, 'eğitim hakkımız, söke söke alırız' diyorlar.
Eylemde ayrıca "Öğretmen, ulusunu yüceltmek için vardır, seviyesini düşürmek için değil-Yeter artık greve son veriniz-Okul sıralarımızı geri istiyoruz-Eğitim istiyoruz" gibi sloganlar içeren pankartlar taşınıyor. Yapılan açıklamada veliler ve öğrenciler, eğitim haklarını aradıklarını yinelerken, öğretmen sorunlarının öğrencilere yansıtılmaması gerektiğini vurguluyorlar.
Bu raddeden sonra, sendikanın da sıkıntıda olmadığı söylenemez. Elbette ilgili sendika yöneticileri de olup bitenleri ve kamuoyunda giderek artan tepkileri enine boyuna değerlendirmektedirler.
Peki, başka kim veya kimler sıkıntılı kabinedeki bakanlardan?..
İçişleri Bakanı Özkan Murat, bu günlerde sıkıntıları kısmen de olsa aşmış bulunuyor.
Ekonomi ve Turizm Bakanı Erdoğan Şanlıdağ ise Türkiye'de KKTC turizmini pazarlıyor. Her ne kadar buradaki turizmciler ve otelciler 'turizm yok oluyor' derse de, Şanlıdağ, denizi aştığından yelkenler fora...
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı ise işini iyi bilenlerden. "Nasıl olsa yıpranan ben değilim, büyük ortak CTP'dir" politikasıyla vaziyeti idare ediyor.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar'ın bu günlerde kafası karışık olsa da, fazla streste olduğu söylenemez. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sonay Adem ise İzmir'de tahlil sonuçlarını beklemekle meşgul.
Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Mustafa Gökmen mi dediniz?.. Avcı'nın kadrosunda olduğuna göre, sorunları -eğer varsa- fazla da dert ettiği yok! Ancak Maliye Bakanı Ahmet Uzun için aynı şey söylenemez. Yoğun bir tempoda sorunlara çare üretmekle meşgul. Sağlık Bakanı Eşref Vaiz de aynı. Ser verip sır vermiyor da, şikâyetleri not edip sağlığa çıkış yolları aramakla meşgul. Allah yardımcısı olsun.
Ya; Tarım Bakanı Önder Sennaroğlu?.. Diyebiliriz ki, Sennaroğlu, en az Canan Öztoprak kadar sıkıntılı ve stres yüklü. Nedeni de kuraklık ve çiftçinin, hayvancının, özetle toprağı işleyen, toprağa şekil veren üreticinin belinin bükük olması. Aynı meslek erbabından olması hasebiyle dertlerini, sorunlarını çok iyi anlıyor, ama elden ne gelir?..
Bakan Sennaroğlu'nun, 'Dünya Süt Günü'nde çay, kahve, kolaya ödenen paraların yurt dışına gittiğini, ancak süte ödenen paraların üreticinin cebine girdiğini ifade etmesi, yerel üretime ağırlık verilmesi gerektiği mesajını içeriyor.
'Topraksız tarımla 1 dekar seradan 60 ton domates ürünü nasıl alınır' konulu seminerde konuşan Sennaroğlu, tarımın yeniden şekillenmesi gerektiğine işaretle, KKTC'de toprak ve suyun kıt kaynaklar olduğuna dikkat çekiyor.
İleride sözü edilen yeni projeler de yaşama geçirilebilir. Ancak önemli olan, şimdiki sıkıntıların üstesinden gelebilmektir. Çünkü çiftçi ve hayvancı, bu ülkede gerçek üreticidir ve uzun zamandan sonra ilk kez bu denli mağdur durumdadır. Okullarına gidemeyen ortaokul ve lise öğrencileri gibi, onlar da isyan halindedirler. Hatta beş beter!..
Onlar, bu toprakları vatan yapanların evlatlarıdır, Ulu Önder Atatürk'ün 'Köylü, milletin efendisidir' sözüne layık insanlardır.
Çiftçiler Birliği Genel Sekreteri Oğuz Ceyda'nın, sorunlarına yönelik olarak hükümetin bir kez daha dikkatini çekmesi ve "hükümet sorunlara çare üretemezse meydanlara ineceğiz, inersek de düdük çalmayacağız" demesi, kuraklıktan kaynaklanan sorunların boyutunun göstergesidir.
Ülkedeki çeşitli sektörlerde yangın olduğu gerçeği inkâr edilemez. Maharet, bu yangını daha fazla büyümeden, yayılmadan söndürebilmek, en az zararla kapatmaktır.
Sanırız, çiftçinin de, hayvancının da ne istediği ilgili bakanlıkça ve hükümetçe de bilinmektedir. Bunlar yerine getirilebiliyor mu, yoksa aksamalar mı vardır?.. Yarayı sarabilmek için en sıkıntılı günlerde elini uzatan Anavatan Türkiye'ye durumlar anlatıldıysa ve gecikmeler olduysa, nedenleri nelerdir, daha başka neler yapılabilir?..
Çünkü; yaradan kan akmaya devam ediyor ve hasta giderek halsiz düşüyor. Ölmeden hastayı kurtarabilmek için artık yitirilecek zaman da kalmış değildir!..
|