Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
BİR YASTIKTA 50 YIL
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
Kara Kitap
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [1]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [2]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [3]



Talat'ın itirafları ve gelinen nokta

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Haziran 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıs politikasında değişen bir şey yok. Bunu zaten herkes biliyor da, mesela AKEL, "bizim kırmızı çizgilerimiz 1974'ten beri değişmemiştir" diyor. Yani 1963 terennüm edilmiyor da, 1974 dile getiriliyor.

Bu memlekette Kıbrıs Türkü ile Kıbrıs Rumu 1963'ten 1974'e kadar 'gardaş gardaş' mı yaşıyordu?.. Yoksa; Kıbrıs Türk halkı toprağın yüzde 3'üne hapsedilerek, varoluş kavgası mı veriyordu?..

"1974'ten beri kırmızı çizgilerimiz değişmemiştir" demek, her şeyden önce Kıbrıs Türk halkına haksızlık ve saygısızlıktır. Çünkü Kıbrıs sorunu, 1974'te başlamış değildir.

O halde bu ülkede BM Barış Gücü niye 1964'ten beri görev ifa etmektedir, niye iki taraf arasında 'koruyuculuk' görevi yapmaktadır?..

Demek oluyor ki, bugün Hristofyas'ın başkanı bulunduğu AKEL'de de değişen bir şey yoktur!..

Beri yandan Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Hrisostomos, Kıbrıs sorununun çözümünün 'federasyon' şeklinde olmasını kabul etmiyeceğini yineledi.

Hrisostomos, "sıradan bir vatandaş olarak federasyonu kabul etmesinin söz konusu olmadığını, ancak kilisenin başındaki kişi olarak Ulusal Konsey'in kararının aksine, üniter bir devlette ısrar etmesinin doğru olmadığını" ifade etti.

Hrisostomos ayrıca, "Kıbrıs sorununun çözümünün Kıbrıs Rum tarafının değil, Türkiye'nin tutumuna bağlı olduğunu, Türkiye'nin müzakereler sırasında her zaman maksimalist tezler ortaya koymasından ötürü çözüme ulaşılacağına inanmadığını" savundu.

Hani derler ya; bahane, gerekçe aradıktan sonra çok!.. Burada hakkını vermek gerek. Türkiye'nin sesinin sedasının çıktığı yok. Türkiye'nin aksine Yunan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni Kıbrıs'a geliyor, konuşuyor da konuşuyor. Halbuki Türkiye kendi derdinde. Bizim Türk Dışişleri Bakanı Babacan, ne gelebiliyor, ne de Bakoyanni gibi kükreyebiliyor!..

Dedik ya; Ankara'nın derdi kendine kâfi!..

Ama Bakoyanni, İngiltere gibi tetikliyor Rum tarafını. Kıbrıs sorununun çok kritik bir dönemde olduğuna işaret eden Bakoyanni, bu nedenle Atina ile Lefkoşa arasında sürekli gerçekleştirilen temasların ortak vizyonun başarılması için çok esaslı olduğunu vurguladı. Yunanlı bakan, ortak hedeflerin ortak vizyonla başarılacağını kaydetti.

Hatırlarsanız, Yunanistan'ın eski Başbakanlarından Kostas Simitis, Rum tarafının AB'ye üyeliğinin gerçekleşmesi üzerine Larnaka Havaalanı'nda tarihi bir konuşma yapmış ve Enosis'i gerçekleştirdiklerini söylemişti.

Bundan sonraki aşama çok daha önemlidir ve hedef de Türkiye'nin Kıbrıs'tan çıkarılması, adanın Elen hakimiyetine geçmesidir. Bütün mesele bundan ibarettir.

Federasyonu dahi kabul etmiyeceğini, kırmızı çizgilerinin 1974'ten beri değişmediğini haykıran bir zihniyetle nereye varılabileceğini doğrusu sormak gerek.

Diğer yandan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat dahi memorandum nedeniyle İngiltere'nin, tarafların birbirine olan güveninin altını oyduğunu söyleme ihtiyacı hissetmiş bulunuyor. Talat, "ortak bir açıklama üzerinde anlaştık ve sonrasında Kıbrıslı Rumlar, İngiltere'yle başka bir şey üzerinde anlaştı. İngilizler, Hristofyas'a bazı hediyeler vererek, anlaşmamızın, dolayısıyla da birinin diğerine güveninin altını oydular. Kıbrıslı Türklerle Rumların yıllarca birbirleriyle savaşmasını sağlayarak üsler elde ettiler. Şimdi aynı şeyi yapıyorlar" dedi.

Bundan daha büyük bir itiraf olabilir mi?.. Bundan daha büyük bir kepazelik olabilir mi?..

Talat'ın Rumca 'Politis' gazetesine verdiği demeçte, yalnız İngilizlere ve Rumlara değil, aynı zamanda tüm dünyaya mesajları vardır. Çünkü artık işler çığırından çıkmak üzeredir. Özetle taraflardan birini överken, ötekinin de altını oyna çabaları alabildiğine devam etmektedir. Hem de garantör bir ülke tarafından.

Bu durumda iki taraf arasında bir uzlaşı olasılığı ne denli mümkün olabilir?.. Müzakere masasında Hristofyas'ın elini güçlendirme, Talat'ın elini de zayıflatma çabaları neyi amaçlamaktadır?.. Bunları bilmeyen mi vardır?..

Bir de muhalefet partilerinin son gelişmelerle ilgili değerlendirmelerine iyi kulak vermek gerek. Ana muhalefetten tutunuz da, diğer partilere kadar artık herkesin her şeyi bilmesi gerektiği seslendirilmektedir. Örneğin, Halk İçin Siyaset (HİS) Partisi Genel Başkanı Ahmet Yönlüer, Talat'ı Kıbrıs konusunda tutarsız açıklamalar yapmakla suçlamıştır. Daha önce de UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, HP Genel Başkanı Raşit Pertev, TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı kaygılarını dile getirmişlerdir.

Talat'ın bu aşamada ne yapacağı doğrusu merak edilmektedir. Rum lideri ile gerçekleştirilmesi öngörülen görüşmeyi mi beklemektedir, yoksa gelişmeler ışığında kamuoyuna açıklamalarda bulunacak mıdır?.. Anlaşılan Talat, gene de önerilen tarihte görüşme olup olmayacağını görerek, ona göre bir tavır sergileyecektir. Çünkü artık Kıbrıs Türkü'nün daha fazla kaybedecek zamanı yoktur. Kıbrıs sorunu ile de endeksli olma mecburiyeti bulunmamaktadır. Ancak her şeye karşın az daha beklemekte yarar vardır.

O zaman, bekleyelim ve görelim, iyi niyeti de elden bırakmayalım!..

   436 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   Desmond Tutu'yu kim tutar?..
10 Ekim 2008, Cuma   Bunlar yalan mı?. Yalandır diyenler beri gelsin!..
09 Ekim 2008, Perşembe   Tıp Fakültesi, sadece YDÜ'nün değil, tüm KKTC'nin gururu...
08 Ekim 2008, Çarşamba   Sağlıktan eğitime uzanırken...
07 Ekim 2008, Salı   Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...
06 Ekim 2008, Pazartesi   Türkiye'deki son olaylar üzerine...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Tek yanlı kararlar, sürece hiçbir yarar sağlamaz!..
03 Ekim 2008, Cuma   Söz hakkı olmadan alınan kararlar geçerli değildir!..
02 Ekim 2008, Perşembe   'Marazi toplumdan' Marko Paşa'ya...
01 Ekim 2008, Çarşamba   Şu KTHY meselesi...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Şimdi obir taraftan ucuz olduk... Tamam mı...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Desmond Tutu'yu kim tutar?..

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Okurlardan güncel konulara ilişkin görüşle...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Mali kriz ve AB

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital