Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
BİR YASTIKTA 50 YIL
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Kara Kitap
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [1]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [2]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [3]



KKTC, barışın ve çözümün teminatı

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Temmuz 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

"Buradan bütün dünyaya bir kez daha ilan etmek istiyorum. 1974 Barış Harekatı, Kıbrıs Türkü'nün soykırıma uğramasını engellemiştir. Barış Harekatı, toplu mezarlara ağıt yakan Kıbrıs Türkü'nün kaderini değiştirmiştir. Barış Harekatı, Anavatan'ın, Kıbrıs Türkü'nü sonsuza kadar koruma azim ve kararlılığını bir kez daha dünyaya duyurmuştur. Barış Harekatı, 1974 öncesi sıkıntılı günlerin bir daha yaşanmasına asla müsaade etmeyeceğimizin teminatıdır. Bu yüzden harekatın ismi Barış Harekatı'dır ve adaya barış getirmekten başka bir amacı olmayan, insani bir harekattır. Herkesin bu gerçeğin bilincine varmasını bekliyorum. Herkesin tarihi süreci bu perspektiften değerlendirmesini diliyorum. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin uluslar arası hukuk ve antlaşmalara dayanarak gerçekleştirdiği Barış Harekatı, Kıbrıs Türk halkının özgürlük, güvenlik ve refaha kavuşturulmasından başka bir şey değildir."

Evet; bu sözler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ait. Dün Lefkoşa'da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda yer alan törenler esnasında yaptığı konuşmadan alınan bir pasaj. Kıbrıs'ta Barış Harekatı'nın niye yapıldığı, bu harekatla nelerin gerçekleştirildiği ve bundan böyle ne yapılması gerektiği açıkça ifade edilmektedir.

Sn. Erdoğan açıkça 1974 öncesi sıkıntılı günlerin yeniden yaşanmayacağını dile getirirken, "ekonomik kalkınmasını tamamlayan KKTC, barışın ve çözümün teminatı olacaktır" dedi.

Erdoğan ayrıca Avrupa Birliği ve uluslar arası topluma Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonları kaldırmaları sözlerini yerine getirmeleri çağrısını yineledi ve kapsamlı çözümün ancak adadaki gerçekler temelinde mümkün olabileceğine işaret etti. Türkiye Başbakanı devamla kimsenin Kıbrıs Türk halkının kendi yönetiminden, eşit statü ve eşit ortaklıktan vazgeçmesini ve azınlık olarak yaşamayı kabul etmesini beklememesini istedi.

Bu sözlerle mesajı alan alır. Rum tarafı ve Yunanistan, AB'yi kullanarak, Kıbrıs Türk halkını Maronitler, Ermeniler, Latinler gibi kendi bünyesi içinde eritmek ve yama yapmak niyetinde ise Erdoğan'un bu mesajını çok iyi algılamalıdır. Kıbrıs Türk halkı eşit bir ortaktır ve bu ortaklık hakkını da şu veya bu nedenle heba etmek niyetinde değildir.

Kimsenin, Kıbrıs Türk halkının kendi yönetiminden vazgeçmesini beklememesi gerektiği hususuna gelince, yani biz burada olası bir uzlaşmada da kendi yönetimimizi koruyacak, kendi egemenliğimizde devletin iki kanadından biri olarak yaşamımızı sürdürecek, ancak uluslararası alanda tek temsiliyetle yola koyulacağız.

Erdoğan'ın da işaret ettiği gibi, Ada'daki gerçekler bunlardır ve bu gerçekleri göz ardı etmek de mümkün değildir.

Kıbrıs'ın kuzeyinde ne bir kukla devlet vardır, ne de azınlık bir topluluk yaşamaktadır!. Kıbrıs Türk halkı, ortak olduğu devletten silah zoruyla atılırken, tam 11 yıl bu adada tutunabilmenin mücadelesini vermiş, direnmiş ve nihayet Barış Harekatı sonucu özgürlüğüne kavuşurken, kendi devletini kurmak zorunda kalmıştır. Bu bir zorunluluktu ve Rum tarafına da bir yanıt teşkil etmekteydi. Devletten atılan Kıbrıslı Türklerin, günü geldiğinde kendi bağımsız, egemen devletlerini kurmalarından daha doğal ne olabilirdi?..

Bu nedenle olası bir uzlaşmada, Kuzey'deki devletin, Güney'deki devlet kadar ağırlığı vardır ve bunların eşitliği dikkate alınmalıdır. Daha geçen günlerde Rum Meclisinde toplumlarını temsil eden Maronit ve Ermeni temsilcileri Güney'deki yönetimden yakınarak, Meclis'te söz hakkına sahip olmadıklarını, oy haklarının olmadığını söylemişler ve bu durumdan şiddetle yakınmışlardı.

Kıbrıs Türk halkının da aynı durumlara düşmesini kimse beklemesin.

Kıbrıs'taki gerçeklerin göz ardı edilemeyeceği ifade edilirken, herhalde bunlar da dikkate alınacaktır.

Bir başka önemli husus, Erdoğan'ın Avrupa Birliği ve uluslar arası topluma izolasyonların kaldırılması yönünde yaptığı çağrıdır.

Gerçekten bu devirde hala daha Kıbrıs Türkü'ne ambargoları reva görmek, dünyadan izole edilmiş bir şekilde yaşam sürdürmelerine göz yummak ve en ufak bir çabada bulunmamak, insan haklarının kabul edemeyeceği bir davranıştır.

O kadar ki, Kıbrıs Türk tarafı, verilen sözlere rağmen izolasyonların kaldırılmamasına karşın iyi niyetini ortaya koymuş ve müzakere masasına oturmaktan geri kalmamıştır. Bu, Kıbrıs Türklerinin adil ve kalıcı bir çözüm arayışlarında ne denli iyi niyetli ve samimi, istekli olduğunun göstergesidir.

Bu gerçekler ışığında kalıcı bir uzlaşma yönünde çabalar sarfedilirken, Kıbrıs Türk halkına yapılan haksızlıklar elbette gündeme getirilmeli ve AB'ye ve uluslararası topluma mükellefiyetleri, bu konuda verdikleri sözler hatırlatılmalıdır. Bu sözlerin yerine getirilmeden Türk tarafının masaya oturması büyük bir özveridir. Bunu o şekilde değerlendirmek ve baskı unsurlarını Güney'e yönlendirmek, en azından bu haksızlığı gidermese de, Kıbrıs Türk halkının beklentilerine kısmet yanıt vermiş olacaktır.

Sonuçta, gerçekler ortadadır ve adadaki gerçekler dikkate alınarak bir uzlaşmaya gidilebileceği de bilinmektedir. Bu, bizzat Başbakan Erdoğan tarafından bir kez daha dile getirilirken, Hristofyas'ın da bu konuda gerekli anlayışı göstermesi, görüşmelere ivme kazandırabilir. Talat'ın da bu raddeden sonra masadaki elinin zayıflığının giderildiğini umarız.

   346 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   Desmond Tutu'yu kim tutar?..
10 Ekim 2008, Cuma   Bunlar yalan mı?. Yalandır diyenler beri gelsin!..
09 Ekim 2008, Perşembe   Tıp Fakültesi, sadece YDÜ'nün değil, tüm KKTC'nin gururu...
08 Ekim 2008, Çarşamba   Sağlıktan eğitime uzanırken...
07 Ekim 2008, Salı   Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...
06 Ekim 2008, Pazartesi   Türkiye'deki son olaylar üzerine...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Tek yanlı kararlar, sürece hiçbir yarar sağlamaz!..
03 Ekim 2008, Cuma   Söz hakkı olmadan alınan kararlar geçerli değildir!..
02 Ekim 2008, Perşembe   'Marazi toplumdan' Marko Paşa'ya...
01 Ekim 2008, Çarşamba   Şu KTHY meselesi...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Şimdi obir taraftan ucuz olduk... Tamam mı...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Desmond Tutu'yu kim tutar?..

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Okurlardan güncel konulara ilişkin görüşle...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Mali kriz ve AB

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital