|
Kıbrıs Rum liderliğinin son günlerdeki söz ve hareketleri, biraz da suni olarak yaratılmış bulunan "bahar havasının" daha şimdiden zorluklarla karşılaştığını göstermektedir. Rum lider Hristofyas'ın Kıbrıs Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün'e yaptığı son açıklamalarda, "İyi başladık ama sorun var" demesinden de bu açık seçik ortada!
Hristofyas'tan tutun da Meclis Başkanı Karoyan ve Sözcü Stefanu ağız birliği ettiler ve koro halinde Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafına yükleniyorlar. Rum basını ise Kıbrıs Türk tarafını yaylım ateşine tuttu! Maksat, olası bir tıkanıklığın sorumluluğunu bizim tarafa yüklemek!
Hristofyas, Türkiye'den gelen akademisyen, diplomat ve gazetecilere daha önce yaptığı açıklamalarda "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni bir dakika süre için bile dağıtmayız...Karşımızda bölgesel bir süper güç (Türkiye) ve adadaki askeri varlığı dururken adil bir çözüme varamayız" diyordu. Karoyan, "Kıbrıs'taki liderler arasında doğrudan görüşmelerin başlatılması için, çalışma grupları ile teknik komiteler arasında ortak zemin tespit edilmesinin ön koşul olduğunu" söylüyor, Stefanu ise, liderinin oyalama taktiklerini haklı gösterme gayreti içerisinde, "Başkan Hristofyas şu anda Kıbrıs sorununda yürütülmekte olan diyalogda zorluklar olduğunu değerlendiriyor" diyerek Rum tarafının "ön hazırlık", yani "zemin yaratılması" için zaman istediğini belirtiyordu.
"40 yıl yetmedi mi? Daha ne kadar zaman? Daha ne kadar zemin?" diyebilirsiniz. Ama iş bununla da bitmiyor... Rum basınına göre, Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi 5 ülkenin (ABD, İngiltere, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti ve Fransa) Büyükelçileriyle yemekte buluşan Hristofyas "5'lerden Ankara'ya müdahale etmelerini istedi." (Hani Hristofyas Cumhurbaşkanı Talat'a "Kıbrıslılar olarak çalışmaları" konusunda çağrı yapmıştı?)
Diğer yandan, İslam Konferansı Örgütü'nün "son zamanlarda Kıbrıs sorunuyla ilgili faaliyetlerinin Rum tarafı için önemli sorunlar yarattığını" iddia eden Rum Meclis Başkanı, İKÖ Genel Sekreteri Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun KKTC ziyaretini de bahane ederek Rum tezlerini ileri götürmek için İKÖ üyesi ve diğer ülke parlamentolarıyla "ilişkilerini güçlendirecekleri" mesajını verdi. Yani Kıbrıs Rum Yönetimi'nin uluslararası alanda aleyhimize sürdürdüğü kampanya devam ediyor!..
Yoğunlaşan bu tür söz ve hareketler, Papadopulos dönemi ve hatta öncesinin uzlaşmaz politikalarını çağrıştırıyor!
Bir örnek verecek olursak, 1990'larda Rum toplumunun başında bulunan Glafkos Klerides, "ortak zemin yoktur" gerekçesiyle Kıbrıs Türk tarafıyla 3 yıla yakın bir süre görüşmemişti! Ortak zemin kendiliğinden oluşamayacağına ve ancak diyalogla ortaya çıkabileceğine göre, bu masadan kaçma anlamına geliyordu. Şimdi ise masadan kaçılmıyor ama Papadopulos döneminin tipik yaklaşımı olan "yeterli hazırlık yapılmadığı" gerekçesiyle oyalama taktikleri uygulanıyor ve zamana oynanıyor! Nitekim, Rum basını, önümüzdeki günlerde Hristofyas'ın iki lider arasında Haziran sonu için planlanan zirvenin tarihinde erteleme isteyeceğini yazıyor. 2008 yılı içerisinde çözümün mümkün olmayabileceği şeklindeki haberler ise Rum tarafının bu konuda hiç de acele içinde olmadığını gösteriyor.
Halbuki daha bundan kısa bir süre önce iki tarafın görüşmelerdeki temsilcileri Nami ve Yakovu, yaptıkları değerlendirme toplantısı sonunda "ilerleme kaydedildiği" şeklinde açıklamada bulunmuşlardı. Bu, "ilerleme"den tam olarak neyin kastedildiği konusunda merak uyandırırken, yapılan çelişkili açıklamalar süreçle ilgili olarak yaşanan "kafa karışıklığı" ve "dağınıklığı" da gözler önüne seriyor! Madalyonun öbür yüzü olan bizim tarafta bir yandan olumlu mesajlar verilip kamuoyunda bir iyimserlik havası sürdürülmeye çalışılırken, diğer yandan da "zorluklardan" bahsediliyor ve "çözülmezse bölünme kalıcılaşır" mesajları veriliyor!
Bütün bunlardan çıkardığımız net sonuç şudur: "Balayı" artık bitmiştir ve gerçekler su yüzüne çıkmaya başlamıştır. Tarafların pozisyonları arasındaki fark en azından her zamanki kadar büyüktür ve bunu gidermek için çetin müzakereler gerekecektir. Müzakerelerde ilerleme sağlanması gerçekçilik ve siyasi irade gerektirmektedir. Söz ve harekelerine bakılırsa, Kıbrıs Rum tarafında bu irade ve gerçekçiliğin var olduğunu söylemek mümkün değildir. Davranışları daha ziyade, halkımız arasında yaygın olan "oynamayacak gelinin yeni/yeri dar olur" deyimini hatırlatmaktadır!
Bu karmaşık (ve karışık) tablo karşısında, Ada'daki görevine daha yeni başlamış bulunan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi Sayın Taye-Brook Zerihoun'a "Welcome!" der, zor görevinde başarılar dileriz!
|