|
Küçük ülkemizin tüm sorunları hem biliniyor, hem de bu sorunları çözebilecek yeterli beyin gücüne sahibiz. Ancak yönetim sistemimizden kaynaklanan bilinen nedenlerden dolayı, en basit sorunlar bile çözümlenemiyor ve kronikleşerek, halkımızı rahatsız ediyor.
Köşemde haftada bir yazdığım için, genellikle halkımızın büyük bir bölümünü ilgilendiren en önemli konuları ele almağa çalışıyorum. Böyle olunca da genellikle makalemin yayınlanmasından sonra, bazı okuyucularım, benimle temas kuruyor ve görüşlerini bildiriyor.
Son yayınlanan taş ocakları ile ilgili makalem üzerine, Jeoloji Y. Mühendisi bir okuyucumdan, sorunu çok açık bir şekilde gözler önüne seren, çok değerli bir yazı aldım.
Kendisine teşekkür eder, taş ocakları sorununun daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunabileceği ve özellikle, ilgili devlet görevlilerinin dikkatini çekebileceği inancı ile, aynen köşemde yayınlamayı yararlı görüyorum.
'Sayın Orhan Aydeniz
Merhaba, iyisiniz inşallah. Ben Jeoloji Yüksek Mühendisiyim. Yüksek Lisansımı her ne kadar ülkemizdeki su sıkıntısını göz önüne alarak su üzerine yapmış olsam da ülkemizin şartları beni iş hayatında Taş Ocaklarında çalışmaya itti. Çalıştığım süre zarfında Taş Ocaklarıyla, devletin izlediği bence yanlış politikalarla, denetimsizliklerle birebir karşılaştım. En başta herkesin Taş Ocağı deyince Beşparmaklara bakıp da o kocaman aynayı (Karayolları'na ait Taş Ocağı) göstermesi veya aklında tasvir etmesi hiç hoş birşey değildir. Maalesef bu en çirkin tablo yine bizim oylarımızla seçilmiş vekillerimiz, bakanlarımız, müdürlerimiz vd. gerçekleştirilmiş bir tablodur. O tablonun tarafından onay alınarak düzenlenmesi de imkansız denebilecek kadar zordur, yani o tepenin işletilerek tüketilmesi gerekmektedir, aksi takdirde hep aynı şekilde o çirkin tabloyla karşı karşıya kalacağız. Diğer işletilmekte olan Taş Ocaklarıyla ilgili malum ülkemizin küçük olmasından dolayı çeşitli yollardan çeşitli şekillerde yeni izinlerin de verildiği herkesçe bilinen bir gerçektir, tabii bu gibi olaylar çok nadir olmaktadır. Varolan ve işletilmekte olan Taş Ocaklarının hiçbiri denetlenmemektedir. Denetlenmeyen konularla ilgili ilk aklıma gelenleri sıralayayım; alanın telli bölge olarak kapatılmaması, işletme içi ve dışı levhaların konmaması, konkasörlerde sulama sistemi yapılmaması, işletme içerisinde sulama yapılmaması, yüklemelerin Karayolları'nın belirlediği tip kamyon ve tırlara belirlenen tonajda yapılmaması, patlatmalarda görevli yetkililerin duyarsızlığı, iş ve işçi sağlığı ile ilgili herhangi bir önlemin alınmaması ve işçilerin çok kötü şartlarda çalışması ... Yukarıda bahsettiklerim işletme ve işçilerle ilgili problemlerdir. Çevre ile ilgili problemlere geldiğimizde konkasörlerde sulama sisteminin kullanılmaması aşırı derecede toz çıkmasına neden olmaktadır, patlatmalarda yeni ve alternatif çözümler dünyada uygulanmasına rağmen ülkemizde kullanılmadığından çok yoğun bir toz dumanına neden olmaktadır. Toz çıkışlarını orana vurursak bir işletmede ortalama toz çıkışları yaklaşık %50 Konkasör, %20 Nakliye, %20 İş Makinaları, %10 Patlatma değere haizdir. Tabi faaliyette olan birçok işletme olması sürekli toz bulutu olmasına neden olmaktadır. Çıkan tozlar çevre köyleri boğmakla birlikte tüm çevrede bulunan doğal yaşamı olumsuz etkilemektedir. Patlatmaların neden olduğu titreşimler doğada yaşayan canlıların bölgeden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Ayrıca tozlar tüm bitki ve ağaçların üzerinde yoğun bir tabaka oluşturmakta ve gözenekleri kapatmaktadır, böylece hiçbir bitki ve ağaç yaşamı için gerekli olan ışık ve havayı gerektiği miktarda alamamaktadır. Ülkemizin bu sene geçirmiş olduğu kuraklığı da göz önüne aldığımızda olayın ciddiyet derecesi anlaşılmaktadır. Tüm bu bahsettiklerime ek olarak yapılan çalıştaylara da değinmek istiyorum. Sayın Aydeniz ben yapılmış olan birkaç çalışma ile ilgili toplantıya katıldım ve bu konu ile ilgilenmesi için ayrılmış personelin konu ile ilgili alakasızlık derecelerini, işle ilgili hiçbir pratik bilgiye sahip olmadıklarını ve ciddiyetsizliklerini gördüm. Bahsi geçen problemlerin önlenmesi ile ilgili ve Taş Ocağı İşletmeciliğinin kontrolü ile ilgili bir puanlama sistemi getirilmiştir, ilgili Bakanlıkça. Bu puanlama sistemini isteyip incelerseniz olayın vehametini daha iyi anlayacaksınız. Puanlama sisteminde aklıma takılanların en önemlileri şunlardır; teknik personel(bilir kişi) çalıştırılması %1 puan, işletme içi yolların asfaltlanması, belli miktarda dinamit kullanılması vs.. bilir kişi bulundurmanın gereksinimi ve verilen değer ortadadır. Bilir kişinin bulunmadığı bir yerde nasıl bir düzelme beklenebilir? Taş Ocağı İşletmeciliğini yapan şeflerin eğitim düzeyleri ve dünyaya bakış açıları yani vizyonları nedir? Ne beklenebilir? Taş Ocağı içerisinde çalışan İş Makineleri dökülecek olan asfaltı bir(1) gün içerisinde kullanılamaz hale getirir, bu maddenin bulunması çok saçmadır. Kullanılan dinamitlerin oranı ile ilgili herhangi bir yazı bulunmamakla birlikte sözlü olarak anlaşılmış olan miktarlar vardır, yalnız bu miktarları kimin neye göre belirlediği bilinmemekle birlikte denetlenmesinin de ne kadar zor olduğu ortaya çıkmaktadır.
Söyleyeceklerim bu kadar. Sayın Aydeniz sizin özellikle ülkemiz sorunlarıyla ilgili yazılarınızı takip etmekteyim. Ben de ülkesini seven ve bu ülke için birşeyler yapmak isteyen bir gencim. Sizin uzlaşıcı ve çözüm üretici, sağa sola çatmaktan uzak direk probleme odaklanan ve problemin çözümü için arayış içerisinde olan yaklaşımınızı hayranlıkla takip ediyor ve tebrik ediyorum.
Çalışmalarınızda başarılar diler, ülkemiz için hayırlı olmasını dilerim.'
|