|
Böyle olsa milletler ileri gidemezdi. Düşün: Sünuhât gibi bir gazete memleket için lâzım. Bunu da yayımlamak gücü sende var. Eğer sen yazmaz isen bu görevi kime aktaralım? Bu noktaların senin parlak fikrinden geçmediğini hiç sanmam. Her halde geçer. Durum böyle iken neden kalemimi parçalayarak bir derin çukur içine dalıp gidesin? Sen, kalemi oynatmalı, vatan için sesini etrafa yansıtmalısın. Bu sözlerim üzerine yine susarsan seni suçlayacağım. Gerçi sana yapılması mümkün bir ceza veremem; fakat seni milliyetsizlikle, aslını inkârla nitelemekten beni men edebilir misin? Haydi! Sünuhât, yayın alanına atılmalı; ve bu hafta bu mektubumla beraber onu basın alanında görmeli, seve seve okumalıyız. Ben de vakit vakit karaladığım bazı parçaları sunmakla yardıma çalışacağıma söz veririm.
İşte bu hafta yine "Düşündüm!" başlıklı bir makale takdim ediyorum. Bu da ötekiler gibi henüz doğan ve fakat aydınlık ışıklarını etrafa yaymayan eğitim-öğretim güneşine aittir.
30 Kasım 1907
M. Câbi
(Not: M. Câbi, Avukat Sadre'd-din Efendi'nin takma adıdır. - H.F.)
-----
Sünuhât
05 Aralık 1907
Perşembe; Sayı: 54
Düşündüm!
Her hafta dağıtımcının elime sıkıştırdığı İslâm gazetesini okudum. Ne kadar tuhaf! İnsan Kıbrıs dünyasından uzak bir yerde bu gazeteyi okursa Ada'nın bir baştan bir başa eğitim - öğretimle dalgalandırdığından emin olur. Eğitim Okulu, Sanayi Mektebi, Gece Dil Okulu, Girne Bölümü. Aman Allah! İşte dört üniversite. İhtimal yeni açılacaklar da var. Fakat onların adlarını bilemem. Kurucular gerçekten takdir ve tebriğe değer.
Duyduklarım eğer gerçek ise iki kurucunun biraz araları açılmış. Faziletlu Hacı Sadık Efendi Girne'de kurup açtığı yüksek okuluna "Gece Türk Okulu" adını vermiş ve ayni şekilde İslâm gazetesinde de yayımlamış.
İslam gazetesi yazarı ve idadi (Lise), Rüşdi (Ortaokul) ve ilkokullardan başka, geriye kalan yüksek okulların özverili kurucusu olan Doktor, İzzetlu Hâfız Cemâl Efendi; Hacı Sadık Efendi'nin okulunu kendi okulunun bir şubesi olarak i'lân etmiş ve bu yüzden aralarına soğukluk girmiş!
"Gece Türk Okulu", "Gece Lisan Okulu", "Maarif Okulu"... Düşündüm, düşündüm, bu adlarla bir okul hatırıma gelmedi ve de gelmez. Eğitim Müdürlüğü var, bu doğrudur. Maarif Okulu Eğitim Müdürlüğü'nün tercümesi ise yanlıştır. Ne ise, yanlış doğru, her halde okullar ilerledikçe ilerliyor. Hele Sanayi Mektebi ateş gibi işliyor. Makine ile çamaşır yıkamak san'atına kadar bilgi veriliyor. Makine ile kunturacılık, tezgâh ile halıcılık o derece ileri gitti ki anlatılamaz. Mastıra ile terzilik dizde söker. Yazarlık, tercümanlık san'atları!... insana hayret verir. Bu yirmi kâşâneli okulda bir faaliyettir gidiyor. Ne kadar da ucuz, yarım şilin aylık. Bir insanlık eseri, bir eğitim öğretim sevgisi yüzünden okul ücreti haftadan haftaya düşüyor. Fakat gazetede kayıt ve kabul i'lânının her hafta sınırlandırılması ve o sürenin geçişinden sonra kabul edilemeyeceği durumu vatan çocuklarını telâşlandırıyor. Lâkin benim anladığıma göre bu okulların kabul zamanı, İslâm gazetesinin her sayısından on beş gün sonraya kadardır.
Bir de "Özel Sayı", dikkati çekti. Özveri sahibi yazar!, üzüntülerini sıralıyor... 60 bin Müslüman içinde 60 abone bulmuş?! 60 abone, ya'ni binde bir! Cidden azdır! Çalışılırsa, zannederim, daha da vardır. İhtimal bütün ehâli duymamıştır, yoksa mutlaka biraz daha bulunacaktır.
Eğitim - öğretim yanlısı bu kurucunun böylesi gürültülü işlerde zerre kadar bir çıkarı yoktur. Kuşkusuz, böyle bir beklentisi de yoktur. Para filân, aklından bile geçmez. Durum güneş gibi görünür. "R"leri uzun liralar hatırından bile geçmez. Ne münâsebet! Eğitim - Öğretim yanlısı girişimler olayın gerçek yüzünü, dolaylı da olsa, ortaya çıkarmaz mı? Elbette çıkarır! İşte bu kadar!
Câbi Hazretleri!
Kıymetli sözlerinizin her biri bence birer formüldür. Milletin benden istifade edecek kadar bilgi birikimine mâlik olmadığımı belirtmekle birlikte yine Sünuhât'ta yazmayı kabulleniyorum. Bunun eksikliklerinin giderilmesine çalışarak yayınlanmasına gayret edeceğim. Sünuhât'ı düşündüğüm şekilde yayınlatmayı başarırsam, gayet güzel bir gazete olacağını umarım.
Muhterem Üstâd! Eserlerinizi her zaman beklerim. Yardımlarınız insanlığınızın, milliyetinizin göstergesidir. Bilgi ve olgunluk yüklü kaleminize Sünuhât'ın sayfaları açıktır.
Sünuhât sizin koruyucu gölgeniz altında kaldıkça hiçbir zaman geride kalmayacağından eminim. Her halde üstün saygılarımın kabulünü temenni ederim.
30 Kasım 1907 Sadre'd-din
(Not: Doktor Hâfız Cemâl'in eğitim - öğretimle ilgili etkinliklerine işbu gazete karşı bir tavır takınmış, bu konuda çok sert, alaylı yazılar yayımlamıştır. Okumuş olduğunuz yazı onlardan biridir - H.F.)
Sünuhât
23 Ocak 1908
Perşembe; Sayı: 60
Osmanlı Futbol Cem'iyyeti
Ve
Mükâfat
Geçen Cumartesi ve Pazar günleri Lefkoşa gençlerimizden oluşmuş Osmanlı Futbol Cem'iyyeti (Cirid) Hisarı sahasında, hazırlamış oldukları oyunlarını büyük bir beceri ile sergilemişlerdir. Takım, gösterdikleri başarıdan dolayı gerçekten tebrik edilmeğe değerdir. Beden sağlığı açısından büyük yarar sağlayan bu oyunların devam edeceğine ve takımın dağılmayacağına büyük ümidimiz vardır. Bu oyunları sergileyen efendilere verilecek mükafata gelince: Bu konuda evvelce bir hazırlık yapılmadığından, birçok hayır işlerinde katkıları olan Beliğ Paşa Hazretleri bu yılın mükâfatlarını vermeği üstlenmişlerdir.
Gençlerimizi teşvik bakımından Beliğ Paşa Hazretleri'nin bu türlü fedakarlıktan çekinmezler ve de yapmaktan geri kalmazlar. Lakin senede birkaç ve belki de daha fazla yer alacak olan bu oyunların mükâfatlarını kendilerine bırakmak da doğru bir hareket değildir. Cem'iyyet, zamanında önlem alıp bu eksikliğini de giderirse daha da takdir kazanır.
Oyunların sonunda saadetlu Beliğ Paşa Hazretleri tarafından veciz bir konuşma yapılmıştır.
Sünuhât: Konuşmanın sonunda Beliğ Paşa Hazretleri'nin bizzat kendileri mükâfatları dağıtmışlardır. Paşa Hazretleri Ada'mızı şereflendirdiklerinden bu yana hemen her gün bir hayır işini gerçekleştirmişlerdir. Özverileri ve milliyet ve insan severlikleri sayılacak gibi değildir. Hiçbir hayırlı iş yoktur ki Paşa Hazretleri'ne arz edilip de red cevabı alınsın. Hiçbir hayırlı iş düşünülemez ki Paşa Hazretleri'nin maddi - mânevi katkılarından yoksun bulunsun.
Kendileri insan doğmuş, insan büyümüş olup iyilik - severliklerinin sonu yoktur. İnsanlık ve millet-severliğini anlatmaya kalem âciz kalır. Paşa Hazretleri'nin Ada'ya yayılan hayırlı işleri bizleri ihyâ etti. O Mısır'da iken dahi yine elleri omzumuzda, gölgeleri üzerimizde idi. Milli bir konuda ne zaman başvuruda bulunmuş isek bizi anlamada tereddüd etmemişlerdir.
Biz, sıradan insanlar olarak, kendilerini tebrik eder ve teşekkürlerimizi sunarız.
|