Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

BURJUVA AİLEDE ENSEST...

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Mayıs 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Eşcinsel bir ilişkinin trajik sonuçlarını izlemiştik ÖLÜMCÜL OYUN'da... Michael Cain ile Jude Law, oyunculuk dersi veren müthiş performanslarıyla filme damgalarını vuran aktörlerdi. Başka oyuncusu da yoktu zaten ünlü bir tiyatro oyunundan uyarlanan o filmin.

   ÖLÜMCÜL OYUN'la ilgili yazımda, sinemanın görsel gücüyle  tabuları yıkan ve en uç noktalardaki öyküleri anlatıp analiz edebilen bir sanat kolu olma sürecini hızlandırdığını belirtmiştim... Bu savımı dayandırdığım yeni örnek de, hiç kuşkusuz işte o iki erkek arasındaki cinsel yakınlaşmaya  cesaretle odaklanan ÖLÜMCÜL OYUN filmiydi...

   Şimdi yine beyaz perdede ahlaksal tabuların nasıl yıkılabildiğine ve yasak ilişkilerin çırılçıplak nasıl sunulabildiğine dair yeni bir örnekle karşı karşıyayız... Dahası, bu kez çıta alabildiğine yükseltilerek ailede ensest olayına damardan girildi... Anne ile oğul arasındaki aşırı duygusal yaklaşımın öyküsü... Ve bu öykünün giderek büyük bir trajediye dönüşmesi... Psikologların "Elektra Kompleksi" olarak tanımladığı ve antik Yunan'dan beri var olan  ruhsal bozukluğun yepyeni ve modern bir versiyonu...

   Adı "Vahşi Zarafet" olarak Türkçeleştirilen SAVAGE GRACE, çok tutulan bir romandan uyarlandı. Çeşitli ödüller alan roman, Natalie Robins ve Steven M. Aronson adlı iki Amerikalı  yazarın ortak ürünü... Hemen belirtmeliyim ki, kimi eleştirmen romanın filminden daha çarpıcı olduğunun altını çizmiştir... Bu modern Elektra öyküsünün yönetmeni Tom Kalin... Başrol oyuncuları ise başta Oscarlı usta kadın sanatçı Julianne Moore, Stephan Dillane, Eddie Redmayne ve Elena Anaya...

   Öykü, Amerikan aristokrasisindeki bir ahlaksal çöküntüyü anlatmakta... Öykünün kahramanları, plastik sanayiinde köşe olmuş çok zengin bir aile... Büyükbaba, bakalitin mucidi olarak sunuluyor... Orta sınıftan gelen Barbara Daly, bu plastik imparatorluğunun varisi olan Brooks Baekland'ın güzel eşidir. Barbara ile Brooks önceleri sınıfsal farklılıklarını aşklarının taze ateşiyle giderirler...

   Görünüşte çok mutludurlar. Ayaklarının altına serilen büyük servetin sunduğu sınırsız olanaklarla çeşitli ülkelerin lüks ortamlarında günlerini gün ederler... Ama bir oğulları olduktan sonra karı-koca ilişkilerinde zayıflama başlar. Kocasının gösterişli ve asil yaşamına zaten hiçbir zaman uyum sağlayamayan Barbara, yüksek sosyetenin sahte ikonlarından biri olmaktan başka bir özelliği kalmadığını  görür... Kocası onu her fırsatta aldatmaktadır.

   Bu arada oğul Anthony büyüdükçe birtakım ruhsal bozuklukların girdabında olduğunun sinyallerini vermeye başlar.

   Romanda, çocuğun şizofren olduğu açıkça vurgulanmaktadır. Ama filmde odaklanılan nokta,, Anthony'nin eşcinselliğidir... Bu sapkınlığından dolayı babasının gözüne girmeyi hiçbir zaman başaramayan Anthony, annesine daha yakındır. Baba Brooks, Anthony'nin İspanyol kız arkadaşıyla birlikte kaçıp ailesini terk edince, trajedi yeni boyutlara girer.

   Anne ile oğul arasındaki ilişki, alışık olunmayan uçlara taşınır. Ne toplum, ne de aile deşifre olan bu çarpık ilişkiyi kaldırabilecek durumdadır... Filmin başından itibaren plastik imparatorluğunun temellerini güçlendirerek yükselişine tanık olduğumuz şatafatlı Baekland Ailesi, zirvelerden yuvarlanarak tam anlamıyla dibe vurur...

Bu trajik düşüşte,  her şeye sahip olanın, kaybedecek çok şeyi olduğu vurgulanıyor!..

   Özellikle anne Barbara karakterinde harika bir oyunculuk sergiliyor Julianne Moore. Oscarlı aktris pırıltılar saçan yorumuyla, filmin büyük kozlarından biri.

   VAHŞİ ZARAFET, avare zenginler dünyasındaki bir ailenin  kibrinin, çarpıklıklarının  ve mutsuzluğunun  gencecik ve masum bir oğulu ne denli acımasızca harcadığının acıtan mesajı...

                             *    *   *

   BAŞKENT LEFKOŞA  PARKLARININ  ELEKTRİKSİZLİĞE  MAHKUM EDİLİŞİNİN 124'NCÜ  GÜNÜ... YEŞİLİNİ  YİTİRMEKTE  OLAN  PARKLAR  SUSUZ  VE IŞIKSIZ... ÇOCUKLARIMIZIN  EMANETİ   OLAN  PARKLAR,  GÖZ  GÖRE GÖRE   ÖLDÜRÜLÜYOR... SORUMLULARI  VE  BUNA  KAYITSIZLIK  GÖSTEREN HERKESİ  PROTESTO  EDERİM...

   593 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   Trodos: Dünü ve bugünü...
04 Eylül 2008, Perşembe   Cumhurbaşkanımıza açık mektup...
03 Eylül 2008, Çarşamba   Dinamit gibi bir mektup...
02 Eylül 2008, Salı   Gizemli olayların çekiciliği...
01 Eylül 2008, Pazartesi   ÇOK AYIP!..
31 Ağustos 2008, Pazar   Arasta'dan geçmeyen, Lefkoşa'dan geçmiş sayılmaz...
30 Ağustos 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
29 Ağustos 2008, Cuma   OKUYUCUDAN: PİLE VE ACI GERÇEKLER...
28 Ağustos 2008, Perşembe   Konuşmayan şarkılar...(*)
27 Ağustos 2008, Çarşamba   Bu köşe yeni değerlere açık...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital