|
Siyasal çözümsüzlük bu adanın yıllardır tek gerçek egemeni... Tüm umutların ve beklentilerin üzerindeki nemrut egemenlik...
Ve işte şimdi bu kapkaranlık egemenliği aşabilme adına birtakım girişimler başlatıldı yine... Yüreklerde hafiften yine umut çırpınışları... Ve duygularda gelgitler, ikilemler... Bu yeni denemede barışçı çözümü tümden yitirme kaygıları...
Yıllar boyu uyuşmazlığı kurumsallaşmış olan iki halkın teknik komiteler düzeyindeki buluşmasının arkasından, zirvedeki buluşma gerçekleşecek...
Bu kez çözümsüzlüğün kapkara egemenliğini yıkacak bir sihirli değnek üretilebilecek mi acaba görüşme masasında?... Herkes bu soruya kilitlenmiş durumda...
Gündemin en önemli konusu bu: Şimdi gelinen aşamada çözüm bulunur mu, yoksa bizleri bekleyen yine devasa bir düş kırıklığı mı?..
İşte bu bağlamda uzunu ve kısasıyla, umutlusu ve umutsuzuyla, esprilisi ve esprisizi ile yığınla ileti düşmekte mail kutuma...
* * *
Bunların içinden bir tanesi, umutsuzluk yayılmamasını dileyen içeriği ve taşıdığı evrensel bakış açısıyla dikkatimi çekti... Kaç zamandır okurlarımla buluşturmak istediğim bu okuyucu görüşlerine en sonunda bugün fırsat doğdu...
"Diren Yağmur" imzasını taşıyan satırları sunarken benimle düşüncelerini yoğun biçimde paylaşma duyarlılığını gösteren tüm sevgili okurlarıma, bir kez daha buradan içten teşekkürlerimi sunarım...
Bu arada Diren Yağmur'un ve onun gibi düşünenlerin uzlaşmacı ve barışçı beklentilerinde düş kırıklığına uğramamaları, belirtmek istediğim temennidir. Daha görüşmelerin başında gelmeye başlayan olumsuz sinyaller, bu temennimin gereği olarak algılanabilir...
"...Umutsuzluk yaymak, yıllardır sürüp giden bu belirsizliğin devamından yana olmak ancak şu anki durumdan pay kapanların ve nemalananların tutunacağı bir söylemdir. Zaten halklar arasında yaşanan tüm sorunlar tahlil edildiğinde arka planda hep çıkar çevrelerinin olduğu görülecektir. Elbette bugün Güney'de kimin seçildiğinin çözümün olacağı zaman açısından hiçbir anlamı yoktur... Çünkü çözümün olması veya olmaması uluslararası güçlerin bu konudaki uzlaşısına bağlıdır. Dünya üzerindeki hegemonya yarışı, pazar kavgası farklı farklı araçlarla ve çözümlerle sürdürülüyor. İşte Irak'ta silahlarla süren bir savaş... Kosova'da bağımsızlığını ilan eden ama ABD Emperyalizmine ve AB'ye göbekten bağımlı bir ulus... Ve işte on yıllardır küçücük adada birleşmesine izin verilmeyen iki halk.
Yaşam bize dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı yapmadan tüm insanlığın bir arada yaşayabileceğini ve yaşaması gerektiğini tarihler boyunca yaşanan acılarla göstermiştir. Yaşanan savaşlar, katliamlar elbette unutulmaz ama bunlar insanlığa geleceği kurarken ders olmalıdır... Karşımızdakini kötüleyerek ortak yanlarımızı aramak yerine ayrılıkları kışkırtarak barışa ve güzel günlere gidemeyiz. Unutmayalım ki büyük güçlerin çıkar çatışmalarında olan, halklara olmaktadır. Savaşlarda kazananlar da kaybedenler de bellidir... Ama umudu her şeye karşın hiçbir koşulda yitirmemeli... Gün gelecek insanlık bu gidişata dur diyecek ve güzel günlere yelken açacaktır.
Satırlarımı, Sedat Şenoğlu'na ait sözlerle oluşturulan, 'Vardiya Müzik Grubu'nun savaş karşıtı single'ı ile noktalamak istiyorum:
Hedefte İnsanlık Var
Haydi yürü durma
Gir kardeşliğin koluna
İnanma petrol kokan bayrağa
Dost değil ne düşen bomba ne de Amerika...
Haydi kaldır başını
Gir umudun koluna
İnanma savaş çığırtkanlarına
Dost değil ne yürüyen tank ne de Amerika...
Haydi birleştir ellerini
Gir özgürlüğün koluna
İnanma doların yalanlarına
Dost değil ne yerdeki mayın ne de Amerika
Savaşa dur savaşı durdur..."
* * *
BAŞKENT LEFKOŞA PARKLARININ ELEKTRİKSİZLİĞE MAHKUM EDİLİŞİNİN 125'NCİ GÜNÜ... YEŞİLİNİ YİTİRMEKTE OLAN PARKLARIMIZ, SUSUZ VE IŞIKSIZ... ÇOCUKLARIMIZIN EMANETİ OLAN YEŞİL ALANLAR, GÖZ GÖRE GÖRE ÖLDÜRÜLÜYOR... SORUMLULARI VE BUNA KAYITSIZLIK GÖSTEREN HERKESİ PROTESTO EDERİM...
|