|
Bu köşeyi yaşatanın sevgili okurlarımın hiç eksilmeyen ve gittikçe artan ilgisi olduğunu her zaman şükran ve gururla yinelerim. Günün 24 saatinde her ortamda okurlarımla iletişimdeyim. Yüz yüze, telefonda, faksta ya da internette. Okurlarımdan gelen yazılı ve sözlü düşüncelerle görüşler ve hatta imalar, bu köşeye zenginlik katmakta... Okur görüşlerini noktasına ve virgülüne dokunmadan bu köşede paylaşıma açmak, o sağlıklı iletişimin gereğidir. Bugün de yine dosyamı hayli kabartan okur mektuplarından bazılarını sunuyorum:
Sayın Ahmet TOLGAY;
Gagavuz Yeri Cumhurbaşkanı'nın ülkemize gelişini haberlerde izlerken çok duygulandım. Bu duygularımı sizinle ve değerli okurlarınızla paylaşma ihtiyacını duydum. Siz sevgili Tolgay çok iyi biliyorsunuz ki, rahmetli eşim İsfendiyar Altuğ, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınması için canla başla çalışanlardan sadece birisi idi. Onun her zaman dile getirdiği "ölsem de gam yemem. Gagavuz Devlet Başkanı, Başbakan ve diğer bakanlar nezdinde ülkemizi tanıtıp onların resmi ziyarette bulunmasında karınca kararınca katkım olduysa, bundan her zaman gurur ve mutluluk duyarım" sözlerini anımsamamak olanaksızdır...
Biliyorsunuz eşim bir ilki başarmış ve Gagavuzya Yeri'nin ülkemizdeki ilk fahri konsolosu olmuştu. Bugün eğer ülkemizi ziyaret eden Sn. Gagavuzya Yeri Devlet Başkanı Mikhail Makrovich Formuzal burada bulunuyorsa, bunun temeli sevgili İsfendiyar'ın 8 yıl önce Sn. Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş'ın himayelerinde yaptıkları sayesinde atılmıştır. Hayata veda ederken bile son görevi yine 23 Nisan 2002 etkinliklerine katılan Gagavuzya Kültür Bakanı ve heyetini ağırlamak olmuştu.
İsfendiyar'ın girişimleriyle Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Sayın Suat Günsel'in büyük katkıları ve TC Lefkoşa Büyükelçiliği'nin sağladığı karşılıksız burs ile 4 Gagavuzyalı genç YDÜ'den mezun olup, bazıları halen bu üniversitede görev yapmaktadır.
Sevgili İsfendiyar'ın hem meslektaşı, hem de uzun yıllar kader birliği yaptığınız kardeşi ve ailemizin de eski bir dostu olarak bu hususu sizinle paylaşmak istedim.
Saygılarımla
Muazzez ALTUĞ
* * *
Sayın Ahmet Tolgay;
Son zamanlarda tarihimizdeki Erenköy direnişiyle ilgili çıkan kitap ve yazılardan dolayı görüldüğü gibi bazı kişiler rencide olmuştur. Rahmetli komutanımızın kızının size göndermiş olduğu yazıyı içim sızlayarak okudum... Aradan bunca yıl geçtikten sonra gereksiz yere insanları rencide etmenin doğru olmadığına inanıyorum.
AKA kod adlı Yarbay Sadi Eninanç'la, Zir'deki eğitim kampında tanıştık. Atış sahasına gelmişti ve bize ilk defa o gün Kıbrıs'a silahla ve askeri bir düzenle çıkacağımız söylendi. Ertesi gün Anamur'a gitmek üzere yola çıktık ve bir ay da Anamur'da kaldıktan sonra hep beraber Erenköy'e çıktık.
Ne o gün ve ne de şimdi bir komutanın yaptıklarının doğru ya da yanlış olabileceğini yargılayacak bilgi ve tecrübeye sahip olamadım ama, Rahmetlinin en büyük şanssızlığının kendisinden sonra gelenin dahi komutan Rıza Vuruşkan'ın olmasıdır. Yeni komutan geldikten sonra her şey daha düzenli disipline olmaya başladı. Dolayısıyla herkes iki komutan arasındaki farktan dolayı yorum yapmaya başladı.
Ama ne olursa olsun kendi hayatını gönüllü olarak tehlikeye atmış ve ailesini geride bırakmış vatansever birisi için ileri geri konuşanları kınar, kendisine Tanrı'dan rahmet dilerim.
Saygılar
Zihni HALİLHAN
* * *
Sayın A. TOLGAY;
Geçenlerde Sn. Prof. Dr. Ata Atun'un köşesini okuduğum zaman aklımdan geçmişti. Ancak onunla henüz tanışmak kısmet olmadığı için yazmakta tereddüt etmiştim. 21 Haziran 2008 tarihli DÜŞÜNCE VE VİZYON KULÜBÜ başlıklı yazınızda aynı konuyu görünce, içimden gelen size yazma arzusunu gemleyemedim. İkiniz de yazılarınızda "Çok mükemmel bir çalışma grubu"ndan söz ediyorsunuz. Ben de, ahh ağabeyciğim öyle bir çalışma grubunu Meclise taşıyabilsek diyorum.
Saygılarımla
Tahsin KAYA.
* * *
Sayın Tolgay;
Gittikçe kuraklaşan ülkemizde su dağıtımı konusunda tam bir adaletsizlik gözleniyor. Şehrin bazı bölgeleri ve su tüketicileri asla su sıkıntısı çekmezken, bazı böleler ve aileler susuzluğun dehşeti içinde yanıp kavruluyor. Komşusu bol su alırken kendi muslukları günlerce kuruyan mekanlar bile vardır. Bu nasıl iştir!.. Yaşadığım Lefkoşa Kumsal Bölgesi'nde iki büyük ve lüks otel yakında yeraltındaki yüzlerce tonluk su depolarıyla devreye girince halimizin ne olacağını düşündüğümüzde kabuslar basmaktadır. Su konusundaki büyük adaletsizliğe belediyenin ve hükümetin çare bulması gerekmez mi? Oluruna bırakılamaz. En kısa sürede şehir su haritası çıkarılarak su dağıtım sisteminde kimlerin şanslı ve kimlerin mağdur olduğu belirlenmeli ve su dağıtımına pratik-kalıcı önlemlerle adalet getirilmelidir.
Saygılarımla.
Esin Özkaner. (Kumsal-Lefkoşa)
|