|
Lokmacı Kapısı'nın açılmasından bu yana yepyeni bir bahar yaşanmakta başkent Lefkoşa'nın tarihi Arasta Çarşısı'nda... Daha önce diğer kapılardan girenlerin görmeden ve ufak tefek alışverişlerini yapmadan edemedikleri Arasta Çarşısı, şimdi kestirmeden gelen kalabalıklarla her gün artan bir yoğunlukla buluşmakta... "İplik Pazarı" denen yöreden başlayıp Selimiye Camiine dek uzanan bu eksen, başkentin en albenili köşelerinden biri...
Arasta esnafı bu kalabalıklaşan ziyaretçileriyle mutlu... Ziyaretçiler de, dünyanın her yanındakilerden farklı; ucuz, sımsıcak, sade, tarihi ve çok renkli bir çarşıyla buluşup anılarını zenginleştirmekten mutlu... Arasta'nın, Sarayönü- Asmaaltı-Selimiye parantezindeki yoğun ve zengin tarihi dokusu da, turistleri heyecanlandırıp büyüleyen diğer önemli bir olgu... Adadan gelip geçmiş çeşitli kültürlerin izlerini meraklı ve bilinçli gözler kolayca yakalayabilir. Bilinen dört bin yıllık tarihi olan Lefkoşa'nın derinden gelen nabız atışları, bu yörede kendini belirgin biçimde duyumsatır...
Yıllar önce Anadolu kentlerini ziyaret ettiğimde, oralarda da adına "Arasta" denen halk çarşılarıyla karşılaşmış ve çok şaşırmıştım... Sadece bizim Lefkoşa'da olduğunu sandığım "Arasta"nın, aslında Osmanlı ticaret ve sosyal yaşamından derin izler taşıyan geleneksel Türk çarşıları olduğunu anlamakta gecikmedim...
Karşılaştığım tüm Arasta'ların birbirlerine benzerlikleri gerçekten müthişti... Lefkoşa'daki Arasta Çarşısı'nın da bu benzer Osmanlı çarşılarının Kıbrıs'taki uzantısından ya da Osmanlı çarşıları zincirinin halkalarından biri olduğunun bilincine vardım yıllar önce... Ve bu bilinçle, bir Lefkoşa sevdalısı olarak bizim Arasta'yı eskisinden çok daha fazla sever oldum... Çocukluğumdaki Arasta'yı olgunluk çağımın bilincinde çok farklı bir yere koydum...
1571'de Kıbrıs'ın Osmanlı yönetimine girmesinden sonra başkentin tam ortasında olan ve kenti ikiye bölen yol, adanın ticaret ve üretim merkezi olarak belirlendi. Anadolu'dan taşınan işinin ehli esnaf ve zanaatkar topluluklar, bu eksen üzerine ve çevresine yerleştirildi...
Kıbrıs'taki ilk Osmanlı Çarşısı'nın temellerinin atılmasından sonra, çevreye de bu ticaret merkezine destek verecek kurumların temeli atıldı... Bir Latin katedrali, "kapalı çarşı" anlamına gelen "Bedesten"e dönüştürülürken, konaklama ve eğlence merkezleri olarak Büyük Han'la Kumarcılar Hanı'nın yapımı hızla tamamlandı... Bölgenin muhteşem ibadet mekanı olarak Ayasofya (Selimiye) zaten fetihten hemen sonra camiye dönüştürülmüştü... Arasta'nın bir ucunda, Ayasofya Camisi'nin hemen yanında, İlim Merkezi Sultan Mahmut Kütüphanesi'nin devreye girmesi de gecikmedi...
"Arasta" aslında Farsça bir sözcük... Her ihtiyaca cevap verebilen esnafın ve zanaatkarın toplanıp hizmet ürettiği yer anlamına gelir... Gerçekten de yüzyıllar boyu, başkentin ve hatta adanın insanları genellikle ihtiyaçlarını bu çarşıdan ve çevresindeki dükkanlardan karşıladılar... Ada üreticilerinin ürünlerinin pazarlandığı yerdi aynı zamanda burası. Bölgelerin kendilerine özgü ürünleri adanın her yanından kervanlarla Büyük Han'a, Kumarcılar Hanı'na, Selimiye Camii'nin yanındaki Deveciler Hanı'na taşınır ve oradan da Arasta dükkanlarına dağılarak satışa sunulurdu... Kervanlar Lefkoşa'dan ayrılırken, bölgelerinin ihtiyacı olan değişik ürünleri yine Arasta'dan yüklenip yola koyulurlardı...
Buradaki dükkanların büyük çoğunluğu Vakıflar'a ait... Esnaf ve zanaatkar, birer Vakıf kiracısı. Eski Türklerin bölgeyi kurumsallaştırabilmek için mallarını çarşı idealine vakfettiklerinin bir göstergesidir bu durum... 60'lı yıllardan önce tek-tük de olsa Rum ve Ermeni esnafa da rastlanabiliyordu Arasta'da...
Eski Arasta Çarşısı'nın ve diğer Türk çarşılarının karakteristik özellikleri Lefkoşa'nın efsanevi anlatıcısı Haşmet Gürkan'ın kitaplarında da anlatılır. İşte Gürkan'ın "Lefkoşa'nın Dünü-Bugünü" adlı kitabından bir alıntı:
"... Dükkanların Türk usulü iner-kalkar kepenkleri vardır. Çarşılarda köşede-bucakta bir de su kuyusu görürüz. Bu kuyularda bir tahta dolap, hayvanların su içmesi için bir de yalak bulunur. Yanında dev küpler bulunan bu kuyuları çokluk dev bir asma gölgelendirir... İsteyen küçük bir maşrapa ile bu küplerden su alabilir. Böylece bu kuyular herkesin istifadesine açıktır. Lefkoşa çarşılarının genellikle üstü açıktır. Hasır ya da keten kumaşlarla örtülüdürler... Pek azının muntazam damı vardır..."
Arasta Çarşısı, ticaretteki merkezi konumunu 70'li yılların başına kadar korudu... O yıllarda Lefkoşa'nın büyümeye ve yayılmaya başlamasından sonra da, yüzyıllar boyu süren Osmanlı Çarşı geleneğinde değişimler gözlenmeye başlandı. Dış bölgelerde yeni çarşılar açılırken, Arasta da, bu modern çarşılara rekabet edebilmek için devinimler ve yenilikler geçirmeye başladı. İlginç olan şu ki, surlar dışındaki yeni iş ve ticaret merkezlerini açanların çoğu Arasta'dan çıkmadır. Yani Arasta, bir ticaret merkezi olmakla sınırlı kalmamış, tıpkı bir ticaret okulu gibi, ticaret insanı yetiştirme etkinliklerine de damgasını vurmuştur... Ün yapmış Türk ticaret ailelerinin çoğu Arasta çıkışlıdır...
Bilinen adı "Bandabuliya" olan Lefkoşa Belediyesi Kapalı Çarşısı da, 1932'de Arasta'nın ucuna kurularak, bölgeye yeni bir dinamizm ve zenginlik getirilmiştir. Alışveriş alışkanlıklarının modern anlayışlarla oldukça değiştiği günümüzde bile, tüketiciler daha ucuz fiyatlarla tüm ihtiyaçlarını Arasta'dan ve çevresinden o büyüleyici tarihsel doku içinde sağlayabilirler... Yiyecekten içeceğe, tatlıdan tuzluya, giysiden süs eşyalarına ve mücevherata dek çok geniş bir sunum yelpazesinde ziyaretçilerini mutlu etme deviniminde olan Arasta ve yöresi; helvacısı, yorgancıları, arabalardaki kebapçıları, tatlıcıları, manavları, balıkçıları ve otantik restoranlarıyla da zengin geleneklerine tutunma mücadelesi vermektedir... Birçok iş kolları şimdi tarihe karışmış olsa bile... Rengarenk ve çeşit türlü mal, dar sokaklarda dükkanlardan dışarıya taşarak ziyaretçileri alış verişe kışkırtmakta... Arasta'nın büyük bir bölümü araç trafiğine kapatıldığı için, turistler ve yerli halk parke döşeli yollarda rahatça gezinerek tarihi ve geleneksel bir Şark çarşısının tadını çıkarabilmektedir...
1872'de Lefkoşa'yı ziyaret eden ve ilginç izlenimlerini LEVKOSİA (Lefkoşa) adlı gezi kitabında toplayan Avusturyalı Arşidük Louis Salvator, Arasta'nın kendisini en fazla etkileyen başkent yörelerinden biri olduğunu yazar. Salvator, Arasta esnafı ile zanaatkarlarının 23 ayrı grup oluşturduğuna dair bilgi verir... Bunlar arasında keçeciler, yemeniciler, kunduracılar, basmacılar, ipçiler, iplikçiler, gümüşçüler, kalaycılar, arabacılar, baharatçılar, vardı mesela...
Arasta'nın belkemiğini oluşturan o temel grupların tabii ki şimdi yerinde yeller esmekte... Ama onların orada, tarihi Lefkoşa'nın yüreğinde attıkları ticari ve sosyal temel, tüm yıpranmışlıklarına karşın zamana direnmektedir... Turistlerin ve tarih sevdalılarının oralarda en fazla ilgisini çeken yön de bu olsa gerek...
|