Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



TÜRKİYE'NİN NİYETLERİ ÜZERİNE...

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Nisan 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

2004 yılının 24 nisanında yapılan referandumlardan sonra Rum tarafının yüksek bir oranla Annan planına hayır demesi ve "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" kurulmaması kuşkusuzdur ki Kıbrıs sorununun içinde olan veya Kıbrıs sorunuyla ilgilenen tarafları yeni bir tavır almaya sevketti.

Hedeflenen çözümdü ama çözüme ulaşılamamıştı. Çözüme ulaşılması için tavır ortaya koyanlar bu tavırlarını pozisyonlarını güçlendirmede veya yeni pozisyonlar elde etmede kullanacaklardı.

Herkes bunu yaptı.

Türkiye de.

2004 yılında Türkiye için kritik tarih aralık ayındaki Avrupa Birliği zirvesiydi. Türkiye bu zirveye büyük bir önemle hazırlanıyordu çünkü Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki tam üyelik müzakerelerinin başlayıp başlamayacağı bu zirvede belirlenecekti.

Sonuç malumdur.

Bir dizi kriz ve gerginlikten sonra Türkiye'nin Avrupa Birliği ile tam üyelik görüşmelerine başlaması kararlaştırılır.

Türkiye kendisi için tarihi öneme haiz bu dönemeci geçerken Kıbrıs sorunuyla ilgili de kamuoyuna deklere edilmeyen kararlar alır.

Özellikle Türkiye Dışişleri Bakanlığı üst düzey bürokratlarının şekillendirdiği bu yeni kararlar şu eksene oturtulmaktaydı: Rum tarafı Kıbrıs sorununun çözümüne hazır değil. Avrupa Birliği hem Türkiye'yi üye yapmak istiyor hem de Türkiye'nin Kıbrıs sorununu çözmesini talep ediyor. Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye'nin üyelik tarihine endekslensin, Türkiye'nin tam üye olacağı günlerde Kıbrıs sorunu çözülsün. ( O zaman Türkiye'nin üyeliği için 15 yıldan bahsediliyordu.)

Türkiye yetkilileri bu planlarını yaptıkları diplomatik temaslarda dile getirmeye çalıştılar.

2006 yılına kadar Avrupalıları "ikna" etmeye uğraştılar.

Kuşkusuz ki başarılı olamadılar.

Çünkü "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" ve Yunanistan'ın kararlı veto tutumlarının yanı sıra Avrupa Birliği yetkilileri kendileri için bir utanca dönüşen Kıbrıs sorununu daha 15 yıl kucaklarında taşımak istemiyorlardı.

Üstelik Türkiye'nin sadece Kıbrıs sorunu yoktu. Başka sorunlarda da Avrupa Birliği ile gerginlikler yaşayacaktı.

Ve Kıbrıslı Türkler "üyelik tarihinin rehinesi" olmak istemiyorlardı.

Türkiye bu politikasını 2006 yılında değiştirdi. İzolasyonların kaldırılması aracılığı ile Papadopulos'u zor durumda bırakma politikası tek hedef olarak belirlendi ve bunun üzerinde yoğunlaşıldı. Bu politikaya Amerika, Almanya ve İngiltere'nin açık Avrupa Birliği Komisyonu'nun da gizli desteği vardı.

Papadopulos'un değişmesi halinde Kıbrıs sorununu çözmek için yeni bir fırsat ortaya çıkabilirdi.

Nitekim öyle oldu. Papadopulos kaybetti. Yerine gelen Hristofiyas iyi bir başlangıç yaptı ve Lokmacı'nın açılmasıyla birlikte teknik komitelerin süratle kurulmasını sağladı. Şimdi teknik komiteler çalışmaya başlayacak. Ardından da liderler nihai pazarlığa girişecekler.

Tüm bunları niye yazdım?

Tüm bunları yazmamın nedeni Türkiye ile ilgili yapılan değerlendirme ve analizlerdeki sığlıktır.

Özellikle Rum tarafının yeni Başkanı Hristofiyas'ın analizleri derin bir sığlık içermektedir.

Hristofiyas "çözümün ipi Türkiye'nin elindedir" diyerek aslında inisiyatifi kendi eliyle Türkiye'ye veriyor.

Türkiye'nin atacağı adımları peşinen kabullenmiş oluyor.

Annan planı sürecinde yaşananlar veya perde gerisinde meydana gelenler bize çok iyi göstermiştir ki Türkiye, garantiler ve güvenlik ile deregasyonlar dışında her konuyu pazarlık masasına yatırabilir.

Pilatus'un gölgesinde isimli kitabımda kişileri ve olaylarıyla birlikte Bürgenstock'ta yaşananlardan anlatıldığı üzere Türkiye yüzde 20 toprağı da teklif edebilir Karpaz'da bir Rum kantonu oluşturulmasını da.

Hristofiyas garantiler, güvenlik, çözümden sonra bir miktar (650) Türk askerinin kalması ve "yerleşiklerden" 40 bininin yeni kurulacak devletin vatandaşı olacaklarını çok iyi biliyor.

Annan planı kuşkusuz ortadan kalkmıştır ama bu parametreler nerdeyse tarafların uzlaşma noktasına dönüşmüştür.

Bunları bilen Hristofiyas şimdi niye Türkiye'nin niyetleriyle ilgili hemen hergün kuşku belirtme taktiği izlemektedir?

"Türkiye'yi iyi analiz edemeyenler halkımızı mahvedecekler."

Bu tespit, Rum Yönetimi eski Başkanı Glafkos Klerides'e aittir ve Papadopulos için söylenmiştir.

Umarım Hristofiyas için de söylemez...

   640 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...
30 Eylül 2008, Salı   HÜKÜMETİN YAŞADIĞI İRONİ
28 Eylül 2008, Pazar   SEVGİLİ TUNCAY...
27 Eylül 2008, Cumartesi   BAYRAM GELMİŞ NEYİME...
26 Eylül 2008, Cuma   DİDİŞMELER...
25 Eylül 2008, Perşembe   TANRININ ELİ
23 Eylül 2008, Salı   UBP'NİN TEMEL SORUNU
21 Eylül 2008, Pazar   İLKGÜNKÜ GİBİ...
20 Eylül 2008, Cumartesi   BİZİM GİBİ KIBRISLILAR...
19 Eylül 2008, Cuma   GÖRMEK İSTEMEDİĞİMİZ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital