|
Ankara'yı bilenler bilir, Ulus'un alt tarafındaki Bentderesi'nde genelev vardır. Ankara'nın başkent oluşu kadar eski bu yer gelip-geçen hükümetlere veya belediye başkanlarına rağmen hep konumunu korumuştur.
Birkaç dönemdir Ankara Belediye Başkanlığı yapan Melih Gökçek (ki dini siyasete istismar etme ustası olarak bilinir) geçtiğimiz yıl genelevin kapatılacağını açıkladı.
Melih Gökçek bunu yaparken elbette muhafazakar Ankaralıları "tavlamak" amacındaydı.
Aralarında kadın örgütleri ve bilim insanlarının da bulunduğu bir grup Belediye Başkanı'nı uyararak "temelli kapatmanın" yanlış olabileceğini ve başka sorunlara yol açacağını belirttiler.
Belediye Başkanı yanıt verdi: "Bentderesi kapanacak. Başka yere genelev açılması talep edilirse referanduma gidelim, halk karar versin."
Bu açıklamayla mesele genelev tartışması olmaktan çıktı ve bazı dincilerin sık sık başvurdukları "kandırmacaya" dönüştü.
Belediye Başkanı aklısıra kapatılmayla ortaya çıkabilecek sakıncalara dikkat çekmek isteyenleri "genelevi savunanlar" pozisyonuna düşürecekti. Üstelik sandık kurulmasını önerecek kadar kendinden geçip bu insanları "genelevciler" olarak da damgalatmaya yelteniyordu.
Ankara'daki "tinyozluk" içeren bu genelev meselesinin nasıl sonuçlandığını bilmiyorum.
Ama her Ankara'ya gidişimde alkollü lokantaların sayısındaki düşüşü gördükçe Türkiye'nin nasıl bir tezgah içinde olduğunu çok açık bir şekilde görüyorum.
Ve doğrusu bu isimlerin buralarda fink atmasını da ciddi bir endişe ile karşılıyorum.
***
Ankara Belediye Başkanı kısa bir süre önce Lefkoşa'yı da karıştırma becerisini gösterdi.
İki ülkenin simgesi olan başkentlerinin işbirliği yapma adına atılan adımlar müthiş bir ayrılığa dönüştü.
Kimin yüzünden?
Ankara Belediye Başkanı ve Lefkoşa Belediye Başkanı yüzünden.
Lefkoşa'nın güzelleştirilmesi (öylesine ihtiyaç vardır ki) atıl durumdaki bir parkın düzenlenmesi elbette takdir edilecek girişimlerdir.
Ama önce "bu parka benim adımı koyacaksınız" diye ortaya çıkan, sonra "benim adım olmazsa benim şehrimin adı olsun" diyen kimdi?
Ya da parkın açılış günü "çatlasanız da patlasanız da bunu yapacağız" diyen kimdi?
Ve nihayette "Lefkoşe'ye alışacaksınız" dayatması yapan anlayışa ses çıkarmayarak çanak tutan kimdir?
Küçük bir hatırlatma yapalım Ankara Belediye Başkanı parkın açılış günü konuşmasında ısrarla Lefkoşe deyip durmuştu.
Yanındaki Lefkoşa Belediye Başkanı da bunu düzeltmemişti.
"Lefkoşa'yı kurtaracak gerçek Lefkoşa'lı" diye lanse edilen Belediye başkanı...
***
Şimdi bu cami tartışması nereye dönüşecek bilir misiniz?
Ankara'daki genelev tartışmasına.
Lefkoşalılar ikiye bölünecekler.
"Cami isteyenler ve cami istemeyenler" diye kamplaştırılacaklar.
Sonuç şimdiden bellidir.
"Başkentteki onca camiye rağmen bir yenisine ne ihtiyaç var" diyenlerin vay haline.
Ne din düşmanlıkları kalacak ne Allahsızlıkları.
"Para gelsin de nerden ve nasıl gelirse gelsin" mantığında olanlar da ellerini ovuşturarak cami inşasına başlayacaklar.
Çünkü artık bu mantık geçerlidir başkentte.
***
"Lefkoşe" kavgasıyla ilgili en manidar yazıyı Akay Cemal ağbeyimiz yazdı.
Ülkemizdeki isimlerin hoyratça değiştirildiği günlerde Akay Cemal Lefkoşa'nın kavgasını yapmış.
Kendisini ısrarla "Milliyet gazetesinin Lefkoşe muhabiri" diye tanımlayanlara karşı direnmiş.
Lefkoşa'nın Lefkoşe olmadığını kabul ettirmiş.
Bu yıllar öncesine ait bir olay.
Şimdi yine o yıllara döndük.
Üstelik Lefkoşa Belediyesi Meclisi'nin toplantılarında Lefkoşa'ya Lefkoşe demediği için yumruklanan Lefkoşalılar var artık.
Buna ses çıkarmayan bir de belediye başkanı...
|