|
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti) kapatılması ve cumhurbaşkanı ile başbakanı da kapsayacak şekilde önde gelen AK Parti yetkililerine siyaset yasağı getirilmesine ilişkin dava emin adımlarla ilerliyor.
Davayı açan savcının iddianamesini daha da ağırlaştırarak "bunlar şeriat düzeni kurmak için çalışıyorlar" değerlendirmesi yapması, hem davanın sert koşullarda görüşüleceğini ortaya koyuyor hem de Türkiye'de yaşanan kaosun daha da derinleşeceğine delalet ediyor.
Ve en önemlisi ne olacağına ilişkin sorular ve yorumların tümü çıkmaz sokağı işaret ediyor.
Davaya taraf olanlar da dahil, hiç kimse ne olacağını söyleyemiyor.
Söylenemeyen ise bir ülkenin yakın geleceğini oluşturuyor.
Çünkü herkes meselenin sadece "AK Parti kapatılacak mı" sorusundan ibaret olmadığını çok iyi biliyor.
Kapatılması halinde yaşanacak depremin Richter ölçeğine göre kaç şiddetinde olacağının kestirilememesinden dolayıdır ki Türkiye coğrafyasındaki yıkım altında kimlerin kalacağı öngörülemiyor.
AK Parti'yi bir enkaza dönüştürme hayalleri kuranlar, ortaya çıkacak tahribatın yaratacağı kabuslarla uyanıyorlardır herhalde.
Çünkü konunun şakaya gelir yanı yoktur.
Konu, siyaset dünyasının yeniden dizayn edilmesi gibi kulağa hoş gelen argümanların ötesindedir.
Bir ülkenin cumhurbaşkanı ve başbakanı dahil, yüzde 45 seçmenin desteğini alan partinin siyasetin dışına itilmesinden bahsedilmektedir.
Bu yönüyle de Türkiye için muazzam bir paradigma yaratmaktadır.
her şeyi içine çekebilecek güçte bir paradigma.
***
Türkiye'de yaşanan kaosun Kıbrıs sorununu olumsuz etkileyeceği görüşü dışında farklı bir görüş ortaya koyan henüz çıkmamıştır.
AK Parti'nin Kıbrıs politikalarını beğenmeyenler bile "AK Parti kapatılırsa Kıbrıs için de hayırlı olur" sözünü söylemekten korkmaktadırlar.
Korkuları elbette korkaklıklarından kaynaklanmamaktadır.
Korkuları, herkesin korkusudur, Türkiye'yi bekleyen korkunç belirsizliğe duyulan korkudur.
Kıbrıs'ta görüşmelerin başladığı ve kötü olmayan rüzgarların estiği bu günlerde AK Parti kapatılırsa bu Kıbrıs sorununa nasıl yansır?
AK Parti'nin kapatıldığı, cumhurbaşkanının ucundan kurtardığı başbakan dahil önde gelen AK Parti yetkililerinin siyasi yasaklı durumuna düştüğüne ilişkin senaryo gerçek olursa Kıbrıs sorununda ne olur?
Türkiye'de herhalde AK Parti'nin devamı olacak yeni bir parti dizayn edilir ve yeni liderler ortaya çıkar.
Yeni parti varolanlarla birlikte seçime gider.
Peki seçimin sonuçları ne olur?
Ve en önemlisi bu süreç ne kadar zamanda tamamlanır?
En erken yılsonuna, olmazsa 2009 yılına ilişkin çözüm hesapları yapanlar galiba şu sıralar Türkiye'yi yakından takip etmek zorundadırlar.
Ve dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmamanın hesaplarını da iyi yapmak durumundadırlar.
Türkiye'deki kaos, Kıbrıs sorununda Türk tarafını çok rahatlıkla "çözüm istemeyen taraf" konumuna düşürebilir.
Eğer Kıbrıs Türk liderliği ipleri eline almazsa ve bu konuda kararlı tutum ve irade ortaya koymazsa Türk tarafı bozgun pozisyonunda zemin kaybedebilir.
Bugüne kadar biriktirilen olumlu imajın yitirilmesinden öte ağır mağlubiyetler de yaşanabilir.
Türkiye'deki kaos, Kuzey Kıbrıs'ta Kıbrıs sorununu yönetenlere tarihi misyonlar yüklemektedir.
Umarım liderliğin zor zamanlarda ortaya çıktığını ve liderin zoru başarma görevi olduğunun farkındayız...
|