|
Efendiliği ve dürüstlüğü ile takdir ettiğim Çevre Bakanı Mustafa Gökmen icraat açısından bende ciddi bir hayal kırıklığı yarattı.
Taş ocaklarının yarattığı felaketin boyutları gözler önündeyken ve çevre örgütleri dahil bütün kurum ve kuruluşlar taş ocaklarının yarattığı tahribata karşı tedbir alınmasını isterken yani bu konuda tam bir toplumsal uzlaşma varken, adı Çevre Bakanı olacak kadar iddialı bir yetkilinin yaraya neşter vuracak kararları beklenirken, aslında icraat yapma sorunu yaşayan bir profil ortaya koydu ve taş ocaklarını izlemeye alma kararı verdi.
Taş ocaklarının yarattığı tahribat izlenecekmiş, gerekli tedbirleri almayanlar ikaz edilecekmiş ve sonra da yasal yollara başvurulacakmış.
Konunun vehametinin Çevre Bakanlığı tarafından algılanmadığı açık bir şekilde ortaya çıktı.
Bu avuç içi kadar ülkede toplam 54 taş ocağı var.
Bunlardan 18'i güzelim Beşparmak dağlarının Güney yamaçlarında gün 24 saat faaliyet halindedirler.
Hergün kilolarca dinamit patlatılmakta, yüzlerce kamyon binlerce ton çakıl ve kumu taşımakta, dağlar büyük bir hızla yokolurken, yemyeşil ormanlar da dahil çevre tahribata uğramaktadır.
Bazı taş ocakları el değmemiş ormanların üzerinde çalışmaktadırlar.
Sayın Bakan izleme ve gözleme yapmak istiyorsa bu taş ocaklarını yarım saatliğine ziyaret etse yüz yılın felaketini gözleriyle görecek.
Ve kapatma dahil hertürlü tedbiri derhal yürürlüğe koyacak.
Ama yapmıyor.
Niye?
Yoksa Halk Partisi Başkanı Raşit Pertev'in tespitleri doğru mu?
***
Bu ülkede yaşanan kaos ortamında doğan "dokunulamayan bir elit" oluştu.
Ekonomik güçlerini, ailesel ilişkilerini ve benzeri noktaları kullanarak hertürlü otoritenin üzerinde pozisyon alan bu dokunulmazlar, her sektörde ve her alanda faaliyet göstermekte, hükümet içinde enteresan güçler elde etmekte ve kısa yoldan hızlı para kazanmanın yollarını her dönemde bulmaktadırlar.
Ne acıdır ki bu dönemde durum farklı değildir.
Yüz yılın felaketini önlemek için alınması gereken tedbirler ortada dururken bu dokunulmaz elitlerin hükümet üzerindeki etkileri nedeniyle sonuç alınamamaktadır.
Üstelik onca parti, sivil toplum örgütü, kurum ve kuruluş ile çevre örgütlerinin adeta canhıraş çığlıklarına rağmen hükümet edenler kulaklarını kapatmayı ve sorunu zamana yayıp unutturmayı denemektedir.
Bu boşuna bir uğraştır.
Bu halk avuç içi kadar ülkesinin göz göre yokolmasına izin vermeyecektir.
Bu memleket bizimdir diyenler veya bu vatan sahipsiz değildir diyenler herkes ve her kesim dokunulmazların para hırsına yenik düşmeyecektir.
Bu böyle biline...
|