|
Nemli ve boğucu sıcak her türlü gündemi altüst ediyor.
Müthiş bir kaçma isteği sarıp sarmalıyor insanı.
***
S-300'lerin gölgesinde tırmanan gerginlik.
Savaş tamtamları.
Ruslar Kuznetsov uçak gemisi eşliğinde getireceklermiş S-300'leri.
Yerel seçimlerle birlikte altüst olan iç politika.
UBP'nin hızlı yükselişi,
CTP toparlayabilecek mi?
DP ne yapacak?
TKP genel seçimlere nasıl hazırlanacak?
***
Nemli ve boğucu hava sarmalıyor dört bir yanımızı.
Gölgede 43 dereceye vuran sıcak beynimizi adeta uyuşturuyor.
Ne yıllardır sürüp giden Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler ne de bir yılan hikayesinden farksızlaşan hükümet krizi.
Seçimlerin heyecanı da bitti gitti.
Şimdi siesta zamanı.
Hiçbir gündem değiştiremez bunu.
On binlerce yıllık coğrafyanın karşı konulmaz emri.
Şimdi buza yatırılmış şarap ya da kar gibi bira yudumlama ve Akdeniz'in serininde siestaya yatma zamanı.
***
Bir gezi dergisinde görmüştüm, Yemen çöllerinde yaşayan Berberileri. Güneşin yükseldiği vakit yaşama ilişkin en küçük bir iz kalmazmış ortalıkta.
Bütün canlılar el ayak çekerlermiş gündüz vakti.
Güneşin batışı siestanın bittiğinin işaretiymiş.
Ay'la birlikte canlanırmış yaşam.
İnekler, koyunlar ve develer Ay'la birlikte otlatmaya çıkarılırmış.
Köy kahvesi ilk akşam açarmış kapılarını.
Düğünler, gecenin serininde kurulurmuş davullu-zurnalı.
***
Rahmetli nenem anlatırdı, koyunları gece nasıl otlatmaya götürdüklerini ve hayretler içinde dinlerdim.
Lambasuyulu fenerin eşliğinde hellim yaparlarmış ve dedem ocağa atılacak odunları kırarmış ay ışığında.
Bir zamanlar bu coğrafyada yaşayanlar doğayla uyum içindeymişler.
Sıcakla inatlaşmıyorlarmış ve güneşin ortalığı kavurduğu saatlerde 2 metre karelik zeytin gölgesine sığınıp kebap çevirmiyorlarmış ormanları yakma pahasına.
***
Yoğun iş temposundan kaçma fırsatı bulduğumuz ender saatlerden birinde, Alagadi'ye atıyoruz kendimizi.
Olanca güzelliğiyle, Akdeniz masmavi uzanıyor ayaklarımızın altında.
İnce kumaştan yapılmış şemsiyenin gölgesinde kızgın güneşten korunmaya çalışıyoruz ve Kıbrıs sorunundan iç politikaya kadar uzanan yelpazede sohbet yürütmek için korkunç çaba sarfediyoruz.
Ama nafile.
Sıcak beynimizi uyuşturuyor adeta.
Ne Rusların doğu Akdeniz'deki planları ne de yerel seçimlerde seçmenin verdiği mesajlar.
Tatlı bir uyku sarıyor bedenimizi.
Doğa uyumamızı emrediyor adeta.
Ve O'na karşı koyamıyoruz.
Şimdi Siesta vakti.
Direnmek nafile.......
18 Temmuz 1998-KIBRIS
|