Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Son sözü yıldızlar söyler
Rallide son viraj
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi…
Aramızdan Biri
Haydi hayırlısı!
Doğan "arayı" açmak istiyor
Bağcıl seri yakalamak istiyor

YORUMLANANLAR
Dansçılar öğrenciydi [3]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [1]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [35]
Tolga'dan bateri şov [2]
Avcılardan ağaç katliamı [8]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [35]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [7]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]



Ağlamamak için mi gülüyoruz?

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   31 Mayıs 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sohbet ederken gözlerimiz ıslandı ama göz yaşlarının akıp gitmesini ikimiz de kontrol ettik.

O kontrol anında, ağlama noktasından her geri dönüşümüzde güldük... Ve o ruh halimizi en güzel tanımlayan bir cümleyi birlikte benimsedik... " AĞLAMAMAK İÇİN GÜLÜYORUZ."

 

 

  Ümit Hansel, inşaat sektörüne yıllarını veren bir işadamı.

  Kıbrıs küçük... Sosyal yaşamda var olan herkes bir birini tanır. Ama hiç kuşku yok ki tanımanın da derinliği var.

  Bazı arkadaşlıklar var ki uzun yıllara dayansa da sığdır. Bazı arkadaşlıklar ise çok uzun yıllara dayanmasa da hızlı bir şekilde derinliğe sahip olur.

  Ümit Hansel, benim ikinci gruba dahil çok değer verdiğim bir dostumdur.

  Maddi temelde kişisel hesaplaşmanın içinde olmadım bugüne kadar... Ama çevremdeki kıyasıya hesaplaşmalara tanık olmak bile beni yoruyor. İşte o yorulduğum dönemlerde Ümit Hansel arkadaşımla sohbeti terapi gibi görürüm.

  *            *          *

  Eminim yazımı paylaşan bir tek kişi bile bu yazıyı, bir arkadaşımla yaptığım sohbetin sınırları içinden bir yansıma olarak algılamayacak.

  Biz yazanlar en yakınımızdan örneklerle yazarken bile çok geniş kesimlerin duygularına tercüman olmaya çalışırız.

  Yazdıklarımız için ne kadar çok okur, "Tam da içimden geçenler yazıldı" derse yazı o kadar çok okurun ortak imzasını taşır.

  *            *           *

  Ümit arkadaşım, yedi yıl önce kapı gibi oğlucuğunu, Salahi'yi kanser savaşında yitirdi.

  Salahi'nin iki metreye yakın boyu vardı... Çok başarılı bir basketbolcuydu... Hani bir söz var ya, "Çaksan çakılır"... İşte o denli zindeydi... Sporda arkadaşlarıyla elde ettiği bir başarının sonrasında ele gelen bir kütle ve başlayan savaş... Savaşın detayını bu Cumartesi gününde sizlerle paylaşmak istemem...

  Evlat acısının ne olduğunu ben de anacığımdan, babacığımdan bilirim... Kardeş yitirmek de büyük acı ama evlat yitirmenin acısını Allah kimseye göstermesin...

  O gün insanın hayatında bir milattır... O acı günün öncesi ve sonrası insan olan herkes için çok farklıdır...

  Geride kalanlar için hayat sonlanmıyor... Ölenle ölünmüyor... Ama hayata bakış açınız isteseniz de istemeseniz de değişiyor...

  O büyük acıyı yaşayan Ümit Hansel'le sohbeti çok severim.

  Ne zaman ne de hayat Ümit arkadaşım için de durmadı.

  Dıştan baktığınız zaman yaşamın hakkını vermeye çalıştığı izlenimini de çok kolay edinebilirsiniz.

  Azıcık derinlikli sohbet yaşadığı acının, ona acıyla birlikte yaşamayı nasıl öğrettiğini görürsünüz.

  Arkadaş canlısıdır...

  Hiç tanımadığı ve derdi olanların dertlerine bir anda nasıl ortak olduğunu görüyorum...

  Yaşamın en ağır darbesi onu kişisel hesaplardan uzaklaştırıp, ortak insani değerler bakımından yükseklere tırmandırmış...

  Dokunsanız ağlayacağının bir adım öncesinde hayata gülümseyerek bakmayı başarabiliyormuş insan...

  Salahi'yi anarken diliyle değil yüreğiyle seslendiriyor duygularını... En değerli varlığını içinden hiç ama hiç eksiltmediği için konuşurken az önce birlikteymiş gibi konuşuyor...

  ... Ve tüm bunlar, günlük hayattaki küçük hesaplara yenik düşenler için "Hadeyin be siz da!" dedirtiyor Ümit arkadaşıma.

  *          *          *

  Dün Ümit Hansel'le yaklaşık üç saat sohbet ettik.

  Sohbet ederken gözlerimiz ıslandı ama gözyaşlarının akıp gitmesini ikimiz de kontrol ettik.

  O kontrol anında, ağlama noktasından her geri dönüşümüzde güldük... Ve o ruh halimizi en güzel tanımlayan bir cümleyi birlikte benimsedik... "AĞLAMAMAK İÇİN GÜLÜYORUZ."

  Eminim sizler de yaşadınız... Özellikle birilerinin önünde ağlayacak noktaya gelip de ağlamamak için direndiğimiz zaman gözümüzden yaş süzülürken gülmeye çalışırız. Bir süre hem güler hem ağlarız, sonunda gözyaşları sahte gülmeyi yener ve hıçkıra hıçkıra ağlarız...

  ... Bir kez daha fark ettim dün... Hayatımızın unutmadığımız ve hayatımızın geriye kalan kısmında etkili olan olayların tümüne yakını acı olaylardır... Acıların izi daha derin oluyor.

  Her acı olay kabullenmekte zorlansak da çok ağır bir derstir. Ağır dersin alınması için ödenen bedel de çok çok önemlidir.

  ... Dün dolu dolu bir gün yaşadım... GÜKAD'ın LAÜ ile ilgili basın toplantısına gittim... Siyaset dünyasından isimlerle konuştum... İş dünyasından çok değer verdiğim bir başka arkadaşımın sıkıntılarını paylaştım... Bunların her biri için bir değil birden fazla yazı yazabilirdim...

  Bu içeriğiyle yazımı sizlerle paylaşıyorum... Okurken sizin sıkıntılarınızla kıyasladığınıza eminim...

  Hepinizin yüzünde - ağlamamak için değil-, gerçek anlamıyla gülümseme hiç eksik olmasın... Ruhunuz gülsün... Yüreğiniz gülsün... Yüzünüz gülsün...

 

  Günün sözü:

 

  İnsanın her şeyi paylaştığı dostu yastığıdır

   559 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
22 Kasım 2008, Cumartesi   Gençlerin duyarlılığı...
21 Kasım 2008, Cuma   Beni ciddi anlamda rahatsız ediyor be gardaş!
20 Kasım 2008, Perşembe   Dünya devleti ve temsilcileri...
19 Kasım 2008, Çarşamba   Elimizden bir şey gelmiyor!... Bekleyip göreceğiz.
18 Kasım 2008, Salı   Kıran kırana kırgınlık ve felaketin ayak sesleri...
17 Kasım 2008, Pazartesi   Demokrasi kültürü ve yerel yönetim...
16 Kasım 2008, Pazar   Tarihle bugünün buluştuğu noktada yerel yönetim konuşulurken...
15 Kasım 2008, Cumartesi   25 yıl önce, 25 yıl sonra...
14 Kasım 2008, Cuma   Güzelyurt'ta gördüklerim ve Cemil Çiçek'in ziyareti...
13 Kasım 2008, Perşembe   "AB ve serbest rekabet koşullarına alışmamız gerekiyor" denmişti...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Gençlerin duyarlılığı...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital