|
Bir kulağımda denizin dalga sesleri ötekinde buzukinin sesi...
Buzuki Akdeniz müziğinin bir numaralı enstrümanı bence... Hem coşku, hem hüzün, hem aşk, hem ayrılık, hem kavga, hem barış... Kısacası Akdeniz dalgalarının bir müzik aletinde hayata bulmasıdır buzuki...
Cumartesi gün batımı...
Batıya doğru gitsem bir yerlerde güneşin Akdeniz'in mavi sularına gömülür gibi batışını izleyeceğim...
Ama benim istikametim tam ters...
Doğuyu doğru gidiyorum...
Her nedense aklım güneşe takılmış... Doğuda Mağusa sahillerinden bir yerde ya da en güzel Karpaz burnunun oralarda gün doğarken güneşin Akdeniz'in sularından ıslanarak doğuşunu seyretmek geçiyor aklımdan...
Bir kez yıllar önce görmüştüm o müthiş doğuşu...
Apostolos Andreas Manastırında bir ayini izlemek için sabahın karanlığında yola çıkmıştım... Daha güneş doğmadan varmıştım Kıbrıs'ın doğudaki en uç noktasına... Güneşin doğuşu tarif edilemeyecek kadar güzeldi...
Kıbrıs'ı seviyorum... Kıbrıs'ın taşını, toprağını, ayırımsız tüm insanlarını seviyorum... Güzel günlerini de acı günlerini de seviyorum...
Çok iyi biliyorum ki yurdunu sevmeyen insan köksüz bir ağaç olmayı kabul etmiştir... Hafif bir rüzgarla savrulup gider o zaman...
* * *
Bafra sahillerine yeniden hayat veren Kaya Artemis'te görkemli ana binanın kuzey cephesinde kurulu sahne...
Herhalde beş yüz dolayında konuk var...
Kulak verdiğiniz zaman denizden dalga sesleri geliyor...
Bir kız omzuna asılı gitarıyla yaptığı müziğiyle sesiyle katılıyor... Ünlü değil diye adını bilmedim... Yazarken fark ettim sormayı da unutmuşum... Halbuki yaptığı müzik gerçekten güzel... Neşeyle okuyor ama benim için hüzün dolu her şarkı...
Kendi kendimi dürtüyorum... "Hasan, boş ver... Dertler bitmez... Azıcık da olsa eğlenmeye çalış..."
* * *
Ardından sahneye İskeleli gençlerden oluşan folklor ekibi çıktı... Bizim havalarımız ve bizim oyunlarımız... Yüzlerinde gülümseme... Onlarla zaman tünelinde yolculuk yaptık... Tarihin derinliklerinden derledikleri figürlerle, dünden bugüne kültürel mirası yaşatıyorlar... Ne de iyi ediyorlar...
* * *
... Ve gecenin assolisti için sahne hazır...
Fedon, sahne alacak...
Türk müzik dünyasında Yunan müziğini dostluk şarkılarıyla yaşatan bir sanatçı...
Fedon, Yunanlı mı?
Bence değil..
Fedon, Türk mü?
Bence o da değil.
Fedon, Türk vatandaşı mı?
Evet Türk vatandaşı.
Daha sahne almadan bu sorular geçiyor aklımdan...
Kendi kendime, "Bırak bunları... Fedon insan" diyorum...
* * *
Türkiye'de buzukinin en usta isimlerinden Hakan, bizleri Fedon'a hazırladı önce.
Bir kulağımda denizin dalga sesleri ötekinde buzukinin sesi...
Her kulağım ayrı duymaz ama bana öyle geliyor...
Buzuki Akdeniz müziğinin bir numaralı enstrümanı bence... Hem coşku, hem hüzün, hem aşk, hem ayrılık, hem kavga, hem barış... Kısacası Akdeniz dalgalarının bir müzik aletinde hayata bulmasıdır buzuki...
* * *
Fedon sahneye geliyor... Yaş altmış iki... Ama müzikle hayatını uzatmak isteyen birini görüyorum sahnede...
Elim şakağıma dayalı dinliyorum Fedon'u... O unutulmaz şarkısını söylüyor... Aşığınım... "Seninle olamazdık biliyordum/ Bile bile yine seni seviyordum/ Yollarımız bir değildi biliyordum/ Şimdi neden neden canım bu özlem.
Aşığınım yanında olamasam da/ Aşığınım sana dokunamasam da/ Geri dönüş olmasa da/ Sonsuza dek aşığınım.
Seni görmek bana acı veriyordu/ Görmemekse ölüm gibi geliyordu/ Ne seninle ne de sensiz olmuyordu/ Şimdi neden neden canım bu özlem."
* * *
Pek çok sanatçıyı canlı programlarında izledim...
Çok doğal olarak şarkılarının bazılarında dikkatim kopuyor... Fark ettim ki Fedon'un Türkçe ya da Yunanca tüm şarkıları pek çok insan gibi beni de baştan sonra müziğe kilitledi... Ama müziği insanı siyasi sorgulamalara da götürmüyor değil.
Fedon, Yunan kökenli bir Türk gibi duruyor sahnede... Bu duruşunun ne kadar samimi olduğunu ortaya çıkarmak için çok dikkat ettim... İçimde bir miktar kuşku olsa da o duruşunun samimi olduğu görüşü ben de ağır bastı.
* * *
Fedon'u dinleyen kalabalığın içinde en çok beş-on Rum vardı... Fedon, KKTC'de sahne almıştı... Güneye bir gönderme yaptı Fedon... "Biz burada Kuzey Kıbrıs'ta özgürce Yunanca şarkılar okuyoruz... Buradan yükselen sesimiz adanın her yanına yayılıyor. Hangi dilde olursa olsun şarkılarımız barış, sevgi, dostluk ve kardeşlik içindir. Biz burada Yunanca şarkılar okuyabiliyorsak Güney Kıbrıs'ta da Türkçe şarkılar aynı özgürlükle okunmalı. Orada okunan Türkçe şarkılar, Rumların alkışlarıyla buralara gelebilmeli."
* * *
Fedon hem şarkı söyledi hem de şarkılarıyla ilgili kültürel taşıma yaptı... Buzuki isminin bozuk sazdan gelme olduğunu önceki akşam öğrendim... Türkiye'den Yunanistan'a göç etmek zorunda kalan Yunan kökenlilerin müziği olan Rembetikonun hep hüznü taşıdığını da anlattı Fedon...
* * *
Gecenin sonuna doğru Fedon, Ege'nin Anadolu yakasından Ege'den Türküler okudu... Önce İzmir yöresinin ünlü çökertmesini okuyor... "Çökertme'den çıktım da Halil'im aman başım selamet/ Bitez de yalısına varmadan Halil'im aman koptu kıyamet/ Arkadaşım İbrahim Çavuş Allah'ıma emanet/ Burası asbat değil Halil'im, Bitez de yalısı/ Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası."
Fedon, okurken sahnenin önündeki boş alana zeybeği çok iyi bilen bir genç çıkıp, müziğe dansla en güzel katkıyı yapıyor...
Çökertmeden sonra Fedon, İzmir'in kavaklarını okuyor.... "İzmir'in Kavakları
Dökülür Yaprakları/ Bize De Derler Çakıcı/ Yar Fidan Boylum/ Yakarız Konakları.
Selvi Senden Uzun Yok/ Yaprağında Düzüm Yok/ Kamalı Da Zeybek Vuruldu/
Yar Fidan Boylum/ Çakıcı'ya Sözüm Yok."
* * *
Müthiş keyif aldığım bir konser oldu Fedon konseri... O duygu fırtınam içinde Fedon'a alkış tutmanın bir türü kabul edilen tabak kırmam istendi... Teklifi getiren dostları kırmamak için yirmi tabağı usta bir tabak kırıcı edasıyla kırdım... Kızıp de bir şeyler kırmakla eğlencenin bir parçası olarak tabak kırmak bayağı farklı ve güzelmiş gerçekten... Benim hoşuma gitti....
Günün sözü:
Her müziğin evrensel bir yanı vardır
Genelres: buzuki-fedon
|