|
İnsanın kitabını armağan etme adresi, çok derin bir duygunun, düşüncenin dışa yansımasıdır. Kitapların yararlanılacak ortamda olması, değerinin bilinerek korunması demektir.
Yabancı diplomat bu ince düşünceyle çok değerli kitaplarını YDÜ Büyük Kütüphanesine armağan etme kararı verdi.
Bu karar, YDÜ'nün böyle düşünceler için adres olduğunun göstergesidir.
Cumartesi akşamı... Yazın sıcağı ile akşaüstünün serini arasındaki mücadelede serinin hissedilir üstünlüğü...
Lefkoşa'da balkon sefası demeyeceğim ama çok keyifli bir balkon sohbeti... Az sonra yemeğe oturacağız... Yemeğin onur konuğu yakında görev süresi dolup adamızdan ayrılacak yabancı bir diplomat ve eşi...
İsimler bu yazının akışında çok da önemli olmadığı için yazmıyorum...
Kıbrıs'ı, Kıbrıs sorununu konuşuyoruz...
Kıbrıs'ta görev yapan yabancıların izlenimleri benim için her zaman renkli, merak giderici oldu...
Kendi dünyamızda yaşarken, artı-eksi her türlü huyumuza tüyümüze alışıyoruz. Çok sıradan gelir doğrumuz da yanlışımız da...
Ama dıştan gelip birkaç yılı bizimle yaşayan yabancıları, diplomatların gözlemleri bize bizi daha kolay anlatır.
Bir söz var, GÖZ KENDİNDEN BAŞKA HER ŞEYİ GÖRÜR.
Bizi en iyi biz biliriz desek de sanırım bize karşıdan, dıştan bakanlar bizi daha iyi görüyor.
***
Kimse yanlış anlamasın... Bizim en kötü huylarımızdan biri de kendi değerlerimize sahip çıkma konusunda gösterdiğimiz isteksizliktir.
Toplumsal yükselişte de ilk bakışta bireysel gibi görülen başarıların, bir araya gelerek yarattığı değer bütününün önemli payı var.
Bunu anlayıp, özümseyerek kabul edemediğimiz için BAŞARI DÜŞMANLIĞI her zaman zemin buluyor.
Her fırsatta yazar ve söylerim... Taş üstüne taş koyan her insanımızı ayakta alkışlarım. Nerede olursa olsun gider başarı dileklerimi kucaklayarak aktarırım.
Başarı düşmanlığımız burnumuzun dibinde yarattığımız değerlerin toplumsal sahiplenilmesini olumsuz yönde etkiler.
Böyle davrananlar ne kadar çoktur?
Yerinde bir soru... Ama bana göre toplumsal sahiplenmedeki zayıflığın varlığı, azlık, çokluktan önemli. Bu noktada birkaç kişinin başarı düşmanı duruşu bile beni rahatsız eder.
Benzetmeyle anlatıp kimseyi incitmek istemem ama konuşa konuşa ortak sahiplenmeyi toplumsal kazanım için hep arzu ettim.
Yıkanın değil yapanın yanında duruşun bizleri bir yerlere götürebileceğine inandım.
***
Sözü çok uzatmadan Yakın Doğu Üniversitesi'ne (YDÜ) gertireceğim.
YDÜ, Kıbrıs Türk insanının neler başarabileceğinin anıtsal simgesidir. Bir zamanlar ıssız, tilkilerin cirit attığı, mezarlığın az ötesindeki tepelerde şimdi dünya ölçeklerinde bir üniversite kampusu yaratıldı.
Dünya insanlığı için bilimin hizmetine sunulmuş en gelişmiş IBM inovasyon merkezi YDÜ'den öte ülkemiz için prestij değil midir?
Dün hava sıcaktı... Yine de bir Pazar günü YDÜ kampusunu şöyle bir gezmek istedim tek başıma... Ortaya çıkan eserden bir kez daha gurur duydum bir Kıbrıslı Türk olarak.
YDÜ'ye hayat veren Kurucu Rektör Dr. Suat Günsel'i düşünmedim değil. Ama ortaya çıkan eserin yüzlerce yıl sonra da orada gelişerek olacağını düşündüğüm zaman Suat Hoca'yı - hakkını canı gönülden versem de - öne çıkaramam ki. Zaten kendisinin de öne çıkma niyeti hiç olmadı.
Ortadaki eseri görüp sahiplenerek daha da yüceltmek varken negatif bir yaklaşım içinde olunmasını kabul edemiyorum. Farkındasınız cümleyi anlayamıyorum diye bitirmedim, çünkü anlıyorum, çok iyi anladığım içindir ki kabul edemiyorum.
***
Yazımın başlangıç konusu ile buraya kadar yazdıklarım alakalı.
Neden alakalı?
Anlatayım.
Yabancı diplomat arkadaşımız yeni görev yeri olan ülkeye gitmeye hazırlanıyor.
İnsanın evinde düzenleme yapması yorucu oluyor. Yaşadığınız yerde ev değişitirmek daha da büyük dert.
Bunları düşündüğüm zaman bir ülkeden başka bir ev taşınmanın hayali bile insanı korkutur.
Bunu nasıl başardıklarını sordum.
Eşyaları paketleyip taşıttıklarını söyleyip, devam etti: " Kendi çapımda çok değerli kabul ettiğim kitaplardan oluşan kitaplığım var. O kitaplarımı götürmeye kalksam ciddi bir maliyetle karşılaşacam. Bu arada zaten o kitaplardan yararlandım da. Kitaplarımı Kıbrıs'ta bir yerlere armağan etmek istiyorum."
Merak bu ya... "Nereye armağan etmeyi düşünüyorsun?" diye sordum.
Yanıt hemen geldi. "Yakın Doğu Üniversitesi'ne."
Bazıları için sorum ve yanıtı çok yalın olabilir. Benim için çok önemli ve etkileyici oldu. Çünkü aklına ilk ve öncelikle YDÜ'nün gelmesi önemli.
Yabancı diplomat kullanılmış eşyalarını ya da iyi durumdaki elbiselerini vermek için fakir aile aramıyordu.
İnsanın kitabını armağan etme adresi, çok derin bir duygunun, düşüncenin dışa yansımasıdır. Kitapların yararlanılacak ortamda olması, değerinin bilinerek korunması demektir.
Yabancı diplomat bu ince düşünceyle çok değerli kitaplarını YDÜ Büyük Kütüphanesine armağan etme kararı verdi.
Bu karar, YDÜ'nün böyle düşünceler için adres olduğunun göstergesidir.
Böylesi bir esere sahip olduğumuz için hem gurur duydum hem de mutlu oldum.
Günün sözü:
Yükselen her ruh dünyayı yükseltir
|