Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Her taraf toz duman
Bolt şans tanımadı
Yenikent basketbol ile coştu
Refüje çarpıp takla attı
Bariyerler durduramadı
Yeşilırmak'ta doğa tahribatı
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi
Lavrov: Rusya'nın Kıbrıs sorunundaki tavrında değişiklik yok
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz
Elektrik, yüzde 40 ucuzlamalı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Düşmanlık ezeli ve ebedi olamaz

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Temmuz 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Alithia'nın 20 Temmuz 1974'le ilgili sorularını yanıtlarken neler söyledim (2)

 

Bir bağımsız cumhuriyet düşünün ki resmi tatil günleri başka iki devletin resmi tatil günleri olsun.

Konumları ne olursa olsun başka iki ülkenin bayrakları, o bağımsız cumhuriyetinin bayrağıyla birlikte dalgalansın. Hatta o bağımsız cumhuriyetin bayrağı gölgede kalsın.

Dahası kuruluşunun üzerinden 48 yıl geçmiş olmasına rağmen bağımsızlık marşı olmayan bir ülke, bir devlet, bir cumhuriyeti nasıl algılar, nasıl tanımlarsınız?

İşte Kıbrıs Cumhuriyeti böyle bir cumhuriyet.

Eğer ortak bir gelecek kuracaksan pek çok tabuları yıkmayı göze almamız gerekir. Özellikle Rum kardeşlerimiz buna hazır mı?

 

 

Dün de vurguladım... Ortak dil, ortak tanımlama Kıbrıs'ın sorunlarından biridir. Biz 20 Temmuz'a Barış Harakatı deriz, Rumlar, işgal... Biz KKTC deriz onlar "sahte devlet"... Örnekleri daha da uzatmak olası... Bu farklı tanımlamalar nedeniyle karşılıklı verilen demeçlerin riski var... Bu satırları yazarı olarak bu riski bile bile Güney Kıbrıs'ta yayımlanan Alithia gazetesinden Kosta Kostantinou'nun sorularını yanıtladım.

Bu tür demeç ve sunuşlarımı köşemden okurlarla paylaşma ilkem var. Böylece tercümeden kaynaklanan hataları düzeltmiş de oluyorum. Bir de söyleşinin tümü yayımlanmamış olabilir. Yayın dışında kalan bölümler bütünlüklü söylediklerim bakımından önemlidir. Söylediklerimin tümünü yayımlamam bu bakımdan da tamamlayıcı olur.

Alithia gazetesinin sorularına verdiğim yanıtların ilk bölümünü dün sizlerle paylaşmıştım. Bugün de geriye kalan bölümünü köşeme alıyorum:

 SORU: Toplum olarak iki bölgeli federal devlet için uzlaşı istiyor musunuz, yoksa şu anki durumdan memnun musunuz?

YANIT: Kıbrıslı Türklerin ezici çoğunluğu mevcut durumu tatminkar ve sürdürülebilir bir durum olarak görmüyor.

İki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı birleşik bir Kıbrıs samimi olarak istenendir. Annan Planı'na %65 EVET diyerek bu gösterilmiştir.

Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar ortak bir çatı altında yaşamayı başaramadığı sürece Kıbrıs adası acı, kan ve gözyaşı riski altında olacaktır.

Kıbrıs'ı birlikte yönetmek için öncelikle karşılıklı samimi saygıya sahip olmamız gerekir.

Rumlar, Kıbrıslı Türkleri tanımadan tanımladı.

Rumlar, bizi kendileriyle eşit görmedi. Hiç kuşku yok bu eğilimlerinde bizim tarihin derinliklerinden gelen kişiliksiz duruşumuzun önemli payı var.

Bizim adımıza konuşanlar yıllarca zafiyet gösterdi, Rum tarafının liderliği de bunu istismar etti.

Uluslararası kimliği olan pek çok toplantıda Rum arkadaşlara açık bir şekilde şunu söyledim:

"Sizler Kıbrıs Türkü'ne adam muamelesi yapmak için Türkiye'nin tokadını beklediniz. 1974'e kadar Kıbrıs Türkünü adanın geleceğinde eşitliği boş verin ciddi bir taraf olarak gördünüz mü? 1963 Aralık ayında Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasal kimliğini kaybetti. Kıbrıslı Türkler çok zor koşullar altında yıllarca ezildi. Şimdi Kıbrıs'ta yeniden yakınlaşma barış ve çözüm için çok sayıda iki toplumlu proje var. 1963-1974 arası bir tek benzer örnek oldu mu?"

Özetlediğim bu anlayış Rum toplumunda yukarıdan aşağıya aktı. En samimi ortamlarda bile Kıbrıs Türk insanı bir basamak aşağıda algılandı.

Bunun üstüne bir de 15 Temmuz Yunan Darbesi'nin Türkiye'nin müdahalesine neden olup bugünlere gelinmesi Rumların sağlıklı karar vermesine duygusal zorluk çıkarıyor.

Bazı Rum arkadaşlar açık açık söylüyor: "15 Temmuz kendi dünyamızda büyük hata. Elimizle yaptık boynumuzla çekiyoruz."

Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarında barış, çözüm ve adayı birlikte yönetme konusunda içten bir inanç eksikliği varsa bunun nedeni budur.

Siyaseti çok yüzeysel bilen sıradan bir Kıbrıslı Türk'ten şunu çok rahat duyarsınız: "Rumlar bu adayı bizimle birlikte idare etmek istemez."

Yineliyorum mevcut durum sürdürülebilir değildir. Ama kalıcı çözüm için güçlerimizi, niyetlerimizi birleştirmemiz gerekir.

SORU: Bir Kıbrıslı Türk olarak mevcut statükoyu tolere edebileceğimize mi, yoksa uzlaşıyla daha iyi bir çözüm bulacağımıza mı inanıyorsun?

YANIT: Mevcut duruma, 1974'ten bu güne sıcak çatışmasız gelmiş olsak da kalıcı anlaşma yapılana kadar adada ateş kes koşulları vardır.

Ateş kes koşulları pimi çekilmiş el bombasını elimizde tutmaya benzer.

Bu nedenle mevcut durum sürdürülebilir olamaz.

Uzlaşı ile daha iyi bir çözüme ulaşmayı başarmanın dışında bir seçeneğimiz olamaz.

Zaman Kıbrıs adasından barış ve çözümü destek verme yönünde çalışmadı.

Status quo, adanın hem kuzeyinde hem de güneyinde çıkar grupları yarattı. Çıkar grupları çözümün karşısındadır.

Mevcut durumu kabul etmek adaletsizliğe prim vermektir.

Yaşadıklarımızdan yapıcı dersler çıkarıp, ortak bir geleceği birlikte inşa etmeliyiz.

Kıbrıs'ın iki yakasında korku ve tehdit üzerine politikalar bina edildi. Hiç unutmamak gerekir ki DÜŞMANLIK EZELİ VE EBEDİ OLAMAZ...

Bunca yaşanmışlığa rağmen hiç bir zaman Kıbrıslı Rumları düşman görmedim. Hiç bir zaman düşmanlığı besleyen şiir okumadım, okuyanları da alkışlamadım...

Kendi toplumsal çıkarlarımızı savunurken bile, Kıbrıslı Rum gibi düşünmeyi de ihmal etmedim. Bunu yaptığım için Rum tarafını daha iyi anladım.

Bizim talihsizliğimiz bu güne kadar iki toplumlu siyaset üreten siyasi parti ve siyasi liderlere sahip olamayışımızdır.

Kıbrıs sorunu fanatik milliyetçiliğin kıskacından kurtulmazsa çözüm zor olur.

SORU: Kıbrıs Türk gençleriyle ilgili bir soru sormak istiyorum. Kıbrıslı Türk gençlerin, güneydeki genç yurtseverlerle ilgili objektif görüşleri var mı? Çocuklarının 20 Temmuz 1974'le ilgili görüşleri nedir?

YANIT: Kıbrıs Türk gençliği güneydeki kardeşleri için kötü düşünce beslemiyor. Bunu çok net olarak söyleyebilirim. Ancak birlikte geleceğimizi inşa edecek düzeyde yakın işbirliği içinde değiller.

Kendilerini ortak vatanın gençleri olarak görmüyorlar.

Dinimiz, dilimiz, ulusal kökenimiz farklı olsa bile Kıbrıslılık zemininde ortak buluşma başarılsa gençler daha fazla kaynaşacak.

Çocuklarım 20 Temmuz 1974'ü Kıbrıs'ın yakın geçmişinden önemli bir tarih olarak görüyorlar. Siyasi yanı ve sonuçlarından çok savaş anıları onlar için ilginç.

SORU: "Anavatanlar" Yunanistan ve Türkiye olmaksızın, birlikte daha iyi bir gelecek başarabilir miyiz?

YANIT: Kıbrıs bizlerin ana vatanıdır. Bizler bunu söylediğimiz zaman Rauf Denktaş ve onun gibi düşünenler tepki koyup "Anavatanımız Türkiye'dir" derler. Hemen eklerimiz, "Kıbrıs, anavatanımız, Türkiye, ata vatanımızdır".

Eğer adada, çatışmadan, birlikte yaşamayı başarabilmiş olsak ne Türkiye, ne Yunanistan ne de bir başka ülkenin sürekli korumasına ihtiyacımız olmaz.

Kıbrıslı diye bir ulus yaratma hedefi ütopyadır. Ancak Kıbrıslılığı çok yüksek ve hepimizin sahiplendiği ortak bir değer haline getirirsek müdahalesiz, korumaya ihtiyacı olmayan bir çözüm ve ortak bir gelecek kurabiliriz.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası, Kıbrıslıları Türkiye ve Yunanistan'ın kanatları altında tutmayı amaçlıyordu.

Bir bağımsız cumhuriyet düşünün ki resmi tatil günleri başka iki devletin resmi tatil günleri olsun.

Konumları ne olursa olsun başka iki ülkenin bayrakları, o bağımsız cumhuriyetinin bayrağıyla birlikte dalgalansın. Hatta o bağımsız cumhuriyetin bayrağı gölgede kalsın.

Dahası kuruluşunun üzerinden 48 yıl geçmiş olmasına rağmen bağımsızlık marşı olmayan bir ülke, bir devlet, bir cumhuriyeti nasıl algılar, nasıl tanımlarsınız?

İşte Kıbrıs Cumhuriyeti böyle bir cumhuriyet.

Eğer ortak bir gelecek kuracaksan pek çok tabuları yıkmayı göze almamız gerekir. Özellikle Rum kardeşlerimiz buna hazır mı?

SORU: 2008'de kalıcı bir çözüm olabilir mi?

YANIT: Kıbrıs sorununun 2008'de kalıcı çözüme ulaşması için dünyanın en büyük sihirli gücünün Kıbrıs'a dokunması gerekir.

Türk tiyatrosundan ünlü bir oyun var ismi Yedi Kocalı Hürmüs... Kıbrıs, yedi kocalı Hürmüs'ten daha zor durumdadır. Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koymak için yaklaşan her ülke Afrodit'in adası Kıbrıs'ın kocalarından biri oldu. Eğer Kıbrıs, kadın ve erkek bir çiftten oluşan aile olsa işimiz daha kolay olurdu.

Kıbrıslı Türklerle, Kıbrıslı Rumlar anlaşsak, hemen akla gelecek soru şu, "Türkiye ve Yunanistan bu anlaşmayı imzalar mı?"

Bunların yanına İngiltere, ABD ve öteki ülkelerin çıkarlarını da katarsanız Kıbrıs'ta çözümün zorluğu ortaya çıkar.

Yine de pes etmeden, yaşadıklarımızdan olumlu dersler çıkarır ve de çözüm yolunda hak önceliğimiz kullanırsak 2008'de olmasa da 2009'da yeni bir anlaşmayı referandumda oylayabiliriz.

 

Günün sözü:

 

Tabular değişimin önünde engeldir

   413 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Eylül 2008, Pazar   Tiyatromuza yaşam verenleri hep ayakta alkışlarım...
06 Eylül 2008, Cumartesi   Narenciyenin kıymetini bilmedik, bilemedik...
05 Eylül 2008, Cuma   Unutulduk!!!
04 Eylül 2008, Perşembe   Köstek olunmasın yeter...
03 Eylül 2008, Çarşamba   Barış ve çözümü istiyor muyuz, istemiyor muyuz?
02 Eylül 2008, Salı   Dört yıl önce, "Marksist Metropolit Neofitos'u dinlerken..."
01 Eylül 2008, Pazartesi   Mesele yılanları tanımak...
31 Ağustos 2008, Pazar   Yan-lış ya-pıl-dıııı!!!
30 Ağustos 2008, Cumartesi   KTÖS'te 40 sene önce vardı...
29 Ağustos 2008, Cuma   Hatice'ye değil neticeye bakınız...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

FARKLILIK YARATABİLME ADINA...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Tiyatromuza yaşam verenleri hep ayakta alk...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Hristofyas'ın tavsiyelerine bu halkın ...

Ahmet Tolgay

Okunması gereken "Kıbrıslı" bir ki...

Bilbay Eminoğlu

Eski insanlarımız

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Normal doğum mu? Sezeryan mı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Futbol diplomasisi

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Veee Renkler...

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital