|
Galileo dünya dönüyor dediği için engizisyona mahkum edildi...
Sokrat, okulu yarattı onu ölüme mahkum ettiler...
Ölürken bir horoz borcu olduğunu hatırlattı...
Borçsuz ölmek istemediği için...
Padişahlar kendi kardeşlerini boğdurttu...
Üstelik bazıları şehzadelerini öldürtürken sağır ve dilsiz katiller tuttu...
Ve dünya dönüyordu...
Ölüme çare bulamayan dünya...
Her şeye hakim olduğunu zanneden insanoğlu gideni geri getirememişti...
***
Kendi öz oğlunun ölüm fermanını veren bir adam nasıl huzur bulur...
Bunu izahtan acizdir insan nedense...
Kargaya bile yavrusu kuzgun görünürken...
Bir çocuk dünyası düşünün, sessiz, sakin, kinden ve nefretten uzak...
Bir küçük insan...
Kız ise eğer ay parçası, erkekse bir küçük adam...
Bir kızcağız veya bir adamcık...
Şefkatle uzanan kollara, gözlerindeki parıltı ile cevap veren, suskunluğu terslikler içinde bozulan bebekler...
Onlar bizim çocuklarımız...
Babaları anaları bizden insanlar ve bir çocuğa sahip olmak bir zevkin değil, bin zevkin odağı...
***
Bayramlar onlar için, sevinçler onlar için ve yarınlar onlar için...
İçinizdeki yarattığınız canavar sizi yenmeden onlara sahip çıkın...
Güzel günleri daha güzel, yaşanan çirkinlikleri arka bahçeye sermek için onlara sahip çıkın...
Çünkü onlar sizin yarınlarınızdır...
Aynadaki yansımanızdır...
Bütün aynaları kırmak, hiçbir babayiğidin harcı değildir...
Ve bu hak kimseye verilmemiştir...
***
Bayramlar huzurevlerinde yaşam sürenlerin hakkı olabilir...
Gönüllülerin haricinde oraya sürgüne gönderilenler ne düşünür, kimse bilemez...
Kırıklığın son perdesini oynayanların bayram şekerlerine reklam yapılması iyi bir reyting olabilir...
Onları oralara sürükleyenlerin hayat hikayeleri, birçok insanın yazgısına benzeyebilir...
Bu hengame içinde bir bayram daha geçti...
Kızıl tablolar içinde sırıtan hayaletlerin bayramı...
Sahiden dört gün bayram mıydı?...
Adı bayramdı aslında ve bir bayram böyle geçti...
Biz sahiplendiğimiz mekânda, onlar kendi havasında...
|