|
Çıkar hesabı yapmadım hiç...
Bereketli kapılardan, çalmadan onurlu ayrılmayı becerdim...
Kendi hesabıma yalan söylemedim, ancak bazılarının hiç de masum olmayan yalanlarını yuttum veya yutar gibi göründüm.
Birilerini üzeceksem kendim üzülmeyi yeğledim...
Şu üç günlük dünyada insan kalbi kırmanın anlamsız olduğuna inandım her zaman.
Bu inanç beni güçlendirdi...
Pisliklere karışmak yerine, ağır ama emin yoldan dürüstlükle bir yerlere varmayı ilke edindim kendime...
Bu bazılarına göre başarı olmasa da (!)...
***
Kimselerin hesap edemediği ve sahipsiz sanılan dertlerimin her zaman bir sahibi olduğuna inandım...
Hileye, sevgisizliğe ve ihanete karşı durdum her zaman...
Bu karşı duruş, birçoklarına göre anlamsız oldu veya her türlü değerin ayaklar altına alındığı günümüzde enayilik gibi göründü...
Hiç kuşku yok ki, son enayi de ben olmayacağım...
Bizden sonra daha başka enayiler de yaşayacak bu topraklarda...
Onlar da yenilgi ve yanılgılarını anlatacaklar...
Bazen duygusal, bazen de kaba cümlelerle tarif edecekler kendilerini...
'Değişen bir şey yok ki' diyecek bazılarımız...
***
Eskiden geçtiğimiz ve unutulmayacağımız gibi görünen gölgeli yolların özlemi yüreğimizde, karşımızdaki rakibi sırf yıldırma amacıyla elimize taktığımız muştanın görkemine inanıp, bazen sol cebimizdeki aynaya uzanan ellerimiz kadar uzak olacak belki yaşadıklarımız...
Eski dostluklar gibi...
Hani o denizlerin dibinde yosunlara kara toprak gibi sarılanlar gibi...
Bir şeylerin değiştiğini zannederek aslında bizim değiştiğimizi hesaplayamamanın verdiği burukluk bile bizi
bağışlatamayacak sonunda...
Uzun bir yol maratoncusunun dinamizmi ile yaşamak varken, kısa soluklu maceraların bize göre olmadığını anlamamız için, fazla da yaşamaya gerek yok aslında...
Bu filmin sonunda, hüzünlü olsam da hesabıma sevinçliyim nedense...
Nedenini beni tanıyanlar iyi bilecek...
|