|
Yine hafta sonu geliyor.
Lokmacı kapısı yine insanla dolup taşacak.
Her iki tarafta birçok insan uzayıp giden kuyruğa girmekten ürküp geri dönecek.
Kuyruklara girenler, kızgın güneş altında baygınlık geçirecek.
Hafta arası da yoğunluk var ama hafta sonu bir başka kalabalık oluyor.
Gerçekten güneye geçmek de güneyden gelmek de işkenceye dönüşüyor.
Özellikle güneyden ülkemize gelen turistler daha fazla yaşlı insanlar, kuyrukta işlem yaptırmak için beklerken, ayakta duracak takatleri kalmıyor.
Bez duvara yaslananlar, yere çökenler var.
Geçen hafta sonu ben de iki çocuğum ve eşimle Lokmacı kapısından güneye geçtik.
Giderken de yoğunluk vardı ama dönüşümüz tam bir işkenceye dönüştü.
Küçük oğlum sıcaktan bunaldı, neredeyse bayılacaktı.
Aralarında kaldığımız turistlerin yüzünden pişmanlık okunuyordu, nitekim bazıları dayanamadı, yarı yoldan geri döndü.
Hem giderken, hem dönerken kuyruktan ürküp, geri dönenler gördük.
Çarşımıza Rumların ve turistlerin gelmesini istiyor muyuz?
Esnafımızın Rumlardan ve turistlerden oluşan bu insan akışına ihtiyacı var mı?
Lefkoşa'ya bir canlılık katıyor mu kapının açılması?
Yetkili makamlar, cevabınız "evet"se lütfen buralarda önlem alın, bu işkenceye son verin, çünkü uzun süre insanlar bu zor şartlara dayanamaz, insanlar kuzeye geçmekten vazgeçebilir.
Önemli olan bir kez gelenin ayağının alışması yine gelmesidir, bir geleni bin pişman eder bir daha gelmeye korkar hale getirirsek, bu musluk böyle akmaya devam etmeyecektir.
İlla ki bu vize kağıtlarını doldurmak şart mı yani?
Biz de Rumlar gibi yalnızca kimlik belgesiyle gelenlere kayıt yapsak, dönenlere de işlem yapmasak kıyamet mi kopar?
Rum yönetimi vize kağıdı doldurtmuyor, geri dönenlere de işlem yapmıyor diye bir şey mi kaybediyor?
Tam tersine kolaylık oluyor, Rum tarafında kontrol noktasında uzun kuyruklar oluşmuyor.
Bu prosedürü kolaylaştırmak bu kadar zor mu?
Efendim bu kontrol noktası olduğunda, burada işlem yaptığımızda devlet olduğumuzu kanıtlıyormuşuz.
Vazgeçin lütfen, kapılarda prosedürü zorlaştırarak devlet olduğunuzu kanıtladığınızı sanmak, kendi kendini kandırmaktan başka bir şey değil.
Şimdiden güneş insanların başına geçiyor, yarın haziran, temmuz, ağustosta bu sıcağa kim dayanacak?
Eğer kapılarda geçişler kolaylaştırılmayacaksa, Arasta esnafı boşuna çalışma yerleriyle ilgili iyileştirme yapıp, masrafa girmesin, çünkü bu akış duracaktır.
Kapılarda geçişlerin kolaylaştırılması yalnızca hükümetin uhdesinde değilse, bunun kolaylaştırılması için başka kesimlerin de ikna edilmesi gerekiyorsa, stratejik önemi varsa eğer, bu ikna işini de artık yapsın sivil yetkililer.
GAZETECİ YALNIZ ADAM
Gazetecilik çok nankör bir meslektir aslında.
Sizden çıkarı varsa birilerinin sizi yere göğe sığdıramazlar...
Lehine bir şey yazmışsanız birilerinin, sizden iyisi yoktur.
Ya birilerinin çıkarına dokunan bir şey yazdınız mı, işte o zaman da istenmeyen adam olursunuz, sizden kötüsü olmaz.
Küfür de ederler tehdit de...
Güçleri yeterse sizi işinizden de ederler.
Konuklarının ekranda söylediği sözler nedeniyle deneyimli abimiz, sevgili Reşat Akar'ın programı yayından kaldırıldı, ilgili kurumla ilişiği kesildi.
Halbuki canlı yayınlarda olur böyle şeyler, konuk öyle söyledi diye kurum ve sunucu da illa ki o görüşü paylaşıyor diye bir kural yoktur.
Her gün her televizyonda onlarca kişinin görüşü yayınlanır, bu da çoksesliliğin gereğidir.
Ve her kızan kelle istiyor diye o çalışanın kellesi alınırsa piyasada ne programcı kalır ne de gazeteci.
Gerçekten üzüntü verici bir olay, Reşat Akar boşta kalmaz, mutlaka başka kanalda programına devam eder ama bu sektörden ekmek yiyen patronlar, birileri istiyor diye personelini bu kadar kolay harcamamalıdır.
Her kelle istendiğinde bir personelinizin kellesini verirseniz, bir gün gelir sizin de kellenizi isterler ve işte o zaman sizi savunacak birini de bulamazsınız.
|