Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Boykot + istifa= 2 trilyon
Güzel bir sahil, güzel bir deniz, büyük bir utanç
Ramazan geliyor, bizi gönderin
İçip içip uçuyordu
Hamitköy'de yabancı ordusu
DJ'ler geceleri gündüzlere taşıdı
Kat Deluna Girne'yi yakacak
Türkmenköy 3 yabancısını bekliyor
Kanu Bağcıl'da
Kaymaklı'da tempo ağırlaştı
Pekinliler böyle serinliyor
Doğan Türk Birliği çalışmalara hız verdi
Beyar "Hakemliğin yarınlarını kurtaracağız"
Kursiyerler sertifikalarını alacak
Kortlar canlanıyor
Gönyeli'de yüzme yarışı heyecanı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

İKİ DEVLETLİ AÇILIM ve PALAZ YEMEK

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Ekim 2007, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türk ırkının (biz dahil) genel bir sorunu var. Bir taraftan medeni batı toplumu gibi olmak ister dünyalılaşmak, zenginleşmek ister ve bu yüzden uluslararası kurumlara (AB,BM,Avrupa Konsey'i..vb) hukuka,ekonomi ve siyasi birlikteliklere taraf olur ama öte yandan da bazen yerel çıkarları gereği bazen de işine gelmeyen konulardan dolayı "uluslararası kuralları, teamülleri" dikkate almak istemez ; onların yerine kendi yerel gerçeklerini koymaya çalışır. Enterasan olan, yeterince sorgulamayan halka, siyasetçinin bunu dikte edebilmesidir. Son günlerde benzer bir durum bizde fazlasıyla hakimdir.

... Açıkcası, TC, tarafından bize dikte ettirilmeye çalışılan iki devletli yeni açılımın sonrasını, dayandırıldığı senaryoyu ve etkilerini, günlerdir bilgi setimde düşünmeye, sorgulamaya, yorumlamaya devam ediyorum.

Herhangi bir olasılığı da atlamamak adına iyi niyetle, iki devletli açılımı benimsememiz için lehimize olacağı düşünülen bilmediğimiz senaryoyu, "keşke" umuduyla aramaya çalışıyorum. Bulmak ve ikna olmak için de gayret sarf ediyorum.

Çünkü, aksi halde global gerçekler ve teamüller ışığında, yeni açılımın TC tarafından taşınabilir, bizim açımızdan taşınabilir olmadığına (bünyesinde taşıdığı riskler ve sapmalar nedeniyle) inanıyorum.

Ki bu taşınabilir olmayan durum, bizim açımızdan Kuzey'in yakın gelecekte "tıpkı İstanbul'un varoşları tarafından esir alınması" gibi bir ortam yaratacaktır. Kıbrıs sorunun Türkiye tarafından taşınabilir olması-beğensek de beğenmesek de- yakın gelecekte, bizi kurtarılmış bölgelerde yaşayan Kıbrıslı Türkler yapacak. Etrafınıza bir bakın! Bir süre sonra değil ramazanda, normal dönemlerde bile "palazcık" yiyemeyeceğiz.

...Geçen gün " TC, iki devletliliğe dayandırdığı yeni açılımı Kıbrıs gerçeklerine (yerel) dayandırıyor. Doğru ama bir de global ve uluslararası gerçekler var, ki bunların politikalarda önceliği ve referansı daha baskın. Yerel gerçeklere göre dünyayı yeniden dizayn etmeye kalksalardı, kaos olurdu" demiştim.

Çünkü 30 Mayıs 2007'deki "Kosava ve Kuzey Kıbrıs" başlıklı makalede şuna dikkat çekmiştim. Uluslararası toplum, II. Dünya Savaşından sonra kurulan yeni dünya düzeninde bugüne kadar şu "3 teamüle" sıkı sıkıya bağlı kalmaya özen göstermiş. Henüz, bir çok bölgede ve ülkede sıkıntı olsa da,bu teamüllerden vazgeçilmedi. Bugüne kadar uluslararası toplum;

1-Federal ve federasyon tipindeki ülkelerin, bir defaya mahsus bağımsız üniter yapılara dönüşmelerine izin verdi. Örnek, Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Çekoslavakya vs...

2-Üniter devletlerin, federal yapılara dönüşmelerine izin verdi. Bu hem ayni toprak bütünlüğü içindekiler için , hemde farklı üniter devletlerin (farklı toprak bütünlüğü olan) fedaral yapılar içinde bir araya gelmeleri içinde geçerlidir.

3-Ama uluslararası toplum ayni toprak bütünlüğü üzerinde üniter bir yapı içerisindeki farklı toplumların(ırk temelinde)ayrılarak "bağımsız üniter devlet (e) lere" dönüşmesine bugüne kadar izin vermedi. Yani, özetle uluslararası toplum, bugüne kadar üniter bir devletten "bağımsız bir üniter devletin" çıkarılmasına (bizim konumumuz) asla izin vermedi.

Bu teamüller değişti mi? Evet, şu sıralar ABD ve AB'nin bir çok üyesi Kosova ile ilgili yeni dünya düzenine emsal olabilecek kapasitedeki bir açılıma(denetimli bağımsızlık) sıcak bakıyor ama bizim konumuz Kosava ile ayni değil.Biz bütün Kıbrıs adasında tescilli,eşit kurucu ortağız.Kosova pratiği bizim için-ki,kabul etsek ulaşmak kolaydır- hafif kalır.Biz,Kosova pratiğinin sadece AB ile olan ilişki biçimiyle ilgileniyoruz.

Halböyle iken, pazarlıkta "marj yükseltmek" adına, global teamüllerde meşruiyeti ve uluslararası kabul edilebilirliği henüz olmayan bu iki devletli hamle niye yapıldı ve gözgöre göre izolasyonlara dayalı politika öldürüldü?

Varsayalım ki, yerel gerçeklere dayanan "iki devletli" açılımla ilgili geri planda, ilk etapta bilmediğimiz, Kıbrıs sorununa taraf olan büyük güçlerin bilgisinde, yakın gelecek için kurgulanan ve keşke diyebileceğimiz bir senaryo var.Bütün samimiyetimizle de bunu arıyoruz.

Çünkü,eğer 2008'de başlaması olası aşağıdaki gibi birebir eşgüdümlü ve eşzamanlı kurgulanan bir senaryo yok ise(yani keşke boş bir hayal ise),o vakit iki devletli açılım bizim açımızdan önceki makalede belirttiğim bütün riskleri,sapmaları,gelecekteki mahalle baskısını fazlasıyla içermektedir ve palaz yemeyi unutun!....Buna göre;

1-2008 Şubat sonrası, uluslararası toplum bir kez daha kesin ve son kez sonuç almak adına yeni bir görüşme süreci başlatacak, bu yüzden pazarlık ve Güney'e mesaj verip, yeni dinamikler yaratmak adına önceden gardımızı aldık. Dolayısıyla, artık izolasyonların kaldırılmasına dayalı politikaya gerek kalmadı, zaten sonuçta alamadık.

2-Taraflara(bilhassa Rum toplumuna) başlayacak olan yeni görüşme sürecini sonlandırmaları ve mutlaka çözüme ulaşmaları tavsiye edilecek; aksi halde Çekoslavakya'da olduğu gibi kurucu ortaklara kadife ayrılık için referandum teklifi yapılacak (Birleşik Kıbrıs). Ama bu referandum konusu, taraflar (bilhassa Kuzey Kıbrıs tarafı) çözüm motivasyonlarını kaybetmemeleri için yazılı bir taahhüt bağlamında değil, sözlü ve telkin yoluyla yapılacak...

Çünkü bugün iki tarafa referandumda, birlikte bir fedaral çatı altında yaşamak mı, yoksa ayrı çatılar halinde yaşayıp, AB içinde gevşek bir çatı altında birleşmek mi" istiyorsunuz diye sorulsa, bilhassa Kuzey'den(gerçi Güneyden de) Birleşik Kıbrıs için hayır çıkar.

Ha, diyeceksiniz ki, madem iki tarafta aslında birleşik bir çatı altında yaşamaya çok fazla istekli değil; uluslararası toplum niye zorla bizi ayni çatı altında birleştirmeye çalışıyor?

İki nedeni var.Biri,uluslararası toplum,başta bahsettiğim uluslararası düzenin Kıbrıs yüzünden bozulmasını(mülkiyet,insan hakları,hukuk..vb), emsal olmasını istemez. İki, özellikle referandum sonrası Kıbrıslı Türkleri bu esaretten, izolasyonlardan kurtarmak istiyorlar.

Sontahlilde, eğer, iki devletli açılımın arkasında "keşke diyebileceğimiz" takvimlendirilmiş ve somutlaşmış (2 madde) böyle bir politika yoksa, hapı yuttuk demektir!

Şu sıralar, ne kadar palaz yiyebilirseniz yeyin, çünkü yakın gelecekte, tıpkı Türkiye'deki büyük kentlerde olduğu gibi varoşların kenti esir alması ile başlayan ve devamında "mahalle baskısına " dönüşecek farklı bir versiyon bu topraklarda da hayat bulacak.

Bize düşen başımızın çaresine bakmaktır. Palaz yemek istiyorsak, iki tane politika aletimiz var. Biri, içerde hayatın her alanında "rasyonel korumacı politikalar", ikincisi de dışarıda da (Kıbrıs sorunu), "Kıbrıs Cumhuriyetindeki toplumsal haklarımızla ilgili hukuk mücadelesi ile yaratılacak anomaliler ve dinamiklerden medet ummak". Bu konuda en iyi örnek, sanırım mülkiyet davaları ve sonucunda Taşınmaz Mal Yasası dinamiğidir.

Uyanın be Kıbrıslı Türkler!..

   776 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
20 Ağustos 2008, Çarşamba   YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYACIMIZ VAR
18 Ağustos 2008, Pazartesi   BATAK KREDİLER
13 Ağustos 2008, Çarşamba   ZAMLARIN, NE KADARI İÇERDEN, NE KADARI DIŞARDAN?
11 Ağustos 2008, Pazartesi   Ödeyeni enayi yapmayalım (mali aflar)
06 Ağustos 2008, Çarşamba   EKONOMİYE "AKP ve MÜZAKERE" DOPİNGİ
04 Ağustos 2008, Pazartesi   BU DÜZENLEME İLE HASTANEYE DÖN(E)MEZLER
30 Temmuz 2008, Çarşamba   Kalbim "Capri ve Portofino"da kaldı
28 Temmuz 2008, Pazartesi   KTTO'nun İSRAİL ATAĞI
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" düştü
30 Haziran 2008, Pazartesi   2008 OCAK-NİSAN'da BÜYÜDÜK MÜ, KÜÇÜLDÜK MÜ?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1994 2.2157
1 EURO 1.7360 1.7482



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

BECERİKSİZLİĞİN CEREMESİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Panayırcılıktan festivale...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

ASAYİŞ BERKEMAL DEĞİL...

Bilbay Eminoğlu

Zam ve zulüm Hikayeyi bilirsiniz ...

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Kafkasya istikrar paktı gerçekçi mi?

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital