Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
BİR YASTIKTA 50 YIL
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Kara Kitap
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [1]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [2]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [3]



BÜTÇE ve EKONOMİYE "ENFLASYON" DARBESİ

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Mayıs 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ekonomide 2007'de başlayan göreli tempo kaybı,2008'in ilk yarısında kendini fazlasıyla hissettirdi. Büyüme temposunda yaşadığımız kayıp, hem özel sektör ekonomisini, hemde devlet bütçesi ile kamu kesimi finansman dengesini bozdu.

Özel sektör, yüksek büyümeden düşük büyümeye (veya negatif) hızlı geçerken ciddi bir konsolidasyon yaşıyor ve ama sonuçta kendini yeni sürece adapte etmeye çalışıyor. Ama Ağustos böceği konumunda olan devlet, katı yapısından dolayı hem sürece ayak uyduramıyor hem de yetmezmiş gibi bir de özel sektöre baskı yapıyor.

Bendeniz yaşadığımız bu dönemi " akrep süreci " olarak niteliyorum. Ekonomide istikrarlı büyüme, çok keyifli sinerjiler içerir ama küçülme veya göreli daha düşük büyüme süreçleri, bilhassa ayak uyduramayan devletler için her zaman ölümden de beterdir.

Mali açıdan katı olan devletler, böyle süreçlerde akrep gibi kendi kendilerini sokararak öldürürler ama bunu yaparken başkalarına da zarar verirler. Şu sıralar, bizim devletin yaşadığı ve etrafına yaptığı da budur.

...Lakin, ekonomik açıdan "akrep sürecinde" iken, bir talihsizlik de "enflasyondan" dolayı yaşıyoruz. Yani, hem talepte ve büyümede düşüş yaşıyoruz, hemde bu süreçte okkalı bir enflasyon,nominal fiyatlarda artış yaşıyoruz.

Kısmen bu sürece "durgunlukta enflasyon", yani "stagflasyon" süreci diyebiliriz. Ama bizdeki enflasyon talepten kaynaklanmıyor, maliyetten kaynaklanıyor.

2008 programında resmi bir enflasyon hedefi öngörülmedi ama bütçede öngörülen enflasyon hedefi % 5 idi. Paranın sahibinin 2008 enflasyon hedefi % 4,5 idi, şimdilerde ise revize ederek % 9,3'e çıkardılar.

Bizde, büyüme ve bütçe hedefleri haliyle zımni olarak % 5' e göre kurgulanmıştı, lakin daha 4.ayın sonunda enflasyon % 6,3'e ulaştı. Zaten tek başına Nisan enflasyonu % 2,4 çıktı. Nisan 2007-Nisan 2008 döneminde toplam enflasyon % 11,6 oldu.

Üstelik bu kez yaşadığımız enflasyonun çok önemli bir kısmı global sorunlardan(ekonomik,finansal,küresel ısınma..vb sorunlar) kaynaklanıyor ve bundan dolayı Kuzey Kıbrıs'ta kayda değer bir "maliyet enflasyonu " baskısı oluştu.

Ne yazık,artık sadece paradan ithal ettiğimizi değil, ya da kamu maliyesi açıklarını kapatmak için yapılan fiyat veya vergi ayarlamalarından kaynaklanan artışları değil; global sorunlardan ötürü, "gıda ve enerji fiyatlarındaki nominal artışları " da büyük ölçüde enflasyonda veri kabul etmek zorunda kalacağımız bir sürece girdik.Benzer baskıyı önemli ithal emtia piyasalarında da yaşıyoruz.Demir,bakır,çimento..vs...

Belki gözlerden kaçtı ama bu anlattığım global şokların ilk etkilerini,2008'in ilk 4 ayında enflasyon sepetimizdeki " konut, su, elektrik, gaz ve yakıt " alt kaleminde ortalama % 13,8 nominal fiyat artışı ile yaşadık.

Mutlaka,enerji politikalarında yapacağımız reformlarla,atacağımız radikal adımlarla(özelleştirme,deregülasyon,enerji düzenleyici üst kurulu,alternatif enerji..vb) bu konulardaki bulaşıcı etkinin bize yansımasını kısmen minimize etmeliyiz.Zaten,enerji sektöründeki liberalizasyon politikalarında çok geç kaldık.

Bilahare, bu dönemde "tarım, yaş-sebze ve meyve sektöründe" maksimum liberalizasyon politikalarını devreye koymalıyız. Belki, bu sektörlerden gelecek global baskıyı bir miktar hafifletebiliriz. Mümkün olduğunca, önümüzdeki süreçte bu alanlarda korumacı politikalardan vazgeçmeliyiz.

Bu global konjonktürde, bilhassa "gıda, tarım, endüstriyel tarım.. vs" alanlarında, yerli üretimi ve üreticileri korumanın maliyeti ile ekonomide tüketicileri koruma ve enflasyonun bütçeye olan maliyetlerini, ekonomik akılla ve fayda-maliyet analizleriyle yeniden gözden geçirmek zorundayız.

Bana öyle geliyor ki, bu alanlarda ekonomik aklın dışında, birbirini besleyen bir sarmal içinde yuvarlanıyoruz. Yani, dengeyi ve önceliği yanlış tarafa veriyoruz. Tüketiciler esas öncelikli olmalıdır.

...Sonuçta, böyle görünüyor ki, bu yıl enflasyon KKTC'de % 15'i aşacak. Yani, bütçede zımni olarak hedeflenenin neredeyse 3 katı üzerinde gerçekleşecek. Bu da bilhassa, " hayat pahalılığı artışları için uyguladığımız geriden besleme yöntemi, eshel-mobile" ile bütçede öngörülen toplam personel harcamalarını minumum % 10 civarı artıracaktır.

Bütçede öngörülen toplam 865 milyon YTL'lik personel harcamasının yıl sonu itibarıyla toplamda " 85-100 milyon YTL" artması gündeme gelecektir. Ayni şekilde, kuraklığın getireceği ilave maliyetler de bütçeye ilave yük getirecektir.

Ötesinde zaten bu yıl düşük büyüme ile beklenen yerel gelir artışı da ortaya çıkmayacaktır. Zaten, yıla bütçede "155 milyon YTL açıkla" başlamıştık biliyorsunuz. Buna bir de global krizin yansımalarını, enflasyonun talep ve büyüme üzerindeki negatif etkisini de koyarsanız, bu yıl bütçede ve kamu kesimi finansman dengesinde hasar oldukça büyük olacaktır.

Anlayacağınız Başbakan ve ekibi Ankara'ya boşuna ziyaretler yapmıyor... Ama ziyaretlerin ötesinde içerde de yapmamız gereken çok şey var.

   847 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Ekim 2008, Çarşamba   GLOBAL KRİZİN BİZE BULAŞMA KANALLARI ve ETKİLERİ
06 Ekim 2008, Pazartesi   ALAÇATI DERSLERİ
24 Eylül 2008, Çarşamba   KUZEY'in MÜLTECİ BROKERLERİ ve EKONOMİSİ
22 Eylül 2008, Pazartesi   Global kriz ve evlere şenlik pür halimiz!
17 Eylül 2008, Çarşamba   KILAVUZU KARGA OLANIN...!
15 Eylül 2008, Pazartesi   ŞİMDİ GERÇEK MÜTEAHHİTLERİN ZAMANI
10 Eylül 2008, Çarşamba   Kamu arazilerinin (Sanayi Bölgeleri) satışı
08 Eylül 2008, Pazartesi   BELÇA'yı özelleştirin, yoksa "PEYAK" olacak
03 Eylül 2008, Çarşamba   Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışması ve öğretileri
01 Eylül 2008, Pazartesi   TAŞOCAKLARI'ndaki "Bermuda Şeytan Üçgeni"



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Şimdi obir taraftan ucuz olduk... Tamam mı...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Desmond Tutu'yu kim tutar?..

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Okurlardan güncel konulara ilişkin görüşle...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Mali kriz ve AB

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital