|
Değerli okurlarım, bugün sizlere akciğer kanserinin oluşumunda rolü olduğu gösterilmiş olan hava kirliliğinin, nedenlerinden ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsedeceğim.
Atmosferin, genellikle doğal yapısına karışan zehirli ve zararlı maddeleri eriterek etkisiz hale dönüştürebilme özelliğine rağmen, çeşitli etkenlere bağlı olarak devamlı kirlenmeye maruz kaldığı tartışmasız bir gerçektir.
Hava kirliliğine neden olan kirleticilerin kaynaklarına göre hava kirliliği iki başlık altında toplanabilir. Bunlardan ilki; yanardağlar, orman yangınları, çürüyen bitki ve hayvan artıkları gibi "doğal kaynakların" oluşturduğu "doğal yolla oluşan hava kirliliği"dir. Doğa bu tür kirliliği atmosfer içerisinde dağıtarak, yağışlarla yıkayarak ve topraktan süzerek arındırır.
Bir diğer önemli kaynak ise insanoğlu faaliyetleri sonucu "yapay kaynaklardan oluşan hava kirliliği"dir. Hava kirliliğinde, doğal kirlilik kaynaklarından çok yapay kaynakların meydana getirdiği kirlilik çok daha önemli ve tehlikelidir.
Hızlı nüfus artışı ve buna paralel olarak büyük şehirlerde nüfus yoğunlaşması, özellikle şehirleşme ve endüstrileşme, çarpık kentleşme, kömür ve petrol gibi yakıtların aşırı ve bilinçsiz kullanılmasıyla havanın doğal bileşiminin bozulması, çevreye gereken önemi göstermeme, enerji kaynağı olarak düşük kaliteli ve bol kükürtlü yakıt kaynaklarının kullanılması gibi etkenler hava kirliliğinin önemli ve tehlikeli nedenlerindendir.
Yukarıda belirtilen nedenler dışında ayrıca, endüstriyel kuruluşlar ve işlemler, her türlü araçlar, katı yakıtlar, elektrik santralleri, endüstri ve ısınma için kullanılan yakıtlar da yer almaktadır. Fosil yakıtların yani petrol ve maden kömürlerinin yanması kirletici birçok etkenin havaya karışmasına neden olmaktadır. Çelik ve kağıt fabrikaları, santraller, petrol rafinerileri bunlar arasında en önemlileridir.
Hava kirliliğinin, başta insan sağlığı olmak üzere bitkiler, hayvanlar, çevre ve çevreyi oluşturan tüm öğeler üzerinde olumsuz etkilerinin bulunduğu bilinmektedir.
Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri, atmosferde çeşitli nedenlerle biriken yüksek miktardaki zararlı maddelerin devamlı solunmasıyla ortaya çıkmaktadır. İnsanların ve tüm canlıların yaşayabilmeleri için "oksijene" yani "havaya", sağlıklı yaşayabilmeleri için de "temiz havaya" ihtiyaç duydukları muhakkaktır.
Solunan kirli havanın akciğer dokularını tahrip edici ve öldürücü etkisinin bulunduğu bilinen bir gerçektir. Solunum yolu ile alınan hava içerisindeki parçacıklar ve duman, solunum sırasında yutulmakta ve akciğerlere kadar ulaşabilmektedir. Akciğerde biriken bu zararlı maddeler, başta akciğer kanseri olmak üzere diğer kanser türlerine, kronik bronşit, astım ve amfizem gibi solunum sistemi hastalıklarına sebep olabileceği bilinmektedir.
Günümüzde birçok sanayileşmiş ve kalabalık şehirlerde, taşıtlardan çıkan egsoz gazları, sanayi ve fabrika atıkları ve bina boyalarının kullanımı sonucu ortaya çıkan gazlardan havadaki kurşunoksit miktarının artarak insan sağlığı için tehlikeli boyutlara ulaştığı bilinmektedir. Havada yoğun olarak bulunan kurşunoksit hem solunum yoluyla, hem de havadan su kaynaklarına ve dolayısı ile besinlere bulaşarak insan sağlığına zararlı etki gösterebilmektedir. Böylece, vücuda giren kurşunoksit miktarı normalin bin katına yükselebilmektedir. Bu nedenle, büyük şehirlerde ve kentlerde oturan kişiler için kurşun, en başta gelen kanserojen ajan olarak insan sağlığını tehdit ettiği bilinmektedir.
Ayrıca, katı yakıtlar ve akaryakıt gibi karbonlu maddelerin tam yanmamasından meydana gelen katı ve sıvı parçacıkların bir gaz karışımı olan duman, hava kirliliğinin bir çeşidi olup, solunum ve görüş uzaklığını azaltıcı bir etkiye sahiptir.
Değerli okurlarım, gelecek hafta konumuza kaldığımız yerden devam ederek "Asbest maddesinin Akciğer Kanserinin oluşumundaki rolünden" bahsedeceğim.
Değerli okurlarım, gelecek hafta sizlerle yeniden buluşmak dileğiyle, sizlere sağlıklı, mutlu ve huzur dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.
Sorularınız için elektronik posta adresim : caglar@kktc.net
|