|
Değerli okurlarım, geçen haftaki konumda sizlere, "C vitamininin bağırsak kanserinin oluşumundaki rolü" ile ilgili bilgileri aktarmıştım. Yazıyı takip edemeyen okurlarımız için konunun özetini yapmak gerekirse, vitaminler içerisinde önemli rol oynayan ve organizmanın işlevlerini yürütebilmesi için gerekli olan C vitamininin yetersizliği durumunda da kanser hastalığının oluşum riskinin arttığı gösterilmiştir. Suda çözünen bir vitamin olan C vitamini, vücuda çeşitli yollarla giren birçok kimyasal kanser yapıcı maddeyi etkisiz hale getirir. Sağlıksız forma dönüşmüş kanser öncüsü hücrelerin yokedilmesi mekanizmalarında rol oynayarak kanser hastalığının oluşumunu önlemede görev alır.
Ayrıca C vitamini, özellikle pişirme yöntemlerine dikkat edilmediği zaman yiyecek ve içeceklerle alınan nitrit ve nitratların kanser yapıcı nitrozaminlere dönüşmesini de önleyerek kanser hastalığına yakalanma riskini de azaltmaktadır. Bilimsel olarak yapılan birçok çalışmada, C vitamininin özellikle solunum ve yemek borusu, kalınbağırsak kanserleri dışında mide ve meme kanserlerinin oluşumunun önlenmesinde de önemli rol oynadığı gösterilmiştir.
Bugünkü konu içeriğinde ise sizlere, "D Vitamini ve Kalsiyumun Bağırsak (Kolorektal) Kanserlerinin Oluşumundaki Etki Mekanizmaları" ndan bahsetmeye devam edeceğim.
Vitamin grubları içerisinde önemli bir yer tutan bir diğer vitamin grubu da D vitaminidir. Özellikle karaciğer, yumurta sarısı, süt ve süt ürünlerinde bulunmakla birlikte, miktarları oldukça azdır.
Bu besin maddelerinden günlük beslenme ile vücut için gerekli olan D vitamini gereksinmesi karşılanamaz. D vitamininin elde edilebileceği en iyi kaynak, balık yağıdır. Bunun dışında, düzenli olarak güneşle temas edildiği takdirde, derideki ön maddeden D vitamini oluşarak gereksinme karşılanmaktadır.
Aşırı ve bir seferde uzun süreli güneşle temas sonucu derinin yanması durumunda D vitamininin etkisinin kaybolduğu gibi, deri kanserinin oluşum riskinin de arttığı unutulmamalıdır. Ayrıca, D vitamininin yüksek miktarlarda alınmasının da zehirlenmelere neden olabileceği ve dışarıdan ihtiyaç fazlası ilaç olarak alınan D vitamininin de sağlığa zararlı olduğu bilinmelidir.
D vitamini, kalsiyumun bağırsaklarımız tarafından emilip kemiklere aktarılmasından sorumlu bir vitamin olup kalsiyuma kemiklerin kapısını açan bir anahtar gibi görev görmektedir.
Son zamanlarda yapılan araştırmalarda vücut için gerekli olan miktarlarda alınan D vitamini ve kalsiyumun kemik, kalın bağırsak, meme ve prostat kanserinden koruyucu etkisi olduğu gösterilmiştir.
Kalsiyumun bağırsak kanserini hangi mekanizmayla önlediği tam olarak bilinmemekle birlikte, emilim sırasında bağırsaklardan salgılanan ve kansere neden olabilen safra asitlerini bağlayarak bağırsakların zarar görmesini engellediği kuvvetle düşünülmektedir.
Ayrıca, vücutta oluşan kanser hastalığıyla mücadelede önemli rolleri olan vitaminler arasındaki görev paylaşımını yönlendirmesi açısından D vitamini güçlü bir yardımcı kuvvet olarak görev görmektedir.
ABD'de Kaliforniya Üniversitesi bünyesindeki Moores Kanser Araştırma Merkezi'nde yapılan bir araştırmada hergün belirli bir miktarda (25 mikrogram D vitamini) alınan D vitaminin bağırsak kanserine yakalanma riskini yarı yarıya azalttığı sonucu elde edilmiştir.
California Üniversitesi'nde yapılan bir başka araştırmada, yüksek dozda D vitamininin meme, yumurtalık ve bağırsak kanseri gibi yaygın kanser türlerinin oluşum riskini azaltabileceği tespit edilmiştir. Kandaki D vitamini seviyesiyle kanser riski arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmacılar, günde 1000 uluslararası birim (IU) veya 25 miligram D vitamini almanın, kolon kanseri riskini yüzde 50, meme ve yumurtalık kanseri riskini de yüzde 30 oranında azaltabileceği vurgulamaktadırlar.
Fakat, günde 50 miligramdan fazla D vitamini almanın vücudun çok fazla kalsiyum soğurması sonucu karaciğer ve böbreklerde önemli hasarlara yol açabileceği önemle vurgulanmaktadır.
Değerli okurlarım, gerek hastalıktan korunmak gerekse sağlıklı bir kemik ve iskelet yapısına sahip olabilmek için, vücudumuz için gerekli olan D vitamini ve kalsiyumu gıda maddelerinden ve bilinçli bir şekilde faydalanacağımız güneş ışınlarından sağlamalıyız. "Herşeyin fazlası zarardır" sözünden yola çıkarak, gerek güneş ışınlarından faydalanırken gerekse dıştan takviye olarak alacagımız vitminlerin vücudumuza yarardan ziyade zarar getirebileceğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Doktor kontrolü olmadan vitamin kullanılmasının dahi sorun yaratabileceğini vurgulamak isterim.
Değerli okurlarım, gelecek hafta sizlerle yeniden buluşmak dileğiyle, sizlere sağlıklı, mutlu ve huzur dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.
Sorularınız için elektronik posta adresim : caglar@kktc.net
|