|
KTOEÖS grevi ile ilgili çok yazıldı çok konuşuldu.
Bügüne kadar daha fazla tartışılan eğitim hakkı ya da sendikanın tavrı bir tarafa, ortaya çıkan netice, aslında hükümetin, daha doğrusu, hükümetin büyük ortağı CTP'nin bir özet fotoğrafıdır.
CTP'nin bugün geldiği nokta da aslında hükümetten fazla, toplumun ve ülkenin genel özeti.
KTOEÖS, kıdem tahsisatları talebiyle, orta eğitimde genel greve gitti.
Grev 2 haftayı aşkın bir süre devam etti.
Bu süreç başladığında, hükümetin her kanadı, gerekçenin gereksiz olduğunu ve bir bardak suda fırtına koparıldığını söyledi. Amaç aslında partiyi yıpratmaktı.
İki hafta sonra, bakanlık dahil, hükümetin her kanadı, bu süreçte ortaya attığı argümanları bir tarafa koydu ve yasanın yeniden yazımına gitti.
Üstelik başsavcılık görüşü, kıdem tahsisatlarının ödenmesi için yasal zeminin mevcut olduğunu söylemesine rağmen bu kullanılamadı ve farklı yorumlara sebep vermemek adına yeni bir yazım olabileceğinin söylenmesi noktasında kalındı.
Bu da bir hafta daha bekletildi.
İki hafta sonrasında varılan uzlaşı aslında kavganın boş yere olduğunu ortaya koydu.
Grev kalktıktan sonra da sınavlara girmek istemeyen öğrencilerin eylemi gündeme geldi.
Sonuçta öğrencilerin talepleri de kabul edildi.
Şüphesiz ki, öğrencilerin eğitim hakkı bu süreçte ciddi zarar gördü. Ve şüphesiz ki, onlar şimdi 35 dereceyi aşan sıcak altında sınava girmek istemiyorlar.
Ama bir eğitim yılı, bu kadar mı karmaşık olur, bu kadar mı kolay şekillendirilir.
Bugün ortaya çıkan tablo, bu hükümette, bu eğitim sisteminde yarın ne olacağının belli olmadığı tablosudur. Geçmişte de çeşitli örneklerle atılan geri adımlarla yaşanan kafa karışıklığına yeni bir örnektir.
Ve bugün yaşanan tablo, daha birçok farklı konuda yaşanan ile aynı noktadır.
Kavganın sonunda başlanan yere geri dönülmesi ve hükümetin erkinin, itibarının sorgulanması.
Bu kadar değişkense devletin eğitim sistemi bir kuşağa ne vaadedebilir ki?
Ders yapılacak mı, sınav olacak mı, sınıf geçilecek mi, bunlar bu kadar mı zor sorulardır?
Bunlar nasıl bu kadar uzun süre bu kadar belirsiz kalabilir ki?
Sınavların kaldırılması, bakanlığın yeni sistemdeki iddialarını da ortadan kaldırıyor. Çünkü bu sistem, yıl boyu eğitim olacağı ve ezbere dayanmayan bir sistem üzerine kurgulanıyordu.
Bu gerçekleşmiş olsaydı öğrenciler isyan etmezdi.
Bugün ortaya konulan argümanlar, yarın ortaya konan icraatla geçerliliğini yitirdiği noktada, güvensizlik çığ gibi büyür.
Son zamanlarda hükümetin büyük ortağı CTP'de yaşanan da budur.
Çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi konusunda da yaşanan yine aynıdır. Haftalar süren bir tartışma. Ve sonuçta başlanan noktaya geri dönüş.
Geri adım atılabilir. Bu esneme payı bir zenginlik olarak da değerlendirilebilir. Ama değiştirilen her pozisyonun bir açıklaması vardır, mutlaka.
Ne yazık ki, burada eksik olan bu.
Açıklamasız geri adımlar!
CTP ciddi reform sözleri ile hükümete geldi. Dönem tamamlanırken, dönüp bakıldığında, Sağlık reformundan, kamu reformuna kadar hiçbirinin hayata geçemediği gerçeği ile çarpışıyoruz.
Ne yazık ki, burada partinin erk sorunları yanında, toplumsal bilinç erimelerinin de önemli bir payı var.
Yaşananlar yazıktır ki, mevcut sisteme ne kadar alıştığımızın ve değişiklikleri ne kadar zor kabul ettiğimizin de bir göstergesidir.
Oyumuzu belirlerken, kendi kişisel çıkar noktalarımızın hala ne kadar belirleyici olduğunun ve aslında demokrasi talep ederken, toplum olarak demokrasinin gereklerinin ne kadar gerisinde olduğumuzun da bir göstergesidir, yaşananlar.
Aynı zamanda, hükümet olmak adına koltuğa oturan bir partinin de toplumla birlikte eşparalelde yozlaştığının da gösteresidir, bunlar.
Herkes, hergün seçmendir ve oyunun karşılığını almak zorundadır zihniyeti devam ediyor, ne yazık ki.
Ama şu da bir gerçek ki, CTP bu dönemde toplumu sürüklemeyi beceremedi.
Oysa Annan Planı döneminde sivil toplum örgütlerinin ve BDH'nın da desteği ile önemli bir dönüşümü sürükleyen ciddi bir güçtü, CTP.
Ne yazık ki, bu dönüşüm, referandum sonucunda takılıp kaldı ve devamı getirilemedi.
Hükümet süreci yaşanırken, belki yapılan yanlış seçimler, verilen yanlış kararlar, oluşturulan yanlış kadrolar ve daha da önemlisi yanlış öncelikler, iktidar olmaya çalışan bir partiyi, erksizleşme pozisyonuna düşürdü.
Bu mutlaka çok daha derin ve farklı başlıklarla tartışılabilir, bu da ancak parti yetkili organlarının yapabileceği birşeydir.
Ama işte tam da bu noktadan sonra sorun, CTP sorununun da ötesinde anlam taşımaya başlıyor.
İşte esas önemli olan da bu nokta!
Bugüne kadar referandum sonucunun da getirdiği göreceli de olsa, ciddi bir ekonomik iyileşme vardı, ki parti çeşitli argümanlarında, bu ekonomik gelişmeyi kullandı.
Ancak kendini yavaş yavaş göstermeye başlayan ekonomik çıkmaz, bu sürecin sürdürülebilir olmadığının da bir kanıtı olarak ortaya çıkacaktır.
KDV iadelerinin ödenmesinde bile sorun yaşanırken ve hala vergi toplanamazken, yaşanacak sorunlar bir başka yıpranma sürecini beraberinde getirecektir.
Daha da önemlisi, Türkiye'de, sonucu hiç de iç açıcı olmayacak gelişmeler, mutlaka burayı da etkileyecek ve bir başka kriz ortamını beraberinde getirecektir.
Şimdi sivil toplum örgütleri ile bir türlü krizini aşamayan bu parti, bu krizleri nasıl yönetecek?
Üstelik Kıbrıs sorunu, kritik bir dönüm noktasında dururken, bu önemli eşiklerden geçerken, parti nasıl bir konumda olacak?
Bir ülkede, sebebi ne olursa olsun, her kesimde bir grev furyası başgöstermişse, bu ancak bir hükümet krizinin habercisidir.
Bugün, Merkez Bankası'ndan LAU'ye kadar süresiz grevler duruyor gündemde.
Çözüm ve dönüşüm vaadiyle güçlenen ve bu sözlerle tarihinde en büyük başarısını yaşayan bir parti, bugün böyle bir süreçte ayakta duramazsa, yaşanan, sadece CTP'nin tarihine eklenecek ciddi bir başarısızlık olmaz, ne yazık ki.
Bu aynı zamanda, çözüm güçlerinin ve dönüşüm istemlerinin de bir başka türlü çöküşü olabilir.
Böylesi kritik bir eşikte, bu kadar kritik vaadlerin, böylesine heba edilip harcanarak, başarısızlığa uğratılmaya ve inançsızlığı beslemeye kimsenin hakkı olmaması gerekiyor.
Sanırım bundan sonraki süreçte CTP, böyle bir sağduyuya sahip olup olmadığına karar verecek.
Bu karar, kendini toparlayıp toparlayamayacağını ortaya koyacak.
Ve işte bu karar, bundan sonraki kritik eşikleri nasıl aşacağımızın da bir habercisi olacak.
|