Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
UBP Genel Sekreterini seçmedi
'Ecstasy'ye 8 yıl
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



BU REZALET NEREYE KADAR?

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Haziran 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dünya Çevre Günü romantik etkinliklerle kutlanırken, yaşadıklarımız, Kuzey Kıbrıs'ın çevre bilinci ve çevre koruma anlayışı açısından, ne kadar rezil bir durumda olduğunu ortaya koyuyor.

İlk kez, çevreden sorumlu bir bakanlık yaratılmasına rağmen, yaşadığımız çevre felaketi, her geçen gün daha da büyüyor.

1 Haziran itibariyle başlayan Çevre Günü için etkinlikler düzenlenirken, en ciddi çevre sorunlarından biri olan Dikmen Çöplüğü hala yanıyordu.

İki günde ancak kontrol altına alınan çöplükteki yangından sonra açıklamalara baktığımızda ise, anlayışımız, en çıplak haliyle ortaya çıkıyor.

Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğulları, yaptığı açıklamada, bölgede bir yetki karmaşası olduğuna dikkat çekerek, yapmayı planladığı projelerde hükümet engeliyle karşılaştığını söyledi.

Yangın sonrası açıklama yapan Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Mustafa Gökmen de yetki karmaşasından dem vurarak, ihaleyi kazanan şirketin iş yapmadığını açıkladı.

Ne olursa olsun, ortada yıllardır kangren olmuş bir sorun dururken ve çıkan yangınlar, halk sağlığını en ciddi noktada tehdit etmeye devam ederken hala yetki karmaşasından bahsedilmesi, kabul edilebilir değildir.

Hele bir bakanın, ihaleyi kazanan şirket karşısında bir acizlikle, son noktada "sözleşmeyi feshetmeye çalışıyoruz" diyememesi gerekiyor.

Bu konuda konuşan uzmanlar, çıkan dumanın başta kanser olmak üzere, birçok ciddi sağlık sorununa yol açtığını söylüyor.

Çünkü yangınla birlikte oldukça geniş bir bölge, zehir solumaya devam ediyor.

Yangın bittikten sonra bile, şu anda soluduğumuz hava, dünden çok daha sağlıklı değil, uzmanlara göre.

Ama yetkililer, topu birbirine atmaya devam ediyor.

Çevre gününe girerken, bin tane ağacın yok olmasına sebep olan yangının külleri vardı, Çamlıbel'de.

Sebep, bölgede yapılan kaynak çalışması sırasında sıçrayan kıvılcımlar.

İnsan eliyle bu kadar hoyratça, bu kadar vurdumduymazca nasıl harcanabilir ki, doğal zenginlikler?

Biz çevre günü etkinliği diye, küresel ısınmaya dikkat çekmek adına, bisiklet gezintisi düzenlerken, küresel ısınmanın önündeki en önemli koruyuculardan biri olan ormanları, hiç uğruna harcıyoruz.

Kimsenin sesi çıkmıyor!

Vurdumduymazlık uğruna kaybettiğimiz ormanlar bir tarafa, kontrol dışı inşaat patlaması yaşanırken, aslında Türkiye için duymaya alıştığımız, orman mafyaları ile ilgili de çeşitli duyumlar aldıklarını söylüyor, çevre örgütü temsilcileri.

Çıkan yangın sonrasında orman özelliğini kaybeden ve kısa sürede unutulan yerler, yeni inşaatlar için kullanılacak endişesi, büyüme sürecinde.

Doğal zenginlikler özel koruma yasaları ile korunmaya çalışılırken, kalkınma adı altında yapılaşmaya verilen izinler, çevre tahribatının boyutlarını büyütmeye devam ediyor.

Karpaz bölgesine götürülen elektrikle, bir taraftan yüksek gerilim hatlarının doğal yangınlara sebep olacağı tehlikesine dikkat çekiliyor, koruma yasalarının tatmin edici boyuttan uzak olması, endişeleri besliyor.

Aylarca yılan hikayesi gibi tartışılan konu, şimdi unutulma aşamasında, ama Altın Kumsal ile Milli Park alanı için endişeler hala canlı.

Bunlar tartışılırken, dünyanın ender güzellikleri arasından anılan bir başka doğal zenginlik olan Alagadi ile ilgili benzer endişeler dile getiriliyor.

Devlet eliyle yapılan yol çalışmaları, anıt niteliğinde olanlar dahil, binlerce zeytin ve harup ağacının yok edilmesine yol açıyor.

Tükenmekte olan ardıç ağaçları, özellikle Karpaz bölgesinde doğranarak, çit niyetine kullanılıyor.

Hükümet ile Lefkoşa Belediyesi, borç sorununu çözemediği için parklar, elektriksiz ve susuz olarak kurumaya terk ediliyor.

Bu liste daha uzayıp gidebilir, ama, bu köşe, maalesef yaşanan çevre felaketinin özetini yapabilmeye yetmiyor.

Biz, ne bireysel, ne de toplumsal olarak, elimizdeki doğal zenginliklere sahip çıkma bilincini maalesef geliştiremedik. Hal böyle olunca da yaşananlar, doğal kabul edilebilir, ya da "romantikler" sınıfında değerlendirilen çevrecilerin tepkileri ile sınırlı kalır.

İşte böyle bir ortamda da ilk defa çevre için bir bakanlık ayrıldığına sevinirken, hükümetteki ÖRP, çıkıp "parti içi dengeler adına" Çevre Bakanı'nı değiştirdiğini açılayabilir.

Çevresel sorunlar karşısında aciz kaldığı için değil, sırada bakanlık bekleyenler olduğu için nöbetleşe oluşturulan bir bayrak yarışı sanki bu.

Oysa doğru icraatlar desteklenip, sürdürülebilir çabaların çoğaltılmaya çalışılması gerekir.

Tabii amaç icraat ise amaç hizmetse.

Amaç politika olduğu ve çevre politikaya terk edildiği sürece, bu alandaki sorunlarımız çoğalmaya devam edecektir.

Rezaleti o kadar normalleştirmişiz ki, artık üzerinde bile konuşmuyoruz.

Dünyada acaba nerede, bakanlıklar nöbet usulü çalışır?

Ama bu ülkede, çevre bakanı, göletler kururken, ormanlar yanarken, ağaçlar katledilirken, küresel ısınma ile eş orantılı büyüyen su sorununa, "kana kana su içmeyin" diyerek çözüm yolu önerebiliyor.

İşte yine bir çevre haftası, yine karşımızda dağ gibi sorunlar ve yine haberlerde icraat yerine göstermelik kutlamalar.

   789 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Aralık 2008, Cuma   ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE
04 Aralık 2008, Perşembe   ISSIZ ADAM KİMİN AŞKI?
03 Aralık 2008, Çarşamba   SEBZEDE KOLİFORM
02 Aralık 2008, Salı   AYTUĞ ÖLDÜ!
29 Kasım 2008, Cumartesi   BU KADARINA DA PES ARTIK!!!
28 Kasım 2008, Cuma   EROĞLU'NDAN TALAT'A GERÇEK DEĞİŞİM!
27 Kasım 2008, Perşembe   DEVLETİN FOTOĞRAFI CEZAEVİ
26 Kasım 2008, Çarşamba   AĞBİ SEN GERÇEK KIBRISLI MISIN?
25 Kasım 2008, Salı   ANNE BABALIK
22 Kasım 2008, Cumartesi   SUÇLU KİM?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Derviş Bey seçildi UBP'nin işi bitti!!...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

İçimizdekiler söylerse, Ban hayda hayda sö...

Ahmet Tolgay

DOĞANIN İNSANLARDAN ÖÇ ALMASI...

Bilbay Eminoğlu

Yine göz boyadılar!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Canaltay UBP PM'de

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Hindistan'ın önemi

Oğuz Metiner

Kurban Bayramı yaklaşırken

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital