Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
UBP Genel Sekreterini seçmedi
'Ecstasy'ye 8 yıl
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



BU HAVADA, BU ADADA KANSER OLMAK

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Haziran 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu yaz rehavetine bulaşmış günlere, krizler, sıkıntılar, ölümler ve kör düğüm olmuş sorunlar hiç yakışmıyor.

  Ne var ki, artık siestayla bile örtemeyeceğimiz kör düğüm sorunlara öylesine boğulmuşuz ki, bunlardan uzaklaşmanın tek yolu, gerçeklikten uzaklaşmakla eşdeğer.

  Bu aralar, uzun süren tedavi ve yasakların ardından, herşey özgürlük tadında benim için. Hiçbiryere sığamaz halde, zamandan, şarttan, mesafe ve mekândan uzaklaşmış yaşıyorum, günlerimi.

  Plan yok, saat sınırı yok!

  Sebepsiz gülmek dakikalarca ve hayatı en tasasız haliyle yaşamak dürtüsü var, sadece.

  Bu muhtemelen hayatla geçici bir balayı dönemi ama, hiç kavgaya tahammül edilmez ya balayında, bu gerçekliklere tahammül etmek de hiç kolay gelmiyor.

   Dün 40 dereceyi aşan sıcağa inat, bu sıcağı da bu adada sevebilmenin tadında, kendimi yeni bir güne bırakırken, gazetede bir ilan ilişti gözüme.

   Kanser Hastalarına Yardım Derneği, Güney Kıbrıs'tan alınan radyoterapi tedavilerinin, yoğunluk dolayısı ile durma noktasında geldiğine işaret edip, yetkililerden yardım istiyordu.

   Bugün, kanser tedavilerinin çok önemli bir bölümü, Güney Kıbrıs'ta sürüyor.

   Ve belli dönemlerde, hasta yoğunluğu nedeniyle de ciddi sıkıntılar yaşanıyor.

   Bazen bir hayata mal olan sıkıntılar!

   Biz bütün bacakları ile hastaya sunamadığımız tedavi için, ciddi rakamlar ödeyerek, Güney'e gidemeyen hastaları yurt dışına gönderiyoruz.

   İlan üzerine telefonda sohbet ettiğimiz Dernek Başkanı Raziye Kocaismail de Eylül ayına kadar, Güney Kıbrıs'ın yeni meme kanseri tedavisi almadığının altını çizdi.

   "Şu anda, hastalar yoğunluk nedeniyle, İsrail ya da Atina'ya yönlendiriliyor" diyen Kocaismail, aslında hastaların, Türkiye'ye bile gitmek istemediğinin de altını çiziyor.

    Uzakta tedavi seçeneğini kullanmak gerçekten zor ama uzakta tedavi zorunluluğu altında kalmak, sanırım her şeyi daha da zorlaştırıyor.

   Tedavileri devam eden hastaların, ameliyat olduktan sonra, 3 ay içinde, mutlaka radyoterapiye başlamaları gerekliliğine işaret ediyor, Raziye Hanım, uzman görüşlerine işaret ederek ve bu kritik eşikte olan seçeneksiz hastaların da çaresizliğini anlatıyor.

   2005 yılında Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ndeki Radyoterapi merkezi kapatıldı. O gün bugündür de oldukça pahalı olan bu merkezin iyileştirilip, bir ekip kurulması da nedense mümkün olmadı.

    Oysa son 15 yılda, 6000'e yakın kanser vakasının tespit edildiğini söylüyor Kocaismail. Ve özellikle son yıllarda günde neredeyse, 2 yeni vaka başvurusu aldıklarını anlatıyor.

   "Sene başında bu rakam, 5185'di" diyor, ayrıca.

   Şimdi 6000'e yaklaşarak, neredeyse yılda 1000'e yaklaşma eğilimi gösteren yeni vakaya işaret ediliyor.

   Bunlar korkunç rakamlar!

   Ayrıca son yıllarda, meme ve prostat kanseri vakalarında önemli bir artışın kaydedildiğini ortaya koyuyor, dernek.

   Ama şu anda, bir süre önce ayrı bir birim olarak kurulan, Hematoloji-Onkoloji merkezinin de taşınmasının ardından, kalıcı bir onkoloğun da bulunmaması ciddi bir sorun yaratıyor.

   Raziye Hanım, Derneğin öncülüğü ve mali desteği ile adaya getirilen onkoloğun kayıt altına alınamadığı için, ülkeden ayrıldığını ve sadece, haftada 2 gün gelerek, hasta kabul ettiğini söylüyor.

   O da zaman zaman farklı programlar vesilesiyle kesintiye uğrayabiliyor.

   Kanser, sadece ülkemizde değil, tüm dünyada ciddi bir artış grafiği sergiliyor. Ancak bizim için telaffuz edilen rakamlar, normal sınırlarını da zorlayan rakamlar.

   Üstelik zaman zaman, kendi koşulları ile tedaviyi tercih eden kayıt dışı hastaların da varlığı ile Bakanlık rakamları ile dernek rakamları farklı olabiliyor.

   Dünyada devlet politikaları ile tedavi yöntemleri, gelişen tekniklere göre sürekli yenilenirken, koruyucu hekimlik konusunda da ciddi anlamda uğraşlar veriliyor.

    Oysa biz, koruyucu programların geliştirilmesini bir tarafa bırakın, günden güne artan vakalar karşısında, tam bir çaresizlik yaşıyoruz.

   Bağışlar ve gönüllü çabalarla uğraş veren bir dernek ve bakanlık arasında, ağır aksak yürütülmeye çalışılan çabalar var ancak önümüzde.

   Bir onkolog yok.

   Radyoterapi verilemiyor.

   Merkezde ciddi sorunlar yaşanmaya devam ediyor.

   Oysa bu konu sadece dernekler ve bakanlık bünyesine teslim edilemeyecek kadar büyük ve önemli bir konu.

   Küçücük bir ülkede ölümcül hastalıklar bu kadar başıboş bir şekilde artmaya devam ederken, buna "kader" tanımı yapılamaz.

   Bu tabloda her ölümde her yeni vakada hepimizin önemli sorumluluğu vardır.

   Ciddi bir artış trendi yaşanan kanser ile mücadelenin, artık gerçek anlamda bir devlet politikası halini alması kaçınılmaz.

   Yoksa hala yüksek gerilim hattı kavgaları yaparken bu yüzyılda, gıda denetimini geliştiremezken, bütün bunlara ek olarak, tedavi sunamazken, sadece gönüllü dernekler ve her sorunda günah keçisi gibi işaret edilmekten öteye gidemeyen bakanlıklar bünyesinde daha çok acılar çekeceğiz.

   1061 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Aralık 2008, Cuma   ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE
04 Aralık 2008, Perşembe   ISSIZ ADAM KİMİN AŞKI?
03 Aralık 2008, Çarşamba   SEBZEDE KOLİFORM
02 Aralık 2008, Salı   AYTUĞ ÖLDÜ!
29 Kasım 2008, Cumartesi   BU KADARINA DA PES ARTIK!!!
28 Kasım 2008, Cuma   EROĞLU'NDAN TALAT'A GERÇEK DEĞİŞİM!
27 Kasım 2008, Perşembe   DEVLETİN FOTOĞRAFI CEZAEVİ
26 Kasım 2008, Çarşamba   AĞBİ SEN GERÇEK KIBRISLI MISIN?
25 Kasım 2008, Salı   ANNE BABALIK
22 Kasım 2008, Cumartesi   SUÇLU KİM?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Derviş Bey seçildi UBP'nin işi bitti!!...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

İçimizdekiler söylerse, Ban hayda hayda sö...

Ahmet Tolgay

DOĞANIN İNSANLARDAN ÖÇ ALMASI...

Bilbay Eminoğlu

Yine göz boyadılar!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Canaltay UBP PM'de

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Hindistan'ın önemi

Oğuz Metiner

Kurban Bayramı yaklaşırken

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital