Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Üvey baba zulmü
Cinayet zanlısı intihara teşebbüs etti
Soyer: Umutluyuz / Ertuğruloğlu: Çözüm olmaz
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Hande Yener plakçısı Erol Köse ile yollarını ayırdı
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Romeo ve Anna Kiss çifteleyecek
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
"Mete Adanır Stadı, Girne takımlarını kurtaracak"
" Sivas 93" sahnelendi
Bolt şans tanımadı
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
Yenikent basketbol ile coştu
Maçlar farklı geçiyor
Play-offlarda haftanın programı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FARKLI BİR RÜYA

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Temmuz 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir süredir özellikle Annan Planı çözüm sürecinde etkin rol oynayan sendikaların, o dönem birlikte hareket ettiği CTP'ye karşı kullandığı eylem, grev ve söylemler şiddetle çözüm baltacılığı ile eleştiriliyor.

    Doğru!

    Bu son hükümet döneminde sendikalar, grev kartını çok kolay kullandı.

    Belki de hiç bu kadar kolay kullanılmayan süresiz grev tehdidi, "biz getirdik, biz götürürüz" noktasına kadar dayanarak, çirkinleşti.

    Bu dönem, sendikalar, haklı oldukları konularda dahi, grevi kolaylaştırıp, söylem ve istekleri sığlaştırarak, haksız pozisyonuna düştü.

   Özellikle, en sık grev yaşanan eğitimde, haklı argümanlar bile, sonu olmayan sığ hesaplaşmalara dönüştü.

   En son, yaklaşık 2 hafta süren orta eğitim grevi ile hükümet ve sendikanın geldiği nokta, aslında, her iki tarafın da başarısızlıklarına önemli bir örnektir.

    Grev, 2 hafta sonra, sendikanın talebini yerine getirerek kaldırıldığında, meslek liselerinde 9 dersten kalan bir öğrencinin, sınıfı geçebildiği gerçeği vardı, karşımızda.

   Şu bir gerçek ki, sendika, hak arayışı çerçevesinde eğitimi neredeyse hiç tartışmadığı eylemlerinde zümresel çıkarlar noktasına takıldı.

   Hükümet ya da bakanlık da sendikanın inadı karşısında inat sergilemekten öteye geçemeyip, sürekli geri adımlar atan ve akademik takvime bile sahip çıkmayan bir konuma geldi.

    Şimdi özellikle eşel mobil kavgalarında, bardak taşma noktasındayken, sendikalar sağcısı ile solcusuyla CTP'yi suçluyor.

   CTP de sağcısıyla solcusuyla sendikaları.

   Ama uzun zamandır ortada olmayan çözüm heyecanının da etkisiyle, CTP'nin, "çözüm sürecinde eleştiri olmaz, birliktelik olmalı" söylemleri belli ki, itibar görmüyor.

   Çünkü halk çözüm heyecanını, CTP de çözüm kartını uzun süre önce dondurdu, aslında.

   Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde, iki lider, 25 Temmuz'da yeniden bir araya gelecek.

   Her şey yolunda giderse, beklenti, 1 Eylül'ü kapsamlı müzakerelerin başlangıç tarihi olarak açıklamaları.

   1 Temmuz görüşmesinde, liderlerin üzerinde mutabık kaldıkları "tek egemenlik, tek kimlik" konusu, yeni bir çerçeve olmamasına rağmen, özellikle, çözüm karşıtı koronun sesini yükselttiği bir konu halini aldı.

    O kadar ki, Cumhurbaşkanı Talat, her açıklamasında, yeni devletin bir Rum devleti olarak görülmesinin yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyor.

    Oysa, referandumda %65 evet denilen planın ana felsefesi zaten buydu.

    Ve biz, "Annan Planı temelinden geriye gitmeyiz" argümanını dile getiriyorduk, bugüne kadar.

    Şimdi hala temel felsefe bile referandum sonucuna rağmen tartışma konusu yapılmaya çalışılıyorsa, bu süreçte tekrar başa döndük anlamına gelir.

    Kıbrıs'ı satmakla suçlanan Talat, aslında tam da bu iradeyle ve bu iradeyi korumak adına göreve getirilen bir liderdir.

    Şimdi bütün bunları tartışmak, anlamsızdır.

    Bu referandumu ve referanduma gelene kadar olan süreci inkar etmek anlamına gelir.

    Ama maalesef Talat, iç politikada CTP'nin yaşadığı çıkmazın gölgesinde kalıyor. Yine de bu çıkmazdan, sadece tek bir tarafı sorumlu tutmak, ancak kolaycılığa kaçmak olur.

    Bugün, çözüm felsefesinin tartışıldığı bir ortamda ve çözüm heyecanının kırıldığı noktada, sivil hareketi dinamikleyen sivil toplumun önemli bir sorumluluğu vardır.

    Ve tabii ki, doğru kadrolarla doğru icraatları yapamayan ve fark olarak ortaya koyup, söz verdiklerini gerçekleştiremeyen CTP'nin de sorumluluğu vardır.

    Ne var ki, hızlı ve geri dönüşsüz işleyen bir süreçte, artık sorumluluk payının bir önemi de kalmamıştır.

    Şimdi, yarın masaya bir çözüm planı konsa, Annan döneminde olduğu gibi süreci şekillendirecek, bunu halkla paylaşıp, halkın güvenini kazanacak bir güç var mıdır, emin olamıyorum.

    Odalar, dernekler, sendikalar ve siyasi partiler, yazık ki, referandum sonrasında uzun bir kış uykusuna daldılar.

    Toplum içinde ise, sürdürülemeyeceği başından belli olan bir gelirin paylaşımı kavgası başladı.

    Halk bunun sarhoşluğundan kurtulamadı ve hükümet edenler de bugünü öngöremedi. Ya da öngördüğü halde, gerekenleri yapacak kapasiteye sahip olamadı.

    Şimdi bir bedel ödemenin eşiğinde duruyoruz.

    Başarısız bir hükümet ve başarısız bir sivil irade ile geldiğimiz bu noktada, ödeyeceğimiz bedelin niteliği önemli artık.

     Sivil toplum zümresel çıkarların ötesine geçmeyi, CTP de iyi yönetimi seçemedi.

    Artık bıçak kemiğe dayanmışken ve bu kadar ağır bir güven bunalımı yaşanırken, bu krizi yönetmek ayrı bir beceri işidir.

    Bu beceriyi gösterip gösterememek de kader noktası.

    CTP bugüne kadar çizdiği hareket yöntemiyle bu noktaya geldi. Şimdi artık farklı şeyler söylemek zamanıdır. 

     Bunu yapabildiği ölçüde bu kriz başarılı yönetilebilir.

     Yoksa, yarın hükümet düşse, erken seçim olsa, ne yazık ki, daha iyi ve inandırıcı vaatler verebilecek enstrümanlar da ortadan kaldırıldı. Daha da ötesi, geçmişte korku olabilecek çözümsüzlük senaryolarının mimarları da o kadar kabus yaratmıyor halkın gözünde.

     Hükümet krizi yaşanırken, çözüm süreci mutlaka olumsuz etkilenir, ancak bu ortamın da bir istikrar taşıdığını ve çözüm konusunda liderlerin yeterince cesaretlendirilebildiğini söylemek maalesef zor.

    Türkiye ciddi bir krizin eşiğinde dururken, bugün bu halimizle eninde sonunda bizi de vuracak bu krizden nasıl az yarayla kurtulabiliriz ki?

    Önemli olan, bütün aktörlerin çözüm paydasında buluşması.

    Ama bu kez, hep bizden daha güçlü addettiğimiz bu aktörler, bizim tarafımızdan da yalnız bırakılmış durumdalar.

    CTP, şimdi, ya farklı bir kabus yaratacak, ya da farklı bir rüya.

    Ve bizim gerçekleşecek rüyalara ihtiyacımız var.

    Yeterince kabus gördük.

 

   343 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Eylül 2008, Cumartesi   DİN DERSLERİ
05 Eylül 2008, Cuma   İRADE ve ÖDEV
04 Eylül 2008, Perşembe   ONLAR BENİM İÇİN SADECE TALAT ve HRİSTOFİAS
15 Ağustos 2008, Cuma   ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM YAPACAK?
14 Ağustos 2008, Perşembe   CTP'NİN KURTULUŞU ÇÖZÜM
13 Ağustos 2008, Çarşamba   KAMU SAĞLIK ÇALIŞANLARI YASASI
12 Ağustos 2008, Salı   HASSASİYETLERİMİZ NASIL ŞEKİLLENİYOR?
11 Ağustos 2008, Pazartesi   KAMU SAĞLIK ÇALIŞANLARI YASASI ve TIP FAKÜLTESİ ISRARI
10 Ağustos 2008, Pazar   ÜNİVERSİTE SORUNSALI İÇİNDEKİ TIP FAKÜLTESİ
08 Ağustos 2008, Cuma   ÜNİVERSİTE SORUNSALI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KIBRIS TV VE YENİ DÖNEM

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Narenciyenin kıymetini bilmedik, bilemedik...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

"Bir plastik sandalyeyi bile çok gördü...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Hükümete bir anımsatma: Petrol fiyatları t...

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital