Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
'Ecstasy'ye 8 yıl
UBP Genel Sekreterini seçmedi
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



2009'da ÇÖZÜM BEKLEYENLER YENİLİKÇİ DAVRANMAK ZORUNDADIR

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Ağustos 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Cumhurbaşkanı Talat, 3 Eylül öncesi son durumu TAK için değerlendirdi.

Talat, "çözüm olacaksa erken olmalı, 2009 başında çözüm olabilir, gereken malzeme de vardır, zaten uzarsa kopma ya da bozulma olabilir" diyor.

Kıbrıs sorunu, yarım yüzyıldır tartışılırken, mutlaka önemli birikim ve tecrübeleri de not ederek tartışıldı. Şimdi kurulacak olan bir masada, bütün bunlardan yararlanılacaktır.

İlk Cumhurbaşkanı Denktaş da "Kıbrıs sorunu 40 dakikada da çözülür" diyerek, önemli olanın uzlaşı olduğuna vurgu yapmıştı.

Şimdi uzlaşma potansiyeli yüksek iki lider, süreci yaralamadan, en makul zamanda çözüme ulaşabilir.

Aksi hal ise, ayrılığa kadar gidebilecek yeni formüllerin değerlendirileceği, farklı bir dönemin başlangıcını oluşturabilir bu kez.

Çünkü Talat ve Hristofias, sıradan liderler değildir.

Talat ve Hristofias, Kıbrıs sorununu çözebileceklerine yıllar içinde en fazla inanılmış, iki liderdir.

Cumhurbaşkanı, açıklamalarında toplum içindeki çözülmenin, devlete inançsızlık ile güvensizliğin ve kimlik sorununun, ciddi boyutlara ulaştığının altını çiziyor.

Bunun, toplum geneline yayılmış bir sorun olduğunu ve çözüm sürecinde de bir zafiyet yaratacağını söylüyor.

Mutlaka, müzakere masasına oturmaya hazırlanan ve kendisini tüm toplumun Cumhurbaşkanı olarak tanımlayan bir liderin bu kaygılara işaret etmesi anlaşılırdır.

Şu bir gerçek ki, Talat, taşıdığı siyasi kimliğinin zaman zaman yarattığı sıkıntıları aşmak için önemli bir direnç göstermiştir. Zaman zaman Rumculukla, vatan hainliği ile suçlamaya giden radikal unsurlar, belli ölçüde sorun yaratabilmiştir.

Bunlar ötesinde bir pazarlık arifesinde bu kaygıların dile getirilmesi de anlaşılabilir.

Ancak, yeni bir üslup ve dil geliştirmesi en fazla beklenen bir lider olarak Talat, belki böyle zamanlarda daha seçici de olabilmelidir.

Aslında bir çözümün bir barış sürecine dönüşmesi için buna ciddi şekilde ihtiyacımız var.

Cumhurbaşkanı, kimlik sorunu yaşadığımızı, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportunun övünç malzemesi yapılmaya çalışıldığını ve bunun da izolasyonların kaldırılması politikasına zarar verdiğini söylüyor. Daha da ileri giderek, gazetelerin kimlik, irade ve inanç gibi hiçbir rahatsızlık duymadan, Güney'deki ilanları yayımladığından şikayet ediyor.

Şikayet nedenlerinin ana dayanağı ise, Güney'in bunu yapmaması.

Güney'in bunu yapmaması, yanlış bir davranış olarak sunulurken, doğrusu gösterileceğine, bu yanlışın, karşılıklılık esasına uyulması gerektiği salık veriliyor.

Üstelik kimlik, irade ve inanç duyarlılığı ile gazete ilanlarını aynı portalda değerlendirmek gerçekten karşı tarafı "düşman" ilan etmek demek.

Yeni bir süreçte, yeni bir dil yaratma kapasitesi fazlasıyla olduğuna inanılan bir liderin daha farklı cümleler kurması gerektiğini düşünüyorum.

Cumhurbaşkanı güneyden alışverişler konusuna değiniyor.

Dünyanın kuralı haline gelmiş olan serbest piyasa ekonomisinin, dili, dili, ırkı yok.

Para kendi dilini konuşuyor.

Yeni dünya düzeni de çeşidi ve farklı olanı cazip kılma anlayışı üzerinden şekilleniyor.

O yüzden, ihtiyaç ile ihtiyaç harici temelli istek, aynı portalda değerlendiriliyor, dünyada.

Yoğurt almak da yurtta bulunmayan bir ilaç almak da aynı anlama geliyor aslında. Bunu böyle değerlendirmek zorundayız.

Üstelik biz bu hassasiyetimizi, sadece Güney'den alışveriş için geliştirmeye çalışıyoruz. Yani, kimse "aman İstanbul'dan almayın" demiyor.

Bugün İstanbul'a bir günlük harcama ile Güney Lefkoşa'da bir günlük alışverişe harcanan para düşünülmeye değerdir.

Şimdi alışveriş kültürü üzerinden milliyetçilik beslemek kimseye kazandırmaz.

"Kıbrıs Tük halkı kendi varlığını tescil etmezse, bu halk yoktur demektir. Nasıl eşitlik iddianız olacak! Farklı değilseniz, Rum Yönetimi'nin sizi de yönetebileceğini pratiğinizle kabul ederseniz, eşitlik iddianızın anlamı kalmaz" diyor Cumhurbaşkanı.

Tabii ki farklılıkları ortaya koyalım ve eşitliğe önem verelim. Ama farklılıkları ortaya koyarken, karşı tarafı daha fazla ötekileştirmeden, düşmanlaştırmadan bunu yapabilmeliyiz.

İşte çözüm sürecinin en hassas noktalarından biri olan bu sorunu aşabildiğimiz ölçüde, toplumların çözümü sahiplenip, barış yapabilmelerini sağlayacağız.

Bu şüphesiz, sadece Talat'ın misyonu değil, Hristofias'ın da misyonudur.

Ama her zaman diğerinden beklemek için birinin de farklı nokta yaratabilmesi gerekiyor.

Anketler federasyon temelinden uzaklaşıldığını ortaya koyarken, ayrılığın daha cazip görüldüğünü söylerken, arzu gerçekten federasyon ise, artık farklı bir dil yaratılabilmeliyiz.

Talat'ın da Hristofias'ın da farklı cümlelerle, aynı şeyleri söyleme lüksleri yoktur.

Her ikisinden de beklenen, he iki toplumun birbirine farklı bir noktadan bakabilmesini ve empati yaratabilmesini sağlayabilmektir.

Yoksa, bunu bu iki liderden bekleyemeyeceksek, kimden bekleyebiliriz ki?

   586 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Aralık 2008, Cuma   ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE
04 Aralık 2008, Perşembe   ISSIZ ADAM KİMİN AŞKI?
03 Aralık 2008, Çarşamba   SEBZEDE KOLİFORM
02 Aralık 2008, Salı   AYTUĞ ÖLDÜ!
29 Kasım 2008, Cumartesi   BU KADARINA DA PES ARTIK!!!
28 Kasım 2008, Cuma   EROĞLU'NDAN TALAT'A GERÇEK DEĞİŞİM!
27 Kasım 2008, Perşembe   DEVLETİN FOTOĞRAFI CEZAEVİ
26 Kasım 2008, Çarşamba   AĞBİ SEN GERÇEK KIBRISLI MISIN?
25 Kasım 2008, Salı   ANNE BABALIK
22 Kasım 2008, Cumartesi   SUÇLU KİM?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Derviş Bey seçildi UBP'nin işi bitti!!...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

İçimizdekiler söylerse, Ban hayda hayda sö...

Ahmet Tolgay

DOĞANIN İNSANLARDAN ÖÇ ALMASI...

Bilbay Eminoğlu

Yine göz boyadılar!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Canaltay UBP PM'de

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Hindistan'ın önemi

Oğuz Metiner

Kurban Bayramı yaklaşırken

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital