|
Kamu Sağlık Çalışanları Yasası tam bir yılan hikayesine dönüştü.
Yasa ile ilgili tüm tarafların farklı noktalardan birbiri ile çatışma yaşadığı ortamda, Cumhurbaşkanı yasayı meclise iade etti.
Ancak, Adli Yılın açılışında yaptığı konuşmada, Anayasa Mahkemesi ile ilgili sert eleştirileri oldukça dikkat çekiciydi, Cumhurbaşkanı'nın.
Cumhurbaşkanı, "ben kendi görüşümü ortaya koydum, ama Anayasa mahkemesi, buna rağmen, görüş vermeliydi" diyor.
Çünkü anlaşıldığı kadarıyla, Cumhurbaşkanı, sivil toplum örgütü ve sendikaların esas tartışma yaratılan konuların değil de tali konuların sorulduğuna ilişkin eleştirilerinden rahatsız.
Anayasa Mahkemesi ise, Cumhurbaşkanı'nın yasayı 22 Temmuz'da aldığını, mahkemeye de 4 Ağustos'ta 14, 30, 44, 14,103,(1)(B) VE 61 (1)(A) maddeleri ile ilgili görüş istediğini anlatıyor.
19 Ağustos'ta ise, 41,44 ve 103(1)(B) maddelerinin, anayasaya aykırı olmadığı görüşünü ortaya koyduğunu ifade ediyor.
21 Ağustos'ta yapılan oturumda da 65(1)(A) maddesinin de aykırılığı görülmediği belirtilerek, mahkemeden, sadece 14 ve 30. maddelerle ilgili görüş istendiğini anlatıyor, ayrıca, Anayasa Mahkemesi.
1 hafta sonra 27 Ağustos'ta da ikinci bir yazı ile önceki hitap geri alınarak 41,44 ve 103(1)(B) ile ilgili de görüş istendiğini söylüyor, mahkeme.
Yani mahkemenin verdiği detaylardan anlıyoruz ki, Cumhurbaşkanı, belli maddelerle ilgili tereddütler göstermiş.
Ve Anayasa Mahkemesi'nden kendisinin önceden görüş belirttiği konularda tekrar görüş isteme ihtiyacı hissetmiş.
Hukuk çevreleri, yine de Anayasa Mahkemesi'nin Cumhurbaşkanı'nın son hitabını dikkate alarak, değerlendirme yapması gerektiğini söylüyor.
Çünkü aslında mahkemenin 19 Eylül'e kadar da yasal süresi olduğunu anlıyoruz.
Barolar Birliği Başkanı Mustafa İnan, Cumhurbaşkanı'nın yasal hakkı olmasına rağmen, Anayasa Mahkemesi'nden görüş talep ederken kendi görüşünü beyan etmesinin, etik olmadığı görüşünde.
Ama "mahkemenin zamanı vardı ve değerlendirme yapabilirdi" diyor.
Bütün bu tartışmalar bir tarafa, sendikalar, Kamu Sağlık Çalışanları yasası yanındaki diğer yasaların da birlikte hayata geçirilmesi talebiyle, eylem koyma kararlarını dile getiriyorlar.
Tıp İş ve Tabibler Birliği ise, yasanın değiştirilmesine karşı olduklarını açıkladılar.
Tıp-İş Başkanı Erol Şeherlioğlu, Kıbrıs TV'de katıldığı, Günün Getirdikleri programında, Kamu-Sen ve KTAMS'ın kamu yararına çalışmadıklarını söyleyerek, bundan sonraki ilişkilerinin de yeniden gözden geçirileceğini açıkladı.
Tıp-İş, kesinlikle ayrı bir doktorlar yasasının çıkması gerektiğini, bunun olmaması durumunda da süresiz genel greve gideceklerini açıklıyor.
Ne ilginçtir ki, sağlıkta reform derken, Cumhurbaşkanı'ndan Anaysa Mahkemesi'ne kadar ilgili tüm sendika ve sivil toplum örgütleri dahil, herkesin birbiri ile tartıştığı bir ortam yaşıyoruz.
Tartışılan ise, kesinlikle sağlık hizmetleri değil.
Hasta, bu tartışmaların hiçbir yerinde yer almıyor.
Kamu Sağlık Çalışanları Yasası, toplumun bütün kesimlerini yakından ilgilendiren bir yasa.
Sadece sağlık alanında değil, yapılacak değişikliklerle, kamudaki bütün yapıyı etkileyecek bir yasa, aynı zamanda.
Yapılan tartışmaların içeriğine bakıldığında da ne yazık ki, konunun özünün, sağlık, ya da sağlık isteminden öte, sadece Kuzey Kıbrıs'ın hantal kamu düzeni olduğunu görüyoruz.
Mevcut yapı, tartışılmayı ve yeniden yapılandırılmayı reddederken, reformdan bahsetmek de zorlaşıyor.
Ve her reformdan bahsederken bu tartışmalara yapışıp kalmak da hem mevcut yapının, hem de hükümetin dağınıklığının bir sonucu.
Keşke, sağlıklı ve bu kadar tartışılmayacak bir yasa ile en azından reforma geçişin yolu açılabilseydi.
|