|
Rum yönetimiyle memorandum imzaladı diye kaç gündür hep bir ağızdan İngiliz'e veryansın ediyoruz.
Çirkin bir pazarlık yapıldığını...
Rum yönetimi lideri Hristofyas'a destek verildiğini...
Bunun Kıbrıs sorununun çözüm sürecini olumsuz yönde etkileyeceğini...
Söyleyip duruyoruz.
Peki ama, yeni bir şey mi İngilizlerin yaptığı?
İngiltere'nin Kıbrıs sorununda Rum'dan yana bir tutum izlediğini yeni mi öğreniyoruz?
Bunca zaman bu ülkenin tarafsız olduğunu mu sanıyorduk?
Öyle düşünmüşsek çok yanılmışız demektir.
Rum yönetiminin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden Fransa ile Rusya'dan ve genelde uluslararası çevrelerden ilgi ve destek gördüğünü de yeni öğrenmiş olamayız.
Yadsınamayacak bir gerçek bu...
Sorunun kırk beş yıldır çözümsüz kalmasının esas nedeni de bu değil mi zaten?
Bu yüzden, İngilizlerin ister adadaki üsleri nedeniyle ister başka bir düşünceyle olsun Rum yönetimine destek vermesine şaşmamak lazım.
Kaç kez yazdım...
İngiltere'nin arada bir arkamızı sıvazlamasından medet ummayalım diye.
Annan planına 'evet'imizden dolayı karnemizi 'aferin'le doldurmaktan başka bir şey yapamayan uluslararası toplumdan da.
***
Rum yönetimiyle imzaladığı memorandumdan dolayı İngiltere'yi, "Tavşana kaç, tazıya tut" ya da "Hem nalına hem mıhına vurmak" politikası izlemekle suçluyoruz.
Önce, birinci deyimin sözlük anlamına bakalım.
Ne demektir?
Karşıt olan davalarında iki yanı birbirine kışkırtmak, her birini kendi tutumunda yüreklendirmek demektir.
"Hem nalına hem mıhına vurmak" ise, bir o yanı bir bu yanı desteklemek anlamına gelmektedir.
İki deyimin anlamı aşağı yukarı aynı.
Ama İngiltere'nin böyle bir politika izlediğini söylemek biraz zor!
Bu ülkenin, memorandum olayında olduğu gibi hep tek taraflı davrandığını söyleyen yine biz değil miyiz?
O zaman nasıl oluyor da bir o yanı bir bu yanı birbirine kışkırttığından, yüreklendirdiğinden, desteklediğinden söz ediyoruz..
Üç garantör ülkeden biri olan İngiltere'nin, sorunun ta başından beri Rum tarafından yana olduğu açık değil mi?
Anımsayalım...
Son olarak şu izolasyonların kaldırılması meselesinde, "yasal engel var" diyerek, yani "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni kastederek bu konuda hiç bir şey yapılamayacağı mesajı veren, bu ülkenin eski başbakanı Tony Blair değil miydi?
1963 yılına dönelim.
21 Aralık'ta ortaklık cumhuriyetinin bozulmasına ve Kıbrıslı Türklerin yönetimden dışlanmasına garantör ülke olarak seyirci kalan aynı İngiltere değil miydi?...
Sorulması gereken bir soru daha var...
On bir yıl adadaki kanlı olaylara göz yuman, 1974'te Yunan askeri cuntasının 'Enosis'in gerçekleştirilmesine yönelik darbesine ses çıkarmayan ve Türkiye'nin birlikte müdahale önerisine karşı çıkan hangi ülkeydi?..
***
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Ercakıca, "İngiltere'nin, Kıbrıs Rum yönetimi ile imzaladığı memorandum ile Kıbrıs'taki iki halk arasına sürekli bir gerginlik yaşanmasını mı hedeflediği" yönündeki bir soruya karşılık,
"Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın sözcüsü olarak bu soruya cevap vermek istemem. Siyasi tarihte yaygın bir görüştür; İngiltere'nin böl ve yönet politikası. Onun bir unsuru mu bu son gelişmeler, bu konuda yorum yapmak istemem."dedi.
Ama yorumunu yapmış oldu aslında....
Ne şu ne bu...
Bu son gelişmeler İngiltere'nin o politikasının bir unsurudur galiba.
|