|
Beklenen oldu...
Hükümetin yaptığı, sermayenin hoşuna gitti...
Ticaret Odası, hükümete 'iyi yaptınız' dedi...
Desteğini bildirdi.
Bakın ne diyor Oda yöneticileri:
"Hükümetin, eşel-mobile bağlı olarak iki ayda bir otomatik olarak yapılan maaş artışlarını Bakanlar Kurulu'nun yetkisine almayı öngören ve bu şekilde eşel-mobil sisteminin bileşik maliyet etkisini kısmen azaltarak, personel maaşlarının bütçeye yıllık gerçekleşen enflasyondan daha fazla yansımasını azaltmaya yönelik düzenlemesini olumlu buluyoruz."
Yapılanın doğru olduğuna inanıyorlar...
Hükümetin, bütçenin yükünü azaltmak için elini vatandaşın cebine uzatmasına alkış tutuyorlar.
Başımızdakilerin savurganlığını, aşırı istihdamları, dış geziler için harcanan milyonları, istendiğinde istenildiği kadar para bulunabildiğini görmezden geliyorlar.
Hayat pahalılığından da hiç söz etmiyorlar...
Elektriğe, telefona, suya, akaryakıta, tüp gaza ve akla gelebilecek her şeye zam yapıldığını görmezden geliyorlar.
Dövizin ikide bir patlamasını, çarşı pazarda fiyatların sürekli olarak yukarılara çekilmesini, dar ve sabit gelirlilerin maaşlarının giderek eridiğini de göz ardı ediyorlar...
Ülkeyi güllük gülistanlık sanıyorlar.
Başka ne diyorlar?
Eşel-mobil, aynı zamanda özel sektör çalışanlarına yönelik haksız bir uygulamaymış.
Çok doğru!
İyi ki özel sektör çalışanlarını hatırladılar...
İyi ki özel sektör çalışanlarının haksızlığa uğradığının farkındalar...
Ama, hükümeti bu "haksız uygulama"yı ortadan kaldıracak düzenlemeler yapmaya çağıracak yerde, iki kesim arasındaki eşitsizliğin, kamu çalışanlarıyla emeklilerin kazanılmış haklarının budanmasıyla ortadan kaldırılmasını istiyorlar.
Özel sektör çalışanlarının, asgari ücretlilerin eline geçen parayı yeterli buluyorlar.
"Biz maaş artışı yapmıyoruz, hayat pahalılığı ödeneği de vermiyoruz... Memurlara, emeklilere bu haklar niye verilsin." gibi bir mentalite içindeler sanki.
***
Aslında Ticaret Odası, bu "lütfuyla" hükümete diyet ödüyor.
Marketlerin çalışma saatleriyle ilgili düzenlemede hükümetin isteklerini yerine getirmesinin diyet borcudur bu anlaşılan.
Hatırlayacaksınız...
Oda Meclisi, geçen şubat ayında hükümetin işyerlerinin açılış kapanış gün ve saatlerini düzenleyen kararı üzerine ortalığı kaynatmış, kararı tümden reddetmişti.
Çalışma saatlerine müdahaleyi asla kabul etmeyeceklerini, sivil itaatsizlik yapacaklarını bildirmişlerdi.
Ve sonuçta hükümet bu kararından geri adım atmıştı.
Ne yazık ki, çıkarlar söz konusu olunca akan sular duruyor.
Hükümetin çalışanların ve emeklilerin kazanılmış haklarının budanmasına yönelik girişimlerinden çıkarları zedelenmiş olsaydı aslan kesileceklerdi! .
Oda yetkilileri bir hususun daha farkında değiller.
Küçük işyeri işletmecileri, esnaf kendileri gibi düşünmüyor.
Çarşı pazarı maaşların beslediğinin, çalışanların eline para geçmezse hava alacaklarının bilincindeler.
***
Ticaret Odası, tüp gaza yeniden sessiz sedasız zam yapıldığını biliyor mu acaba?
İğneden ipliğe her şeyin fiyatının katlandığının, yeni zamların yolda olduğunun farkındalar mı acaba?
Tesadüfe bakın, gazetede tam da bu satırları yazarken önüme, Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği'nin konuyla ilgili bir basın açıklamasını koydular. Altında birlik başkanı Sayın Cafer Gürcafer'in imzası var.
Hükümetin eşel-mobil hususunda atmış olduğu adımı yürekten destekliyormuş.
Ve hükümetin ağzıyla konuşuyor:
Karara karşı çıkan sendikalar ve siyasi partiler bütçe açığını giderme ve denk bütçe oluşturma hususunda görüş ortaya koysunmuş.
Görülüyor ki, sermaye hükümetin yanında saf tutmuş...
Şimdi ne kadar tuzu kuru olan varsa bir bir çıkacak ortaya.
Ticaret Odası, İnşaat Müteahhitleri Birliği ve onlar gibi düşünen kuruluşların sayın yetkilileri, bildikleri, gördükleri yalın bir gerçeğe gözlerini kapatıyor.
Hükümet bu yıl çalışanlara tek kuruş maaş artışı vermeyecek. Eşel-mobil maaş artışı değildir. Devlet Planlama Örgütünüm açıkladığı, (çoğu zaman sıfır ya da eksi çıkarılarak gerçek rakamları yansıtmayan) adı üstünde hayat pahalılığıdır. Çalışanların alım gücünün erozyona uğramaması içindir. Enflasyon yoksa, hayat pahalanmıyorsa, fiyatlar sabit tutulabiliyorsa böyle bir ödenek söz konusu olmuyor zaten.
Sayın Gürcafer, inşaat malzemesinin fiyatları artınca, bunu yaptığı inşaatların maliyetine yansıtmıyor mu acaba?
Özet:
Durdurabilir misiniz fiyatları, zamların önüne geçebilir misiniz?
Bunu yaparsanız kimse sizden tek kuruş artış istemez.
Bütçe açığını gidermeye, sendikaların öneri sunmasına gelince o iş hükümetin bileceği bir iştir.
Bunun için iş başındadırlar.
Eşel-mobil konusunda, hükmet yetkililerine, ticaret adamlarımıza, iş çevrelerimize sağduyunun hakim olacağına inanmak istiyoruz...
Aksi halde ülke tam bir kaosa sürüklenmiş olacak ve topum bundan, kolayca kapanamayacak büyük yaralar alacak!
|