|
Bu ülkede hep böyle olageldi...
Muhalefettekiler iktidardakileri sürekli eleştiriyor...
İş bilmezlik, tutarsızlık, hesapsızlıkla suçluyor...
Suçlamaların arasında mutlaka ama mutlaka partizanlık ve populizm de yer alıyor...
İşbaşındakilerin hesap vermesi, verememesi halinde istifa etmesi isteniyor.
Bugün muhalefetin CTP-ÖRP hükümetine yaptığı da budur.
Hükümet, muhalefetin "yaylım ateşi" altındadır.
Peki hükümetler ne yapıyor?
Bir kulağından koyup, öteki kulağından çıkarıyor!
Bildiğini yapmayı sürdürüyor...
"Ben yaparım olur" mantığından hiç şaşmıyor!
Bugünkü hükümetin yaptığı da budur.
Ve bu böylece sürüp gidecektir.
Bizde böyle bu işler...
Değişmez, değiştirilemez!
Bugün UBP ya da DP'nin CTP için söylediklerini, dün CTP'nin bu partiler için söylediğini kimse unutmuş olamaz.
***
Şimdi sadede gelelim.
Serbest Çalışan Hekimler Birliği, "Kamu Sağlık Çalışanları Yasa Tasarısı"nın kamuda çalışan hekimlere, yani vatandaşın tabiriyle hükümet doktorlarına, yasal yoldan, çalışma saatleri dışında özel çalışma hakkı vermesini eleştirerek bunun anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirtti.
Birlik başkanı Kandemir Berova, öteden beri kamu sağlık kuruluşlarında tam gün çalışma düzenini savunduklarını anımsatarak, kamu hekimlerinin özel sektörde yasal çalışma olanağına kavuşmasının ayrıca, yasadaki çıkar sağlama yasağıyla çeliştiğine işaret etti.
"Hastalar bazen kamuya bazen de özeldeki hekime aynı hastalık için başvurabilmektedir. Yasa tasarısının onaylanması halinde kamu hekimi hastasını hem kamu hastanesinde hem de özelde yasal çalışırken ücret alarak görebilecektir." diyor Berova ve soruyor:
Böyle bir durumda, 43. madde (çıkar sağlama yasağı) işletilecek mi?
Hiç sanmam!.
Bu ülkede hükümetin dokunamadığı, dokunmaya kalkması halinde şiddetli bir tepkiyle hatta "sivil itaatsizlik"le karşısında bulacağı kesimler var.
Örneklerini çok gördük...
Son örnek; sermayenin, marketlerin açılış kapanış saatlerine uymayacağını açıklamasının ardından hükümetin geri adım atması.
Peki, iktidarda başka bir parti ya da partiler olsaydı, başka türlü mü davranacaktı?
Kimsenin gözünün yaşına bakmayan farklı bir tutum izleyebilecek miydi?
Kuşkusuz, hayır!
Bu yüzden serbest çalışan hekimlerin işi zor.
***
Şimdi gelelim şu eşel-mobil meselesine...
O konuda hükümet sanıldığı gibi adım atmadı.
Atmaya da niyeti yok...
Çünkü o dokunamadığı kesimlerden biri arkasında...
Bu yüzden sendikaların da işi zor.
Meğerki, konunun karara bağlanmasının eylüle ertelenmesine yol açan iradeyi sürdürsünler....
Yani bir yerde "dokunulmazlar" arasına girebilsinler.
Baksanıza zam bombardımanı başladı.
Elektriğe bilmem kaçıncı zammın ardından gübreye ve akaryakıta da bindirdiler!
Gübreye okkalı geldi...
Akaryakıta şimdilik kuruş kuruş...
Ama kuruşların arkası gelecek...
Elektrikte de, okkalı zamlara geçmeden önce kilovat başına birkaç kuruş artışla başlamışlardı işe.
Kim bilir sırada ne var.
Seyrüsefer ruhsatlarının, öteki harçların neredeyse ikiye katlanacağını biliyoruz da bunlarla yetinecekleri düşünülemez.
Bütçedeki delik yamalanamayacak kadar büyük.
Maliye Bakanı Sayın Uzun'un "mucizeleri" de yetmez kapatmaya!
Asgari ücret mi dediniz?
Durun bakalım!
Daha yedinci ay bile bitmedi!
Özet:
Ne olacak bu memleketin hali diye söylenmeye devam...
|