Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
UBP Genel Sekreterini seçmedi
'Ecstasy'ye 8 yıl
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



Hayat bayram olsa...

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   30 Eylül 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Şarkısı da var...

"Şu dünyadaki en mutlu kişi...

Mutluluk verendir...

Şu dünyadaki sevilen kişi...

Sevmeyi bilendir...

Hayat bayram olsa...

İnsanlar ele el tutuşsa..." diye...

                                                                              

                                                                                      ***

Nedense bayramlar mutlu günler olarak görülür...

İnsanların mutlu yaşadığı, mutlu geçirmek istediği günlerdir bayram günleri...

Bütün herkes memnun, herkes neşeli, herkes mutludur bayramlarda!

Öyle olmasa bile belli etmemeli, mutlu görünmeli insan.

İnsanların çok sevindiği, çok mutlu olduğu bir olay karşısında "bayram sevinci yaşadım" demesi boşuna mı?...

Ya da bayram günlerinde yakalamışsa o sevinci, mutluluğunu "çifte bayram yaptım" diye nitelemesi.

Şarkıda olduğu gibi keşke her gün bayram olsa...

Keşke hayat bayram olsa...

Keşke insanlar her gün bayramda olduğu gibi el ele tutuşsa, birbirine sarılsa..

Ne var ki keşkelerle olmuyor; hayatı bayram yapamıyoruz...

Zordan öte olanaksız bir şey bu.

Bayram günlerinde bile gerçek anlamda mutlu olamıyoruz...

Sözlük anlamı, "bütün özlemlere, bütün isteklere eksiksiz bir biçimde ve sürekli olarak erişilmekten duyulan kıvanç" ya da "insanın bir isteği, özlemi yerine geldiğinde duyumsanan sevinç" olan gerçek mutluluğu kolay mı yakalamak.

Hele üzerinde yaşadığımız bu coğrafyada, içinde bulunduğumuz koşullarda.

Yine de küçük şeyler bile mutlu edebiliyor insanı.

Hatta o küçük şeyler, mutluysa daha mutlu etmeye başlıyor insanı.

O küçük şeylerden neler neler yok ki çevremizde...

Hiç bir şey bulamıyorsanız, hayal kurun. Hayal kurmak bile güzeldir; rahatlatıyor, mutlu edebiliyor insanı.

Mutluluğun anahtarı da zaten hayallerde gizli değil mi?

 

                                                                                          ***

Bir ipekböceği düşünün...

Taze bir dut yaprağı üzerinde yumurtadan çıkan minnacık bir tırtıl olarak açıyor gözlerini dünyaya. Gece gündüz durmadan dut yaprağı yiyor, yedikçe büyüyor ve yetişkin bir insanın orta parmağının uzunluğuna ulaşıyor. Sonra bir çalıya tutunarak üst dudağındaki delikten incecik iplikler halinde ipek salgılıyor. Başı dönmeden ve dengesini hiç kaybetmeden üç dört gün hiç durmadan başını 8 çizer gibi oynatarak yaklaşık 130 bin kez dönüyor ve kendini oluşturduğu ipek kozası içine hapsediyor. Uzun bir uykuya yatıyor. İnsanlar kozayı kendi halinde bırakırsa iki iç hafta içinde kozayı parçalar ve bir kelebek olarak dışarıya çıkar. Çok iyi anımsıyorum; Samanbahça'da çocukken  ipekböceği besleyenler, ipek kozalarından çıkan ve hiç bir işe yaramayan, bizim o zamanlar "bumburiya" dediğimiz  bu kelebekleri biz çocuklara verirdi. Beslemeye çalışırdık ama hiç bir şey yemezlerdi. İpekçilik yapan insanlardan bazıları ne yazık ki, kendileri için yararlı bir şey bırakan o bembeyaz, sevimli hayvancıkların kendiliğinden dışarıya çıkmalarını beklemeden kozaları kaynar suya atarlar ve yok ederler onları.

Bunları niye yazdım?

Yalan dünya işte... Her şey geçici bu dünyada. İnsan dahil bütün yaratıklar, dünyaya gelir, görevini yapar, ömrünü tamamlar ve göçüp gider.

İpekböceği de öyle. Minnacık hayatı yoğun bir çalışma, bir şeyler üretme içinde geçti. Bir görevle, bir hedefle  geldi dünyaya. Kendisine verilen görevi yerine getirdi, hedefini gerçekleştirdi ve çekip gitti. Hiç şikayet etmedi. Kaynar suda haşlanacağını bile bile.

                                                                                             ***

Biz insanların da bir hedefi olması gerekmez mi bu dünyada?  Kendimize bir çekidüzen vermemiz, bir şeyler üretmemiz, arkamızda bir şeyler bırakmamız gerekmez mi? Öleceğimizi bildiğimiz halde.

Gelin bu bayram günlerinde bir ara vicdanımıza danışalım...

Davranışlarımızla ilgili yargıda bulunalım, ahlaki değerler üzerinde duralım...

Doğruyu ve iyiyi yapabiliyor muyuz?

Arkamızda insanların; en azından sevdiklerimizin, çocuklarımızın yararlanabileceği bir şeyler bırakabilecek miyiz?

İşte asıl mutluluk budur...

Tanrı geçinden versin, bir gün yaşama veda edeceğimizin bilinciyle dünyadaki görevimizi yapmanın, arkamızda iyi, güzel  bir şeyler bırakmanın mutluluğu....

İşte o zaman bayramlarda gerçek mutluluğu tatmış oluruz...

O zaman hayat bayram olur!

Tüm okurlarımın, bütün insanlarımızın, bütün Türklük dünyası ve İslam aleminin bayramını yürekten kutlar,

mutlu günler dilerim.  

                                                                                            

   594 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Aralık 2008, Cuma   Yine göz boyadılar!
04 Aralık 2008, Perşembe   Fırtına öncesi sessizlik
03 Aralık 2008, Çarşamba   İktidar değişikliğinden çok,dürüst politikacılara ihtiyacımız var!
02 Aralık 2008, Salı   Bu adaletsizlik, daha ne kadar sürecek?...
30 Kasım 2008, Pazar   Kanlı Dere 90 yıl önce bir aktı, bir aktı ki...
29 Kasım 2008, Cumartesi   Hakemsiz maç yapılabilir mi?
28 Kasım 2008, Cuma   Çocuklarımızın hatırına...
27 Kasım 2008, Perşembe   Derdimiz yokmuş gibi...
26 Kasım 2008, Çarşamba   Cezaevine ağıt
25 Kasım 2008, Salı   Devlet eliyle ağaç kıyımı



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Derviş Bey seçildi UBP'nin işi bitti!!...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

İçimizdekiler söylerse, Ban hayda hayda sö...

Ahmet Tolgay

DOĞANIN İNSANLARDAN ÖÇ ALMASI...

Bilbay Eminoğlu

Yine göz boyadılar!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Canaltay UBP PM'de

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Hindistan'ın önemi

Oğuz Metiner

Kurban Bayramı yaklaşırken

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital