|
Mutlaka, bilim ve genetik dahil her alanda, o alana önemli katkılarda bulunmuş büyük isimler vardır. Genetik dünyasında, 'Genetiğin Babası' olarak bilinen rahip Gregor Mendel, sadece önemli bir isim olmakla kalmamıştır. Bilim ve özellikle genetik tarihine bakılınca, aslında çoğu şeyin Mendelin yaptığı araştırmalar doğrultusunda başladığı görülmektedir. Hayatta olduğu sürece yaptığı araştırmalar ve bilime yaptığı katkıların takdirini tadamamış olan Mendel ne yazık ki bilimde hak ettiği yeri ve 'Genetiğin Babası' unvanını öldükten sonra aldı. Sevgili okurlar, bu haftaki köşemizde, Gregor Mendel'in hayatına şöyle kısaca deyineceğiz.
1822 yılında Avusturya'da fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Johann 'Gregor' Mendel, çocukluk yaşlarında, öğretmenleri tarafından yaşıtlarına göre daha ileri seviyede olmasıyla hatırlanırdı. Daha çocukluktan bilime ilgi duyan Mendel'e, yüksek eğitimini aldığı sırada, bir öğretmeni tarafından St. Thomas Manastırı'na katılması önerilir. Çağının bilim alanında en iyi eğitim merkezlerinden biri olarak bilinen St Thomas Manastırı'nda, Mendel, geleneklere uygun olarak yeni ismi 'Gregor' u alır.
Manastırda, zamanını sürekli olarak kütüphanede geçirmesiyle bilinen Mendel, burada kendini Teoloji (Din bilimi), fiziyoloji ve doğal bilimler üstüne geliştirir. Kendini eğitmesinin yanı sıra, bir eğitimci de olan Mendel, manastırda, öğrencilerine Latin, Yunanca ve Matematik dersleri de vermekteydi. Bir süre sonra, manastırdaki zamanını bahçesindeki bitkiler üzerinde araştırma yaparak geçirmeye başlayan Mendel, calışmalarını özellikle bitkiler arasındaki farklılıklar, kalıtsallık ve onların evrimsel gelişimi üzerinde yoğunlaştırmıştır.
Mendel ve 'Bezelye'leri
Mendel'in en önemli deneylerinin konusu bezelye idi. Daha önce başka bilim adamlarının da bezelye bitkileri üzerinde deneysel döllenme çalışmaları yaptığını bilen Mendel, farklı nesillere ait bezelyeler arasındaki farklılıkları gözlemleyebileceğini biliyordu. Adi bezelye (hakiki/saf cins olmayan) tanelerinin bazıları düz yuvarlak, bazıları buruşuktur, ya da bazı taneler sarı, diğerleri ise yeşildir. Bunun yanı sıra bazı bezelye bitkileri uzun iken, bazıları ise kısadır. Mendel, 1856 ve 1863 yılları arasında, yaklaşık 28,000 bezelye bitkisi yetiştirerek bu bitkileri düzenli tozlaşmalara tabi tutar ve araştırmaları sonucunda yukarıdaki özelliklerin dölden döle nasıl aktarıldığını gösterir.
Genellikle iki özelliğin bir araya gelmesi sonucunda her zaman bir 'karakteristik ortalaması' olabileceği düşünülürken, Mendel'in deneyleri, iki saf karakterin birleşmesi sonucunda karakter ortalaması gözlemlenmeyince, bu düşünceyi çökertti. Örneğin, uzun ve kısa bitkileri dölleyen Mendel, sonuç olarak 'melez uzun bitkiler ' elde edince uzunluk karakterinin, kısalık karakterine baskın olduğunu gözlemler. Dolayısıyla Mendel, genetikteki 'Dominantlık (Baskınlık) Kanunu'nu keşfeder.
Bezelye bitkileri üzerindeki araştırmaları, Mendel'in hayat boyu gerçekleştirdiği deneylere ve keşiflere sadece bir örnektir. 1865 yılında yayınlanan ve zaman geçtikçe ünlenen 'Bitki Melezleri Üstüne Denemeler' adındaki eseriyle Mendel, 'Genetiğin Babası' unvanına erişir. Hayatının son günlerine kadar kendini bilime adamış olan Mendel, kendinden sonra gelen bilim adamlarına genetik alanında bir ışık olmuştur.
Sevgili okurlar bir sonraki köşemizde buluşmak üzere sevgi ve huzur dolu günler sizlerin olsun.
|