Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Önce dövüldü, sonra tecavüze uğradı
Evrim kazası: Platypus
Okulları grev vurdu
Çin'i deprem vurdu: Binlerce ölü
Ambargoları reddediyoruz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Bir babanın anlatımıyla...

Türem Delikurt

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Nisan 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

'İlk kez baba olacaktım...9 ay boyunca eşimle birlikte ilk kez tadacağımız bu duygu için sabırsızlıkla bekledik. Hem heyecanlanıyorduk, hem de biraz ürküyorduk tabii. Ne de olsa ilk çocuğumuzdu. Kitaplar okuyor, her gün yeni bir şeyler öğreniyorduk. Sanki de kendimizi hayatımızın en büyük sınavı için hazırlıyorduk. Anne-baba olmak çok büyük bir sorumluluk ne de olsa. Düşünün bu küçücük can size emanet... Onu en iyi şekilde büyütmek, yetiştirmek, onun hayatı en iyi şekilde yaşamasını sağlamak sizin sorumluluğunuz! Her anne ve babanın en büyük dileği ve amacıdır bu!

Kızımızın doğduğu günü tarif etmek için kelimeler yetmiyor. Bebeğimizi ilk kucağıma aldığım andaki duygularımı tarif etmek çok zor. Gözlerini açıp bana baktığı anda bir baba olduğumun bilinci içindeydim artık... O andan itibaren onu, hayatı boyunca gücümün yettiğince koruyacağımı düşünürken buldum kendimi. Kızıma bakınca, eşimle daha da bir bütün olduğumuz duygusu doldurdu içimi... Bundan böyle tam bir aileydik.

Biz tüm bu sevinci yaşarken, doktorumuzun bebeğimize biraz soru işaretiyle baktığını fark ettim. Yüzünde sanki de bir bilmece çözmeye çalışırmış gibi bir ifade vardı. Doktorumuz, ne yazık ki, aklına takılan bu bilmeceyi bir kaç gün sonra çözdü... Bize bebeğimizin, özellikle gözlerinin ve burnunun şekillerinden dolayı, Down sendromu olabileceğinden şüphelendiğini söyledi. Eşimle neye uğradığımızı şaşırdık.

Bebeğin kromozomlarına bakarak teşhisi teyit etmek istediğini bize açıkladı.

Biz dokuz ay boyunca her şeye hazırlanmaya çalıştık ama bu tamamıyla bir şoktu. Test sonuçları bebeğimizin teşhisini doğruladığında dünya başımıza yıkıldı... Bir baba olarak bebeğimi her şeyden korumak isterken hayatının ilk günlerinde ona konan bu teşhisle kendimi çok çaresiz hissettim. Bu kontrolümün dışında olan bir olaydı çünkü...

İlk günler çok zordu oldu bizim için. Ailemiz ve arkadaşlarımız bize yardım etmeye uğraşıyorlardı. Ancak, biz kızımızı tanımaya ve Down sendromunu anlamaya çalışıyorduk! Kısacası hayata ayak uydurmaya çabalıyorduk. Kimse ne diyeceğini bilmiyordu ya da sürekli soru soruyordu. Bu durum eşimi ve beni çok etkiliyordu. Eşime destek olmanın, bunun yanı sıra bebeğimiz için ne yapacağımızı anlamaya çalışmanın stresi inanılmazdı. Mecburen işe döndüğümde bu beni daha da yıktı. Ama duygulardan bahsetmek, çaresizliğimi dile getirmek benim için çok zordu. Güçlü olmak, aileme bakmak benim için önemliydi... Duygularımı içime atmaktan, yalnızken ağlamaktan başka bir çarem yoktu...'

Sevgili okurlar, bu haftaki köşemizde kızı Down sendromundan etkilenen bir baba bize kendi ağzından yaşadıklarını ve bir baba olarak hissettiklerini aktarmak istedi. Bu haftaki köşemizde çocuklarına hastalık teşhisi konulduğu zaman ve genellikle söz konusu duygular olduğu zaman ne yazık ki çoğunlukla arka planda kalan babalara deyineceğiz. Tabii ki bu konudan bahsederken amacımız, annelerin hislerini önemsiz kılmak veya dışlamak ya da anne ve babanın hisleri açısından birinin diğerinden daha önemli olduğunu söylemek değildir.

'Roller'

Yeni doğan bir bebeğe veya çocuğa teşhis konulduğu zaman bu, şüphesiz ki en başta anne ve baba olmak üzere ailedeki herkesi derinden etkiler. Aileler, içinde bulundukları bu durumdan dolayı bir anda üzüntü, korku, şok ve panik gibi bir çok duyguyla karşı karşıya kalırlar. Her ailenin, her aile ferdinin, her anne ve her babanın bu duruma ve hissettikleri duygulara karşı tepkisi bir birinden farklıdır.

Kabul etsek veya etmesek de, yaşadığımız toplum ve kültür, kadın ve erkeğin yani anne ve babanın rollerini şekillendiriyor. Bu aslında sadece bizim ülkemiz için değil bir çok ülke ve kültür için de geçerlidir. Anne ve babanın görevleri ve rolleri tabi ki eşit olmalıdır, sonuçta bu bir 'takım' işidir. Gerçekte sadece 'annenin rolü' ya da 'babanın rolü' diye bir şey yoktur. 'Roller' ve sorumluluklar paylaşılmalıdır!!!.

Her ne kadar da çoğu ailede evin geçimi hem annenin hem de babanın çalışması ile sağlanıyorsa da, bir erkek olarak babanın ailesinin geçimini 'garantileyen' ve onların ihtiyaçlarını karşılayan kişi rolü ve onun bu role adapte olma sorumluluğunu hissetmesi bir gerçektir.

Çocuklarına konan bir teşhisle kendilerini karmaşık ve üzücü bir durumda bulan ailelerde babalar, eşlerinin ve ailedeki diğer fertlerin kendilerinden destek beklediklerini ve güç almak istediklerini hissedebilirler. Bu hissin getirdiği sorumluluktan dolayı da babalar kendi hissettikleri duyguları ikinci plana atarak ailelerine destek ve güç vermek için uğraşabilirler. Ancak hissettiklerini içlerine atmaları ve tüm sorumluluğu üstlenmeye çalışmaları hali, onların ailelerine verecekleri desteği ve temelde kendilerini de bir süre sonra olumsuz etkilemesine neden olabilir.

Çocuklarına konan teşhisin yanı sıra, çocuklarının hastalıklarından dolayı ihtiyaç duydukları tıbbi bakım, ilaç ve özel eğitim gibi masrafları karşılamak için babalar, kendilerini daha fazla çalışmak zorunda hissedebilir ya da buna mecbur kalabilirler. Bu, onların ailelerinden ve çocuklarından uzak kalmalarına ve yaşadıkları stresin artmasına da neden olabilir.

Aslında, toplumda bireyler olarak, kendilerini bu tarz zor durumda bulan aileler için, hem annelere hem de babalara anlayış ve destek vermek görevimiz.

Peki babalar (ve anneler ) için ne önerebiliriz?

- Bilgi toplarken kaybolmamak: Her ebeveynin yaptığı gibi, çocuğunuza teşhis konduğu zaman ilk olarak yapmak istediğiniz şey, teşhisle ilgili elinizden geldiği kadar çok bilgi toplamaktır mutlaka. Artık, internet sayesinde dilediğimizden de çok bilgi parmaklarımızın ucunda. Bilgi toplamak belki de çoğu baba için (ve tabi ki anne için de) en önemli konudur. Ancak, daha fazla bilgi toplamak için girdiğiniz arayış sırasında çocuğunuzu tanımayı ve onunla vakit geçirmeyi de ihmal etmeyin.

- Destek almak: Destek almaktan çekinmeyin. Bu sizinde hakkınız!!! Sizin de ne hissettiğinizi dile getirmeniz, içinizdekileri biriyle paylaşmanız çok önemlidir. Hissettiklerinizi eşinizle paylaşabilirsiniz. Veya hem kendinize hem de eşinize destek olmak için bir psikolojik danışmandan yararlanabilirsiniz. Kendinize ve eşinize zaman ayırın.

- Başka insanların tepkileri: Özellikle, ufak bir toplumda yaşadığımız için aileler çevreden gelen sorulara ve tepkilere karşı çok hassastırlar. Anne ve babalar aslında bundan eşit derecede etkilenmektedirler. Zor olsa da çevreden gelen yorum ve tepkilere karşı direkt ve açık olmak belki de baş etmek için en iyi yoldur. Tabii ki kimseye açıklama yapmak zorunda değilsiniz ancak çocuğunuzun teşhisi ile ilgili olarak etrafınızdaki kişileri bilgilendirmeniz toplumda, aslında içinde bulunduğunuz durumun sizin için ve ileride başka aileler için bir istisna olarak algılanmamasını sağlayacaktır.

- Sağlığınıza dikkat edin: Çocuğunuzun sağlığı ve ihtiyaçları tabii ki listenizin en başında. Ancak, siz ve eşiniz de sağlığınıza dikkat etmelisiniz. Unutmayın ki çocuğunuza en iyi desteği verebilmek için sizin de hem psikolojik hem de fiziksel olarak sağlıklı olmanız gerekli.

Sevgili okurlar, bizimle deneyimini ve duygularını paylaşan babaya buradan teşekkür ederek sizlere sağlıklı, huzurlu ve sevgi dolu günler dilemek istiyorum. Bir sonraki köşemizde buluşmak üzere, kendinize iyi bakın

   1372 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
25 Mart 2008, Salı   Yani her şey için bir 'gen' var mı?
12 Mart 2008, Çarşamba   Klinefelter (XXY) Sendromu nedir?
27 Şubat 2008, Çarşamba   Huntington hastalığı
13 Şubat 2008, Çarşamba   Nörofibromatosis Tip 1 (NF1)
05 Şubat 2008, Salı   Dünyada neler oluyor...
16 Ocak 2008, Çarşamba   İşte ürküten 'K'!
08 Ocak 2008, Salı   Hata yapmak insana mahsustur
26 Aralık 2007, Çarşamba   "Harika!!" mı demek lazım yoksa "Yok daha neler" mi?
16 Ekim 2007, Salı   Genlerimiz bizi 'suç' işlemeye programlayabilir mi?
03 Ekim 2007, Çarşamba   "Boyumuzun ölçüsü"



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,2550 1,2700
1 STERLİN 2,4500 2,4780
1 EURO 1,9380 1,9580



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Biraz daha az konuşsak

Başaran Düzgün

BİR RUM İLE EVLENİR MİSİNİZ?

Ali Baturay

NEDEN SUÇLU CENNETİ OLDU BU ÜLKE?

Akay Cemal

Anlaşılmaz tuhaf işler...

Hasan Hastürer

Lokmacı Kapısı evlat, Ledra Palas üvey evl...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar...(6)

Ahmet Tolgay

HER ANNE BİR ŞİİRDİR... (*)

Bilbay Eminoğlu

Pahalılık yok!

Dilek ÇETEREİSİ

Tilki rüyasında "fericik" görürmüş...

Necdet Ergün

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası

Uzm. Mine Çağlar

"Mesane kanseri" ve risk faktörler...

Dr. Umut Altunç

Elektrik hatlarındaki “gerilim”...

Aysu Basri

YA EĞİTİM HAKKI?

Sevilay SADIKOĞLU

Sen Kaderimsin...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Dr. İsmail KEMAL

Barroso'ya hatırlatmalar

Emin AKKOR

1 Mayıs'mış neyime; işçi, çalıştı, iş ...

Türem Delikurt

Bir babanın anlatımıyla...

Oğuz Metiner

ANA BORCU

Ali Özçil

Sevdiğimiz meyve çilek

Bedia BALSES

"Etnik ve Sentetiği" Sorgulayan bi...

Beste SAKALLI

HAYAT ANNELERİ

Psikolog Ayla Kahraman

BOŞANMA

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

G e l e n e k s e l H E L L İ M Ü r e t...

Osman Ertuğ

İki şehrin hikâyesi

Bener HAKERİ

Sanatta devamlılık yok

Ata ATUN

RUMLARIN YENİ TEZGAHI

Mehmet RATİP

Büyük Öteki: Köylü ve Cindy seviştikten so...

Dr. Orhan Aydeniz

Toprağa Gömdüğümüz Servet

Harid Fedai

İç Haberler

Cumhur DELİCEIRMAK

Yok Cemelin Devesi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital