|
Afganistan'da Taliban militanlarına karşı savaşan NATO güçlerinin ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğu sır değildi. 10 Fransız askerinin öldüğü, 21 Fransız askerinin de yaralandığı son Taliban saldırısı, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi. Taliban militanları, Fransız askerlerine pusu kurarken, Pakistan sınırına yakın bir Amerikan ordu üssüne de saldırdı. Kısa süre önce Kandahar hapishanesi ve Kabil'deki Hindistan elçiliğine gerçekleştirilen saldırıları da göz önünde bulundurduğumuzda, Taliban'ın "vur, kaç" taktiği ile NATO güçlerini zayıflatmayı amaçladığı görülüyor.
10 Fransız askerinin ölmesi, Fransa'ya büyük bir darbe. Fransız ordusu için son 25 yılın en büyük kaybı. Daha önceki en büyük kayıp 1983 yılında Lübnan'da meydana gelmişti. Afganistan'da şimdiye dek toplam 14 Fransız askeri hayatını kaybetmişti. Şimdi bu rakam 24'e çıktı.
Fransa Cumhurbaşkanı Nikola Sarkozy, bu olaydan sonra, Amerikalıların taleplerine uyarak Afganistan'a ek asker gönderdiği için eleştirilere hedef olacak. Geçen Nisan ayında yapılan NATO zirve toplantısında ABD, müttefiklerin Afganistan'da savaş bölgelerine asker göndermelerini talep etmişti. Afganistan'da Amerikan, İngiliz, Kanada ve Hollanda askerleri savaşıyor. Diğer ülkelerin askerleri başka bölgelerde görev yapıyor. NATO zirvesinde Almanya, ABD'nin isteğini reddetmişti. Washington'la iyi ilişki geliştirmeye çalışan Nikola Sarkozy ise kabul etmişti. Bu çerçevede Fransa Afganistan'a savaşmak için 700 asker daha gönderdi. Bu askerler, daha güvenli olduğu sanılan Afganistan'ın doğusuna gönderildi. 10 askerin ölmesi, bu hesapların doğru olmadığını gösteriyor. Fransa'nın Afganistan'da toplam 2600 askeri var. Fransız askerlerin büyük bölümü Kabil bölgesinde. 10 askerin ölmesi, Fransızların Afganistan'dan ayrılması baskılarını artıracak.
ABD, Afganistan'ı 2001 yılında işgal etti ve Taliban hükümetini devirdi. Daha sonra Irak'ı işgal etti ve dikkatlerini Irak üzerinde yoğunlaştırdı. Bu durum Taliban'a toparlanma ve saldırıya geçme fırsatı verdi. Afganistan'daki savaşı NATO devraldı ancak beklenen başarı elde edilemedi. Taliban'ın en önemli avantajı, Pakistan içindeki üsleridir. Sovyet ordusuna karşı sürdürülen savaşta Pakistan üs görevi yapıyordu. Şimdi NATO güçlerine karşı savaşta da Taliban'ın ve diğer radikal İslamcıların üssü
konumunda.
Pakistan izin vermediği için Amerikan uçakları bu bölgeleri bombalayamaz. Dolayısıyla Taliban militanları vurup Pakistan'a kaçıyorlar. Pakistan'ın bu bölgelerindeki medreseler Taliban'a kadro sağlıyor. Zaten Taliban hareketi bu medreselerin öğrencilerinin yarattığı bir hareket. Irak'ta işler iyi gitmediği için, El Kaide ve benzeri örgütlerin militanları da Afganistan'a geçiyor. Demek ki, Taliban'ın insan kaynağı sorunu yok. Eroin ticareti nedeniyle para sorunu da yok. Bu durum, savaşın uzun süreceği anlamına geliyor.
Afganistan'daki savaşta Pakistan'ın önemli rolü göz önünde bulundurulduğunda, Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref'in istifasının bu gelişmeleri nasıl etkileyeceği önem kazanıyor. Müşerref sonrası dönemin nasıl olacağı bilinmiyor. Koalisyon hükümeti içindeki anlaşmazlıklar siyasi istikrarsızlığa yol açarsa, Taliban ve onu destekleyen güçler bundan yararlanacak.
10 askerin hayatını kaybetmesinden sonra hemen Afganistan'a giden Nikola Sarkozy'i zor günler bekliyor. Fransız kamuoyu, askerlerin Afganistan'a gönderilmesine karşı. Yapılan tüm kamuoyu yoklamaları bunu gösteriyor. Sarkozy, kendi kamuoyunun istekleri ile dış politika realiteleri arasında denge kurmak zorunda. Bu kolay değil.
1979 Sovyet işgalinden beri savaşların, ölümlerin, yıkımın sona ermediği Afganistan'ın yakında bu belalardan kurtulması, barış ve istikrara kavuşması beklenmiyor. Afgan halkı, daha uzun süre çile çekecek. NATO'nun Afganistan'da başarısız olma lüksü yok. Ancak, başarının nasıl elde edileceği henüz belli değil. Kasım ayındaki ABD başkanlık seçimlerinden sonra herhalde durum değerlendirilmesi yapılarak, daha etkili strateji ve taktikler uygulanacak.
|